|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Şu sıralar, yaz rehavetini yenmek için kütüphanemde uzunca bir müddettir bana göz kırpan kitapları karıştırıyorum. Bunlardan ekonomi ile ilgilenenlerin dikkatini çekecek olanlardan biri de hiç şüphesiz, Reinventing the Bazaar başlıklı çalışma. Kitabın yazarı olan Stanford Üniversitesi profesörlerinden John McMillan, pazar ekonomisinin temelini oluşturan piyasaları rahat okunan ve bol örnekli bir üslupla ele alıyor bu çalışmasında. Kitap ilginç, çünkü işin içinde olanları bile düşünmeye sevk eden bir yaklaşım sergilenmiş. Okudukça, iktisat ilminin temelini oluşturduğunu sandığımız piyasa, pazar, fiyat mekanizmaları ve benzeri konularda esasında ekonomiyi teknik olarak takip edenlerin ne kadar çok şeyi görmezden geldiğini anlıyorsunuz. Ekonomik modeller piyasaları o kadar basit bir düzleme indiriyor ki, buralarda fiyatların nasıl oluştuğu, piyasa aktörlerinin davranışlarını nelerin belirlediği, neden bazı piyasalar gelişirken diğerlerinin ortadan kaybolduğu, küreselleşen dünyada niçin bu kadar çok yapıda ve büyüklükte piyasanın olduğu sorularına bu modellerden hareketle ve kurduğunuz modelin varsayımlarıyla çelişmeden anlamı cevaplar vermekte zorlanıyorsunuz. İktisatçıların bu konudaki lakaytlıklarını bizzat iktisatçıların kendileri eleştiriyor. Nobel ödüllü iktisatçılar Douglass C. North, George Stigler ve Ronald Coase, bakış açısındaki bu eksikliğe dikkat çekmişlerdir hep. Stigler, piyasa mekanizmasına ilginin bu kadar az olmasını iktisadi araştırmaların bir ayıbı olarak değerlendirir. Gerçi son yirmi yıldır, piyasaların işleyişini ve yapısını anlamaya yönelik çalışmalar oldukça hızlanmışsa da, bunlar genel bir ekonomi perspektifi sunmaktan uzak, konunun sadece belli noktalarına odaklanmış ve daha ziyade pratik amaçları olan çalışmalardan ibaret kalmıştır. Bu detay çalışmaların ortaya koyduğu bir gerçek varsa o da, modern ekonominin baz aldığı temel varsayımların sorgulanması gerektiğidir. Ancak bunu genel bir çerçevede ele alan bir yaklaşım maalesef henüz oluşturulabilmiş değil. Piyasa adını verdiğimiz kurum, insanoğlunun bu dünyada kurduğu sosyal yapıların tabii bir ürünü. İnsan toplulukları gücünü kemiyetten, yani aynı evsafı haiz insanları bünyesinde bir araya getirmekten değil; nitelikleri farklı fertler arasında belli bir toplumsal düzene göre görev dağılımı yapabilmesinden alır. Görev dağılımı, herkesin yaşamak için ihtiyacı olan her şeyi üretmeyip, sadece belli konularda üretim yapmasını, muhtaç olduğu sair mal ve hizmeti toplumun diğer kesimlerinden sağlamasını anlamına geliyor. Tabiatıyla toplum içinde birey olarak beşer, toplumun diğer fertleriyle iletişim kurmak ve ihtiyaç değişimi yapmak durumundadır. Bu ihtiyaç mübadelesi, gerek tarihin akışı içinde, gerekse ihtiyaçların mahiyetine ve çevresel şartlara göre farklı şekillerde gerçekleşmiş. Piyasalar bu anlamda ihtiyaç mübadelesinin başlıca yöntemi değil. Sözgelimi, gelenek ve kanunlar toplum içindeki bir bireyin güvenlik ve adalet gibi belli bazı ihtiyaçlarını devletten vergi karşılığı temin edebileceğini (ve hatta temin etmek zorunda olduğunu) empoze eder. Burada bir piyasa mekanizması yok. Tarihin derinliklerinde toplum içinde bölüşüm ve hatta ticaret çoğunlukla piyasa dışı yöntemlerle yapılmış. Piyasa, özellikle milli para gibi ortak bir değer vasıtasının benimsenmesiyle birlikte, mal ve hizmet üretimi ve emeğin tamamen piyasaya yönelik işletilmesi sayesinde yaygınlaşmış bir kurum. Bugün kimileri, bir ilahiyatçı olan Harvey Cox'un ifadesiyle, piyasalara ilahi sıfatlar yakıştırmakta. Gerçekten de, kimi ekonomik modellerde piyasalar her şeye kadir, her şeyi bilen ve her yerde var olabilen yapılar olarak tasavvur ediliyor. Adam Smith'in meşhur yakıştırması olan "görünmez el" tabiri, bu yaklaşımın ilk tezahürlerinden biri. McMillan çalışmasında, piyasalara önem veren ancak bunu abartmayan bir tarzı benimsemiş. Bu orta yolcu yaklaşım, teori ile pratik arasındaki farklılıkları görmenizi, daha da önemlisi, bu farklılıkların hesaba katılması gerektiğini anlamanızı sağlıyor. Öyle gözüküyor ki, zaman zaman bu kitapta ele alınan kimi konuları bu sütunlara taşıyacağız. Kitabın Türk okuruna kazandırılması temennisiyle…
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |