AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Tatil ve turizm...

Gazete ve televizyonlara inanacak olsak Türkiye'de herkesin yaz aylarında tatil yaptığına hükmedeceğiz. Çok sayfalı gazeteler sayfalar dolusu tatil ilanlarıyla çıkıyor. Hangi tatil yöresinin ne tür avantajlara sahip olduğu, nasıl gidileceği, nerelerde yenilip içileceği gibi bilgilendirici yazılar süslüyor sayfaları.

Yine televizyon programları da tamamen tatile ayarlı. Diziler bile tatildeki hayatı yansıtan bölümlerle ekrana geliyorlar. Tatil beldelerinde çekilen "televole" türü görüntüler ekranları süslüyor. Tekrar üstüne tekrar… Galiba zaten yaz aylarında kimse televizyon seyretmiyor, tekrarlarla idare etmek en iyisi demeye getiriliyor.

Tatil; sıradan hayata farklı bir boyut…

Gerçekten bu durum Türkiye'yi ne kadar yansıtıyor?

Bugün büyük bir sektör haline dönüşen turizm bu şekliyle modern şehir hayatının önemli bir parçasıdır. Sanayileşen toplumlarda insanların büyük bölümü şehir merkezlerinde hayatlarını geçiriyor. Mesai mefhumu dahilinde başkasının işyerlerinde çalışıyor, maaşla hayatını kazanıyor. Standart bir hayatı var. Nerede ise her gün yaptığı eylemler birbirinin aynısı. Büyük bir makinenin küçük bir parçası olarak işlev görüyor. Tam bir mekanik hayatla karşı karşıya. Rutin, sıradan, mekanik, sıkıcı ve aşkın boyutu olmayan bir hayat!

Tatil bu sıradan hayata ara verilen bir zaman dilimi. Devamlı yaptığınız aynı şeylere bir anda nokta koyuyorsunuz ve tatil boyunca farklı şeyler yapıyorsunuz. Mesela her gün taktığınız kravatı takmıyorsunuz, takım elbise giymiyorsunuz, aynı işyerine gitmiyorsunuz, aynı masaya oturmuyorsunuz, aynı belgeleri imzalamıyor, benzer olaylarla karşılaşmıyorsunuz… Bu az bir şey değil. Sıradan hayata farklı bir boyut ve anlam katıyorsunuz. Mesai mefhumundan uzak istediğiniz gibi hareket ediyor, farklı şeyler yapıyor, her zamanki otoritelerin gücünü hissetmiyorsunuz.

Oysa ki şehrin mekanik ilişkileri dışında varlığını sürdürenler için tatil diye bir şey yok. Evet cümleyi yanlış kurmadım; şehir dışındaki insanlar için tatil diye bir kavram ve farklı bir yaşama alanı yok. Bu insanlar için mekan değiştirme, başka yerlere gitme, dinlenme yok mu? Elbette var. Mesela Türkiye'nin pekçok yerinde hâlâ yaylacılık yapılıyor. Ama bu şehirli insanın anladığı anlamda bir turizm faaliyeti değil, hayatın bir parçasıdır. Yaz aylarında hayvan sürülerini daha iyi şartlardaki yerlerde bulundurmak için çıkılan yüksek yaylalar yaşanan hayatın bir parçasını oluşturuyor. Bunun zorlukları, sıkıntıları var, ancak insanlara sağladığı imkanlar da eksik değil.

Anadolu'nun pekçok yerinde hayvancılıkla uğraşan herkesin bildiği ve yaşadığı bir gelenek. Oysa yaylaların turizm sektörüne dahil edilerek şehir insanının gezip görmesine, dinlenmesine, macera duygusunu tatmin etmesine sunulması nispeten yeni modern durumdur. Her yıl yaylaya çıkan köylü için yaylanın anlamı ile şehir insanının macera duygusunu tatmin ettiği yaylanın anlamı aynı olabilir mi?

Turizm bir kültür yaratıyor…

Modern şehir insanının bir faaliyeti olan turizm kendisine özgü bir kültür meydana getiriyor. Bunun geleneksel hayatın tabii bir parçasını oluşturan yaylacılık, tarihi ve tabii mekanların ziyaret edilmesi, akraba ve dost ziyareti gibi biçimlerle bütünleştirilmesi imkansız görülüyor.

Bu aynen son yıllarda Ramazan ve Kurban Bayramlarındaki tatilleri toplumun farklı kesimlerinin farklı şekilde değerlendirmelerine benzemektedir. Modern şehir insanı bunu şehir hayatından uzaklaşacağı bir fırsat olarak değerlendirirken geleneksel değerlerle bağını sürdürenlerse bayramın anlamına yakışır şekilde eş dost ziyaretine tahsis etmektedir. Bu durumda herkesin bayramı kendine göre olmaktadır.

Toplumumuz sanayileşiyor, şehirleşiyor ve buna bağlı olarak farklılaşıyor. Sanayileşmenin, şehirleşmenin arttığı toplumlarda turizm farklı bir hayatın yaşandığı bir ara dönem olarak öne çıkıyor. Ama toplumun büyük bölümü için tatil diye bir şey yok. Tarlanın ekilmesi, hasadın yapılması, hayvan sürülerinin yaylanması, ürünün uygun fiyata satılması, çoluk çocuğunun rızkının temin edilmesi, eş dostun ziyaret edilmesi çabaları aralıksız devam edip gidiyor…

Dünyayı gezmek, bizden önceki toplumların geriye bıraktıklarını görmek, tabiatın eşsiz harikalarını okumak için tatiller bir fırsat olabilir. Ancak turizmin yarattığı kendisine özgü kültürde bunların yeri var mı acaba?


3 Ağustos 2004
Salı
 
DAVUT DURSUN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED