|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir ara Amerikan tv dizilerinden etkilenen herkesin diline yerleşmişti sözcük; olur olmaz her yerde, akla gelecek gelmeyecek her gelişmeye, "Harika" tepkisi verir olmuştuk. Şimdi o kadar kullanılmıyor, ama bazı yetkili ağızların son değerlendirmelerini dinleyip okudukça, "Maşallah" demeyi kabullenmeyen dilim "Harika" sözcüğüne sığınıveriyor... Son 'harika' şu: "Biz Irak'a savaşa değil barışa gidiyoruz..." Ne kadar 'harika' bir züğürt tesellisi değil mi? Züğürt tesellisi oluşu, Irak'ta esas savaşın 'savaş' diye sunulan göz boyamanın bitmesinden hemen sonra başlaması gerçeği yüzünden... 'Savaş' düzenli güçler arasında olur; Irak'ta ülkeyi savunmakla görevli silâhlı güç, savaşmak yerine ortalıktan kaybolmayı tercih etti. En fazla korkulan 'Cumhuriyet Muhafızları' denilen özel yetiştirilmiş birliklerdi; onlar da –büyük ihtimalle bir pazarlık sonucu– direnmediler. 'Savaş' sırasında ölen az sayıda müttefik askerinin sonunu getiren ya uğradıkları bir kaza, ya da 'dost ateşi' oldu... Buna karşılık, George W. Bush'un, "Savaş bitti" açıklamasını yaptığı 1 Mayıstan buyana geçen üç ay içerisinde, 'savaş' sırasında hayatını kaybedenlerden daha fazla insan can verdi. Her iki taraftan da... Sadece son 10 gün içerisinde Iraklıların açtığı ateş sonucu ölen Amerikalı asker sayısı 16... (ABD'nin toplam insan kaybı: Saldırıya uğrayarak ölen 50, kazaya uğrayan 60). ABD Genelkurmay başkanı Gen. Richard B. Myers, önceki gün, "Irak'ın ortası savaş bölgesi" açıklamasını yaptı. Irak'taki işgal ordusu komutanı Gen. Abizaid karşılaştıkları direnişin adını doğru koydu: 'Gerilla savaşı'... O halde, "Biz Irak'a savaşa değil, barışa gidiyoruz" gerekçesi kâğıt üzerinde ne kadar 'harika' görünürse görünsün, gerçekleri asla yansıtmıyor... Türk askeri bugünkü şartlarda Irak'a gönderilirse, hiç kuşkunuz olmasın, oraya savaşmaya gitmiş olacak... Askerin görevi savaşmaktır; ülküleri için gerekirse canını vermek üzere eğitilir asker... Ancak, 'yalan' gerekçeler üzerine oturan 'âdil' olmayan bir savaşa giden askerin nasıl bir ruh hali içine girdiğini görmek için Irak'ta yaşananlara projektör tutmak bile yeterli. Adı 'gerilla savaşı' konduğu için, Amerikan askeri, herkesi 'düşman' görüyor ve henüz yürümeye başlamış bebelere bile kelepçe takabiliyor. Dünya basınına yeni yeni sızmaya başlayan 'savaş manzaraları' hiç de iç açıcı değil. Orada karşılaşacakları bizim askerlerin görev bilincini bulandıracak ve bundan ülke savunması da olumsuz biçimde etkilenecektir. Irak'a savaşa değil barışa gidileceğinden söz edenlerin önce kendi vicdanlarına kabul ettirmeleri gereken önemli bir sorun var. Irak'a savaş başlamadan önce söylenenler ve yazılanlar, Washington'daki usta savaş propagandacılarının ağız ve kalemlerinden çıktığı için, bayağı etkileyiciydi. 45 dakika içerisinde nükleer başlıklı füzeleri devreye sokacak, kimyasal ve biyolojik silâhlarını komşularına yöneltmekten kaçınmayacak gözü dönmüşlükte, 11 Eylül terörünü dünyanın başına sarmış bir lideri yerinden etmek için yapılıyordu savaş... Amacı da, yıllarca diktatörlük altında ezilen Irak halkına demokrasi götürmekti... Başta Amerikan ve İngiliz kamuoyları olmak üzere dünya bu gerekçelerle savaşa "Evet" der hale getirildi. BM'nin devreden çıkartılmasına rağmen bazı ülkeler savaşa destek verdilerse aynı propaganda yüzündendir. Ancak, o propagandaların Türkiye üzerinde fazla bir etkisi olmadığı TBMM'nin aldığı tarihî karara yansıdı. Bugün gerçekler olanca çirkinliğiyle görülebilir ve Türkiye'nin böyle bir savaşın dışında kalma kararının haklılığı ortada dururken bizim insanımızın farklı bir tavır alması nasıl beklenebiliyor? Şimdi söylenenlerin akla, havsalaya sığan bir tarafı var mı Allah aşkına? Bu durumu görüp de, Amerikan tv dizilerinden öğrendiğimiz o tek sözcüğü kullanmamak mümkün mü? 'Harika' doğrusu, hem de ne 'harika'!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |