AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Amasya'ya fazla kapılmak sakıncalı!..

Yılların Müşerref Ablası "Türkiyem Türkiyem cennetim" derken çok doğru söylüyor. Memleketin her tarafı ayrı güzelliklerle dolu. Tarihî yapılarına, camilerine, türbelerine, hanlarına, hamamlarına hayran kaldığımız Kastamonu'yu geride bıraktık, her taraf sıcaktan kavrulurken 5-6 dereceye düşen Ilgaz'ın bulutlu dağları üzerinden yolumuzu Amasya'ya çevirdik.

Karşılıklı iki dağ yamacına kurulu şehrin ortasından Yeşilırmak geçiyor. Üstünden köprüler, köprülerden insanlar...

İnsanlardan düşünceler geçiyor...
Çok geçişli bir şehir burası.
Bir o kıyıdasın, bir bu kıyıda.
Bir o tepede, bir bu tepede.

M.Ö. 3200 yıllarından kalma, sarp kayalara oyulmuş görkemli kral mezarları insana "krallar da ölür" dedirtiyor. Amasya'nın yüksek tepesinde kurulu büyükçe kale Hitit, Frig, Pers, Pontus, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde iskan görmüş.

Ne kale ama!
Çık çık bitmiyor.

Orayı fethetmeye çalışan askerlerin halini uzaktan bakarak düşünmek bile yorucu.

Şehzadeler şehri Amasya'da bir vakitler askerlik yapmıştık; bu sefer de biraz sivillik yapmak nasip oldu.

İtiraf sayılır mı bilmem, böyle sereserpe dolaşmak daha keyifli.

Nehir boyunca çay bahçeleri, lokantalar, padişah heykelleri, Ferhat ile Şirin...

Garibim Ferhat!

Şehre suyu getirmiş ama Şirin'e kavuşamamış.

Kavuşsaydılar, o aşkın hikâyesi bugüne kalmazdı belki.

Amasya'da yüzlerce ve binlerce yıllık tarihî eserlerin arasında, bugünü de tarihten bir yaprak gibi yaşamak mümkün.

Tek sakıncası, kendini fazlaca kaptırmak.
Çünkü günü saati geliyor ve ayrılıyorsunuz.
En iyisi turist gibi gezip dolaşmak.
Yoksa ayrılınca aklınız orada kalır.
Sonra divane âşık gibi dolaşırsınız yollarda.

KINA

Avrupa Birliği'ne girince, düğünlerdeki kına gecelerimiz de yok olacakmış.

AB Bilim Komitesi toplanmış ve kınanın sakıncalı olduğuna karar vermiş. Dolayısıyla kına yasaklanacakmış. Hani deseler ki kına gecelerinde gelinler, kızlar, gelin anaları ağlamaktan harap oluyor, bitap düşüyorlar, onun için yasaklıyoruz, o zaman mesele yok.

Fakat kınanın içindeki toksin maddesi vs. gerekçe gösterilince, bu bilim komitesinin başka işi yok mu diye sormak gerekiyor.

KÖTÜ ADAMLIK SIRAYLA

Bir masalda, hikâyede yahut filmde fakir delikanlı sevdiği zengin kıza kavuşamayınca vah vah eder, üzülürüz. Kızını fakir delikanlıya vermeyen baba, bizim için kötü kalpli adam oluverir. Ama aynı gün kendi kızımıza veya kardeşimize, malı mülkü bulunmayan, kazancı düşük birisi talip olursa, tereddütsüz karşı çıkarız. Gerekçemiz ortada durmaktadır...Yahu bunlar nasıl geçinecek, ne yeyip ne içecekler? Oğlan çulsuzun biri!.. Daha kendine bakacak durumu yok, bir de bizim kızı nasıl geçindirsin?

İyi ama bunlar birbirini sevmiş diyen biri çıksa, ona verecek cevap da hazırdır: Sevdadır, geçer!


3 Ağustos 2004
Salı
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED