AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Bir tanesi yetmiyor mu?

DSP'nin çiçeği burnunda genel başkanı Zeki Sezer, "İdealim, ikinci Sezer olmak" demiş. İkinci Sezer, birincisini (Ahmet Necdet Sezer'i) Türkiye için önemli bir güvence olarak görüyor; o nedenle "ikinci bir Sezer vakası" olmaya hazırmış.

Aman Allah korusun.
Birincisi yetiyor.
Hatta, fazla bile geliyor.

* * *

İkinci Sezer'le ilgili yazdığım, "Gel de paniğe kapılma" başlıklı yazıma, DSP önde gelenlerinden birinden, hadi adını da söyleyeyim, yeni dönemde muhtemelen genel başkan yardımcılığına atanacak olan Süleyman Yağız'dan tepki geldi.

Yağız, o kendine yakışır ölçülü ve nezih üslubuyla, "Sayın Zeki Sezer'in birikimli, üstelik de demokratik açılımları olan bir lider" olduğunu söylüyordu.

Ben aynı kanaatte değilim.

Mutlaka birikimlidir.

İşaretli de olsa, yönlendirilmiş delegeler tarafından da seçilse, değil mi ki Türkiye'de hükümet etmiş önemli bir partinin genel başkanlığı koltuğunda oturuyor, illa ki birikimli biridir.

Fakat birkaç günlük icraati ve demeçleri, "demokratik açılımlar" konusunda pek de umut vaadetmiyor.

Sayın Zeki Sezer'in sorunu da, diğer sayın sosyal demokrat liderler gibi, "otomatiğe bağlanmış" ifadelerle siyaset yapması.

Daha önce de sormuştum: Bu ülkeye biraz sıra dışı, herkesin söylediklerinden farklı şeyler söyleyen, kullana kullana yalama ettiğimiz kavramlar (cumhuriyet, laiklik vs.) konusunda hiç değilse ezber bozacak bir sosyal demokrat lider gelmeyecek mi?

Sezer üstelik, ürkütücü bir DSP portresi çiziyordu. Çok daha ürkütücü olabilen partiler varken; örneğin laikliği ve cumhuriyeti korkutucu bir kalkan olarak kullanan, bu konuda hatırı sayılır bir başarı sağlayan "kadim ve kurumsal CHP" dururken, niçin Sezer'in DSP'sine oy verecektik ki?

Sezer türdeşlerinden farklı olarak ne söylüyordu?
Bize hangi "demokratik açılımları" vaadediyordu?

* * *

Sabah yazarı Emre Aköz, "Toplumun hayati sorunlarında dahi ortaya çıkmayıp kendini Köşk'e kapatan... Gerilimleri törpülemek yerine sivrilten... Yol açıcı, yön verici, destekleyici olmak yerine; tıkamayı, engellemeyi, kösteklemeyi vazife bilen birisini... Özetle Türkiye'deki bürokrat zihniyetin bir numaralı temsilcisini öven, benimseyen, takdir eden; kısacası onu 'kahraman' ilan eden bir parti genel başkanı..." diyordu.

Ben bir şey demiyorum.
Bu konuda çok yazdım.
Yoruldum.

Birikimli, üstelik de "bilmediğimiz" demokratik açılımları olan Sayın Zeki Sezer, bu tavrı, bu üslubuyla Cumhuriyet gazetesinden bol bol aferin alır.

Oy alabilir mi?
O çok zor işte...


3 Ağustos 2004
Salı
 
AHMET KEKEÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED