|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
Sezon başında sorulan netameli bir sorundur bu. Nasıl cevap vereceğiz? En iyisi şöyle yapalım. Önümüzde somut bir örnek var, oradan hareket edelim. Efendim, geçen yılı hayal edin, şampiyon Beşiktaş'ı düşünün. Hıncal Uluç'un Real Madrit'ten ne eksiği var" deyişini hatırlayın, tabii bir de Serdar Başkan ile Lucescu'yu. Sezona girerken umum futbol yazarlarının şampiyon adayı idi. Ve Beşiktaş bu yazarları düş kırıklığına uğratmadı. İlk yarı biterken çokları Beşiktaş'ın şampiyonluğunu ilan bile etmekten çekinmediler. Evet geçen yılın Beşiktaş'ı sezon başında kadrosu-hocası-idarecesi-taraftarı ile zıpkın gibi görülüyordu. Gerisi malum, tekrar tekrar anlatmayalım. Fenerbahçe'ye dönelim. Pek o kadar "zıpkın gibi" havası yok. Daha geçen hafta neredeyse Daum'u Almanya'ya postalıyorduk. (Yahu ne tuhaf rüzgarlar esiyor şu memlekette. Umarız bu tuhaf rüzgar sezon içinde yeniden esmeye başlamaz.) "Hep güçsüz takımlarla oynuyor; hele şöyle dişli bir takımla karşılaşsın, ciddi bir maç oynasın bakarız, notunu veririz" deniliyordu. Bu da oldu. İşte Juventus ile oynadı ve kazandı. Bana sorarsanız parlak bir manzara arzetmedi; oturmuş bir takım hüviyeti göstermedi. Lakin buna rağmen güçlü rakibi karşısında silik kalmadı, hatta zaman zaman çok üstün oynadı. Yine de mesele şurada düğümleniyor diyebiliz. Alex. Alex bu maçta yoktu. Transferi etrafında koparılan gürültünün neye malolacağını bilemiyoruz. Bir camianın tek bir yıldız üzerinde bunca fırtına yaratması tehlikedir. Ortega'yı hatırlayın. Ortega yüzünden olup bitenleri. Sadece bu husus Fenerbahçe'nin nereye gittiğine işaret edebilir. Alex'li Fener başka, Alex olmaksızın kurulmuş bir kadro ve oyun düzeni başka olacaktır. Bu sebeple Fenerbahçe'yi Alex'li bir kodro ile ciddi bir maçta görmeden (Ki bu ciddi maç ille Juventus ile olmayabilir. Çaykur-rize maçı da ciddidir, belki de daha zordur) birşey söylemek sağlıklı olmaz. İlave olarak Deniz ile Nobre'yi sayalım. Çokları Nobre'yi destekliyor, bendeniz Murat Hacıoğlun'nu daha uygun buluyorum. (Eh bekleyelim görelim). Daum'un başından beri Fenerbahçe'ye malettiği yegane özellik takımın mücadele azminin yükselmesi. Bunun dışında göze çarpın bloklararası bağlantı ile forvet dahil bütün elemanların koşmasıdır. Ancak bu çırpınış bilinçli akınların, pasların, kombinezonların kuruluşuna varamamış. Bakınız Juventus karşısında atılan iki gol: İkisi de duran topu ve vuran kişi Hooijdonk. Kötü niyetli olsaydık sadece bu noktaya parmak basar "Aynı tas aynı hamam" derdik. Fenerbahçe'nin bu haline mukabil Beşiktaş sil baştan yaptığı için lige hiç hazır değil; Galatasaray Porto galibiyetine rağmen bir bilmece, Trabzon ise yarışın sürpriz takımı. Sürpriz sadece Trabzon değil, bakınız bu yıl bütün Anadolu takımları sürpriz sonuçlar alacak güçte. Bu yıl geçen yıla nazaran daha kaliteli bir süper lig göreceğiz. Hadi hayırlısı.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |