|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Teröristlerle hasbihal olur mu?" muahezesini göze alarak bu yazıyı yazıyorum. Bu da benim yoğurt yiyişim. Öcalan'ın avukatları ile görüştükten sonra, yazılarımla PKK - KADEK dünyası arasında bir iletişim kanalı oluşmuş bulunabileceğini düşünerek bazı değerlendirmelerimi iletmek istiyorum. Böyle bir yazının her şeye yeniden başlama umudu taşıdığı kolaylıkla tahmin olunabilir. Evet, her şeye yeniden başlama... Önce onların da katılacağını ümid ettiğim bir tesbit yapmak istiyorum: - PKK–KADEK şu anda ABD'nin elinde rehin olarak bulunuyor. Eğer bu tesbit doğru ise, ABD'nin bu "rehin"i, bir şantaj aracı olarak kullanma gibi bir niyetinden kuşku duymak da garip kaçmayacaktır. Telefonun bir ucunda Türkiye var: - Sayın Ankara, PKK–KADEK militanları elimde bulunuyor. Şayet benim dileklerimi yerine getirirsen onu sana verebilirim. Aksi takdirde PKK–KADEK tehdidi orada duracak... Bu pazarlığın nihai amacı nedir, çok net değil. Tahminler yapılabilir. Ama, Washington odaklı bir pazarlık olduğu açık. Yani PKK şunu anlamalı ki, şu anda net biçimde bir pazarlık kozu haline gelmiş bulunuyorlar. Böyle bir pazarlık ortamında PKK–KADEK'in tercih yapmasının kolay olacağını düşünmek mümkün. Tercih imkanları sınırlı, çemberi daralmış bir yapı... böyle bir durumda "kurtuluş"u Amerika'dan bekleyip, onun "şantaj unsuru" haline gelmek kolay. Böyle bir durumda, "Kuzey Irak'taki ve Avrupa'daki liderlerinizi sürgüne gönderelim, sade militanlarınız ise, bizim de zorlamamızla gerçekleşen Eve Dönüş Yasası çerçevesinde Türkiye'ye döner, daha ilerde de siyaset yapar, davanızı sürdürürsünüz." yollu bir denklem, sıkışmış bir yapı için kurtuluş simidi olarak görülebilir. Şimdi burada, strateji uzmanı Ali Nihat Özcan'ın dikkat çektiği bir ihtimali hatırlayalım. Özetle diyor ki: - Eve Dönüş Yasası gibi açılımlar, PKK gibi sıkı disiplinli yapılarda, tek tek insanlara ulaşmaz, tek tek de karar alınmaz. Olay, gene örgüt bütünlüğü içinde değerlendirilir ve buna göre davranış belirlenir. Eğer işin içinde bir oyun varsa, liderlere yönelik sürgün vs. planı, bizzat senaryoyu kuran Amerika tarafından bir takvimde siyasi mücadelenin ön çalışması olarak düşünülmüş olabilir. Bu tesbiti yabana atmak mümkün değildir. Çünkü PKK–KADEK'in, böyle bir projeye yatkın olduğu düşünülebilir. Bu proje, uzun vadede ABD'ye de uygunsa, -uygun olabilir, çünkü Kuzey Irak'ta bir tür Kürt yapılanmasının ebeliğini yapan Amerika'nın, uzun vadede Türkiye'ye yönelik hesaplarının bulunmaması da mümkün değildir.- PKK–KADEK şantajı ile ABD, şu anda Türkiye'yi bir şeylere razı edebilir, uzun vadede de PKK–KADEK'le müşterek projeler yürütebilir. Bunun şartı, PKK–KADEK'in, ABD senaryosuna bel bağlamasıdır. Şimdi gelelim işin hasbihal yanına... Öcalan'ın avukatlarıyla yaptığım görüşmede bizzat onlar, ayrıca bana verilen "Kürt meselesi üzerine öneriler" başlıklı raporla da bizzat Öcalan, bir "Amerikan oyunu"na dikkat çekiyor ve bu oyuna gelinmemesini istiyordu. Oyun ne olabilirdi? Oyun PKK – KADEK'in kullanılması olabilirdi. Muhtemel ki bizzat Öcalan, 15 yıl boyunca uluslararası odaklarca görüp gözetilen bir hareketin lideri olarak, farklı bir konjonktür söz konusu olunca, bizzat ABD tarafından Türkiye'ye teslim edilişinin derin muhasebesini yapmış ve hareketinin süper güç odaklarınca "kullanılan" bir yanı bulunduğunu görmüştü. Şimdi kullanım bitmiş ve defteri dürülmüştü. Bundan sonra yeniden "kullanılışlar"a razı olmak veya olmamak noktasındaydı? Acaba böyle miydi? Ben böyle olmasını temenni ederim. Benimle yapılan konuşmanın da, "öneriler" diye ortaya serilen görüşlerin de bir "özeleştiri"nin ürünü olması sağlıklı olur. Ben diyorum ki: ABD'nin bir şantaj unsuru olmayı reddetmek, bu ilk ana karar olmalı. Bu, bir anlamda, ABD'nin geleceğe oynayan stratejilerine eklemlenmeme tavrı ile paralel bir karardır. Ne demek bu? Şu demek ki, ABD eğer PKK – KADEK'ten, gelecekte Türkiye içinde bir "farklı cenin!" üretmek ve "doğum" gerçekleştirmek istiyorsa, buna imkan vermemek. Ben, 15 yıldan bu yana Türkiye'de zaten böyle bir "cenin oluşturma" ve "doğum" peşinde gözüken PKK – KADEK'e böyle bir teklifle gelmenin komik olabileceğini düşünmüyor değilim. Ama, bana gelen insanların bir değerlendirmelerini ciddiye almak eğiliminde olduğum için böyle bir teklifi ortaya koyuyorum: Dedi ki bana Öcalan'ın avukatları: -Türk ve Kürt kardeştir. Bin yıldır içiçeyiz. Bu vatanı bin yıldır birlikte savunduk, inşa ettik. Bu yaklaşım Öcalan'ın "öneriler paketi"nde de vardı. Bunun anlamı "Biz birbirimizden ayrılamayız" demekse, ve bunda samimiyet varsa, yani idare-i kelam için söylenmemiş sözlerse, onun gerektirdiği tavırlar içinde olmak gerekiyor. Nedir bunun gereği? Bir "ayrılık bilinci" oluşturma yönündeki tavırlardan ve oluşumlardan vazgeçmektir. PKK 15 yıldır silahlı mücadele verdi ve bunun sonuç vermeyeceği görüldü. Çok insanın hayatına mal oldu bu. Gençler kara toprağa düştü, anneler kara yas bağladı. Türkiye'ye çok şeye mal oldu. Bundan en çok Türkiye'yi zayıflatmak isteyenler kazançlı çıktı. Türkiye, Türk Kürt bütün nüfusuyla acı bir bedeli ödedi. Şu andan sonra düşülecek en büyük yanlışlık, silahlı mücadeleyi, siyasi mücadelenin önünü açan bir ön çalışma olarak değerlendirip, yeniden "ayrı bir ırk adına siyasi mücadele" vermektir. Böyle bir çizginin de, sadece Türk'ü ve Kürd'ü ile Türkiye'ye zarar vereceği muhakkaktır. Türkiye'yi zayıf düşürmek isteyenlerden başka kazananı olmayacak bir iştir o. Diyorum ki: -Bırakın elinizdeki gençleri, gelsinler ve özgürce hayata katılsınlar. Derlenip toparlansılar, rehabilite olsunlar... Liderler için sürgün hayatının göründüğü, bir anlamda Avrupa himayesine mazhar kılınılan bir zamanda, genç militanlar ateşin içinde kalmasınlar. - Ayrıca Avrupa'nın bir ülkesinde (Norveç) sürgüne gidecek olanlar, bir "ayrılık bilinci" gibi durmasınlar. Evet, Türkiye demokratikleşsin, özgürlükleri içine sindirsin, bu ülkede hiçbir insan herhangi bir farklılığı sebebiyle gadre uğramasın, gadre uğrayanların hakkını hep birlikte savunalım. Ama, ülkeye bir bedel ödetmekten de vazgeçsin herkes. Gençleri kurban vermekten vazgeçelim artık. PKK liderliği, bana göre, eğer küçük hesaplar peşinde değilse ve gerçekten liderlik kumaşına sahipse, en hayati sorumlulukla karşı karşıya... Belki de şöyle bir son değerlendirme yapılabilir: "Bir halkın sıkıntılarını gündeme getirme noktasında misyonumuzu ifa ettik, ama yanlışlar da yaptık. Şimdi her şeye yeniden başlama zamanındayız."
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |