|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kasım başında yapılacak seçimler yaklaştıkça Amerika'da terör alarmları arasındaki zaman aralığı da daralıyor. Öyle ki, seçim öncesinde ABD çıkarlarını hedefleyen "büyük bir saldırı" olacağı "ihtimal"in ötesine taşındı. Sanki bütün hesaplar, böyle bir saldırının olması üzerine yapılıyor. Sanki birileri böyle bir saldırının gerçekleşmesi için elinden geleni yapıyor. 2 Kasım'a kadar sık sık yeni terör uyarıları ile karşılaşacağız. Belki de bu uyarılardan biri doğru çıkacak. Ancak "terör yatırımı" ABD seçimleri ile son bulmayacak. Seçim sonrasında kim kazanırsa kazansın, ABD yönetimi "terör" gibi etkili bir politikayı asla elinden bırakmayacak. Dış politikasını, Ortadoğu/İslam coğrafyasına yönelik stratejisini, yeni hedef alanları olan İran, Suriye, Sudan ve bazı stratejik noktalara müdahale planlarını uygulamak için "terör paranoyası"nı kullanacak. George Bush-Dick Cheney yönetimi ile kazanması halinde John Kerry, John Edwards yönetimi arasında ABD'nin 21. yüzyıla dönük stratejisi açısından hiçbir farklılık olmayacak. İsrail'le ilişkiler ve Yahudi lobisi-Hristiyan ırkçılardan oluşan kadroları Beyaz Saray'a taşıma açısından aralarında hiçbir fark yok. ABD'nin küresel hegemonya stratejisi, saldırgan dış politikası, Müslüman coğrafyaya yönelik tehditler açısından da aralarından görüş ayrılığı yok. 2 Kasım seçimlerinden ortaya çıkabilecek tek değişiklik, Amerika'nın saldırı listesindeki sıralama olacak. Kerry ve ekibi kazanırsa Sudan ya da Suudi Arabistan'ı gündemine alacak. Bush ekibi kazanırsa İran ya da Suriye'yi önceleyecek. Ancak her iki ihtimalde de ABD-İngiliz-İsrail cephesi en az bir Müslüman ülkeye saldıracak. İsrail'de yayınlanan Haaretz gazetesinde Pazar günü Nathan Guttman imzasıyla yayınlanan yazıda, Bush ya da Kerry'nin seçilmesinin İsrail için farklı olmayacağı, iktidara kim gelirse gelsin İsrail'li birlikte çalışacağı belirtiliyor. Yani Kerry kazanırsa Bush kaybedecek. Bush kazanırsa Kerry kaybedecek. Ama her ikisinde de İsrail kazanmış olacak. Kerry'nin 20 yıllık Senato geçmişinde her zaman İsrail yanlısı olduğu belirtilen yazıda, kimin kazanacağının önemli olmadığı, Beyaz Saray'ın Ortadoğu sorununa bakışının şüpheye yer bırakmayacak şekilde İsrail yanlısı olmaya devam edeceği belirtiliyor. İsrailli yerleşim birimlerinin kalıcılığından Filistinli mültecilerin anavatanlarına dönüşünün engellenmesine kadar her alanda Bush ve Kerry'inn İsrail yanlısı olduğu belirtilen yazıda, "İster Demokrat olsun ister Cumhuriyetçi. Yeni Amerikan yönetimi tereddütsüz İsrail politikalarına destek verecektir" ifadesi kullanılıyor.
Önce İran mı, Sudan mı?
Dolayısıyla ABD seçimleri bu coğrafyada yaşayanları hiç ilgilendirmiyor. ABD'nin düşman listesindeki örgütler için ise kimin seçileceği önemli değil. Zira kim kazanırsa kazansın varolan çatışmacı ve ırkçı politikalar devam edecek, savaşa yatırım yapılacak. Seçim öncesi Amerika'ya yönelebilecek saldırı, "terör paranoyası"nı desteklemenin ötesinde özellikle ABD iç iktidar çevreleri açısından sonuç doğuracak. Eğer terör uyarılarından sonuç alınamazsa seçimden hemen önce bir ülkeye askeri müdahale ihtimali gündeme alınmalı. Bizi asıl ilgilendiren Kasım seçimlerinden sonra ne olacağı. Daha şimdiden saldırı planına alınan dört ülke ve belli bölgeler var. İran, Suriye, Sudan, Suudi Arabistan ile Malaka Boğazı gibi dünyanın askeri ve ekonomik açıdan stratejik noktalarına yönelik ABD planları, Irak'ta yaşanan kaosun dünya geneline yayılması tehlikesini içeriyor. İslam, petrol, su ve küresel hegemonyaya ekseninde belirlenen ABD stratejisi, İngiliz emperyal mirası ve İsrail ırkçılığı ile birlikte Irak'ta yaşanan trajediyi Hazar'dan Endonezya'ya, Orta Afrika'dan Kafkaslar'a kadar taşıma potansiyeli içeriyor. İran'ın Çin ile yaptığı 20 milyar dolarlık gaz anlaşmasından Sudan petrollerinin Fransa, Çin, Kanada ve Malezya firmaları tarafından işletilmesine ve ABD şirketlerinin bu bölgede olmamasına, İran'ın nükleer teknolojisinden yine Sudan'da boru hatları, barajlar ve elektrik santrallerinin Çin şirketleri tarafından yapılmasına, Hazar çevresi enerji projelerinde ABD dışı güçlerin rol almasından Endonezya'daki etnik gerilimlere kadar bir çok konu Amerika'nın küresel hegemonya stratejisini besliyor. Bunların yanısıra, "Hristiyan sağı-Yahudi siyonistler koalisyonu"nun dinsel motivasyonlarını ve ABD'nin başını çektiği, Alman nasyonel sosyalizminden çok daha tehlikeli bir faşizm dalgasının dünyayı kuşatıyor oluşu gerçeğini dikkate almak zorundayız. Irak işgaliyle Dicle ve Fırat havzasına yerleşen ve artık küresel faşizm dalgasını temsil eden güçler, şimdi gözlerini Nil'e çevirdi. Irak işgaliyle Arap dünyasının en doğu sınırını ele geçiren bu güçler, Sudan'a girerek bölgeyi batıdan da kuşatıyor. Fırat'tan başlayarak Nil'e doğru uzanan bir istila senaryosu uygulanıyor. Bu bir rastlantı mı? Ortadoğu-Afrika bölgesinin petrol ve doğal gazının yanında en büyük su kaynakları da tehdit ediliyor. Basra Körfezi'ni denetim altına alan güçler 11 Eylül'den bu yana Kızıldeniz çevresinde askeri yığınak yapıyordu. Şimdi fiilen harekete geçtiler. Sudan ordusu, BM Güvenlik Konseyi'nin kararını bir "savaş ilanı" olarak kabul ettiğini açıkladı ve ABD'nin bu "30 günlük süre"de müdahaleye hazırlanacağını duyurdu. Belki seçimden önce böyle bir müdahale gerçekleşmeyebilir. Zira ABD askeri çevreleri, Irak'taki direnişin Sudan'a müdahaleyi engellediğini belirtiyor. Ancak seçim sonrası Sudan'ın Irak'a dönüşmesi kesin gibi. Ortadoğu'nun doğu ve batı sınırlarında bulunan Irak ve Sudan merkezli çatışma alanlarının zamanla merkeze doğru genişlemesi kaçınılmaz olacak. Böyle bir bunalıma hazır mıyız? Irak işgali bölgesel güvenlikten insanlık trajedisine kadar bu ülkeyi derinden sarsarken, yeni bölgesel bunalımların üstesinden gelebilecek miyiz? Irak'ta kafasına kurşun sıkılan Murat Yüce ve Bağdat'ta öldürülen şoförler, ateşin Irak sınırlarına hapsedilemeyeceğini gösteriyor. ABD'nin önerdiği modellerle bölgeyi terbiye etmeye soyunanların yaklaşan çok daha büyük bunalım için şimdiden bir şeyler söylemeleri gerekmiyor mu? Ya da söyleyecek sözleri var mı?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |