AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Global sağduyu ihtiyacı

Sonunda iş bir Türk'ün kafasının koparılmasına kadar vardı. Adının Murat Yüce olduğu öğrenilen Türk rehine kamera karşısında infaz edildi. Suçu, Irak'ta çalışan bir taşeron Türk firmasının elemanı oluşu... 'Özeleştiri' anlamı taşıyan görüntülü açıklamalarından sonra gelen infaz bir internet sitesinde yayımlandı. Başı koparılmak suretiyle infaz edilen ilk Türk ve ikinci Müslüman rehine Murat Yüce.

Irak'ta savaş bütün kirliliğiyle devam ediyor ve infazlar da bunun bir parçası... Halkın kendilerini çiçeklerle karşılayacağına inandıkları için ülkeyi çok kısa sürede ele geçireceklerini sananlar, Irak'ta karşılaştıkları direniş karşısında şaşkınlar. Ancak, savaşı başlatanlar yine de istedikleri sonucu elde etmiş sayılabilirler: Irak'ın kendi ayakları üzerinde durur hale gelmesi daha epey uzun bir zaman alacak. ABD ve savaşta müttefikleri, savaş öncesinde ilân ettikleri gibi, işgallerini o zamana kadar sürdüreceklerdir.

Arada askerler de hayatlarını kaybediyorlar, ancak çok sayıda kayıbı nicedir siviller veriyor... İşgal gücünü teşkil edenler ortalıkta fazlaca görünmemenin yolunu bulduklarından beri işgalcilerle işbirliği yapan Iraklılar hedef; ülkenin imarı için çalışan yabancı şirket elemanlarına da 'düşman' gözüyle bakıldığı fark ediliyor. Baş keserek hangi dinden olursa olsun insanları öldürenlerin mantığını anlamak zor olsa da işgalcilerin hesabı ortada: Savaştan uzak durmayı yeğlemiş ülkeleri de tablonun içine çekmek ve Iraklı ile Iraklı'yı karşı karşıya getirmek... O hesaba göre, işgal, 100 yıl bile sürebilir...

Baş keserek boyun vurarak eylem sahneleyenlerin durup düşüneceklerini sanmasak da, yaptıklarının işgalin devamına yaradığını onların da görmeleri gerekiyor. Irak'a açılan savaş yalan-dolan varsayımlar üzerine oturuyordu; gerekçe olarak Saddam Hüseyin'in işbaşından uzaklaştırılmasıyla yetinmek zorunda kaldı işgalciler... Oysa, her boynu kesilen insan ile işgalin devamı için yeni bir gerekçe daha sağlanmış oluyor. Bir-iki ülke bezdirilse ve asker çekse bile, infazlar, yeni unsurların devreye girmesi için moral zemin hazırlıyor...

Müslüman işçilerin infazının başlamasıyla Suudi Arabistan'dan yükselen "Irak'a İslâm askeri" formulünün eşzamanlılığı dikkat çekici. Suud projesine göre, Irak'ta güvenliği sağlamak için ihtiyaç duyulan askerler İslâm Dünyası'dan temin edilecek... Bu yolla direnişin söndürüleceğini ve ABD-İngiliz güçlerine ihtiyaç kalmayacağını hesap ediyor projenin müellifleri.

Irak'ta işgali sona erdirmeyi amaçlayan üç farklı formül var elde: BM barış gücü, NATO gücü ve İslâm Dünyası gücü... BM'nin askerî sorumluluk üstlenmesini ABD istemiyor, ancak BM de böyle bir göreve şu anda hazır görünmüyor. NATO'nun Avrupalı üyelerinin bir bölümü eğitim dışı amaçlarla hareketlenmeye karşı çıkıyorlar. İslâm Dünyası askerî gücü formulü kulağa hoş geliyor, ancak onun da kendi iç tutarsızlıkları ortada: Böyle bir hazır güç bulunmadığı gibi, bu dünya içerisinden pek çok ülkenin ittifak bağları yüzünden formulü 'bağımsız' bir girişim saymak da hayli zor.

Bağdat'ta apar topar işbaşına getirilen yönetim samimi bir arayış içine girse her üç formulü de yaşanılır kılmak mümkün olabilirdi. Varlığını işgalcilere borçlu politikacılar işgali sona erdirmeyi samimi olarak neden istesinler? Oysa, işgal güçlerini Irak'tan çekip siyasî takvimin uygulanmasını sağlayacak bir barış gücünü devreye sokmak pekâlâ çözüm olabilirdi; barış gücünün münhasıran İslâm Dünyası'ndan oluşması dahi gerekmeden...

ABD ve savaşa taraf müttefikleri mâliyeti yüksek bir işgali her şeye rağmen sürdürebilecek durumdalar; ancak işgalin devamı başarısızlıklarını örtmeye yaramıyor... Buna karşılık baş kesme yoluyla infaz yanlışlığının yaygınlaştırılması da, direnişi yürütenlerin çaresizliğinin dışa vurumu; evet işgali işgalcilere pahalıya mâl ediyorlar, ancak eylemleri de işgali sona erdirmeye yarayacağa benzemiyor... İki taraf da, çaresizliğini, bütün dünyayı savaş alanına çevirerek gizleme çabasında.

İşin bu noktaya varacağı daha en baştan belliydi. Bireysel ve ülkesel çıkışların fazla anlam taşımadığı günümüz ortamında, global bir sağduyuya ulaşmanın yolunu aramak ve bulmak şart. Yoksa, Murat Yüce gibi her boynu kesilerek öldürülen ile biraz daha güvensiz hale gelen dünyamızda hepimiz boynu bükük kalacağız...


3 Ağustos 2004
Salı
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED