AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Cari açık düşürülmelidir

Cari açık rakamlarında hedeflerin üzerine çıkılmıştır. 2001 yılında imzalanan stand-by anlaşmasına ekli mektuplara göre 2003 yılında cari açığın 2.2 milyar dolar seviyesinde olması planlanmış ve diğer makro göstergeler 2.2 milyar dolarlık cari açık rakamı ile uyumlu olacak şekilde belirlenmişti.

2003 yılında cari açık, planlanandan iki kat daha fazla gerçekleşmiş ve 6.9 milyar dolara ulaşmıştır. Cari açık dışındaki makro büyüklüklerde hedefe ulaşılmış, hatta beklenenden daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Büyüme ve enflasyon rakamlarında tahminlerin ötesine ulaşılmıştır. Özellikle büyüme rakamlarında olumlu sürprizler yaşanmaktadır. Cari açığın büyümeyi tetiklediği ve büyümenin finansmanının kısa vadeli sıcak para tarafından finanse edildiği gerçeğinin de hiçbir zaman unutulmaması gerekir.

Cari açıktaki büyümenin artarak 2004 yılında da sürdüğünü görüyoruz. Yılın ilk çeyreğinde cari açık 5 milyar doları aşmış, Nisan ayında 7 milyar dolara yaklaşmıştır. Yılın ilk 5 ayındaki cari açık 8 milyar doların üzerine çıkmıştır. Temmuz ayında ihracatın % 45 ve ithalatın % 100 oranında arttığı göz önünde bulundurulursa, cari açık rakamının yılın ikinci yarısında da büyümeye devam edeceği söylenebilir. Bu hızla devam ettiği taktirde yıl sonunda 15 milyar doları aşacaktır. Stand-by anlaşması ile, 2004 yılı için öngörülen cari açık rakamı ise sadece 2.4 milyar dolardır.

15 milyar dolara ulaşan cari açığın finansmanı ciddi bir problemdir. Ayrıca, bu kadar yüksek cari açık hem ekonominin kırılganlığını artırır ve hem de uluslar arası baskıların ağırlığı daha fazla hissedilmeye başlar.

MERKEZ BANKASI'NIN İHMALİ

Uluslar arası konjonktürün etkisiyle yabancı piyasalardan, yüksek reel faiz elde etmek isteyen kısa vadeli yabancı sermaye girişi karşısında Merkez Bankası doğru politikalar üretemedi. Bocaladı, yalpaladı ve sonuçta TL'nin değerlenmesi ise sonuçlanan kur politikasını uygulamaya koydu. Yoğun para girişinin parite üzerindeki ani etkisini ortadan kaldıracak tedbirleri almadı. Kurdaki düşüşün enflasyon üzerindeki olumlu etkisi, Merkez Bankası'nın erken başarı elde etme ve kısa sürede kahraman olma duygularını depreştirdi. Tedbirli davranılmadı.

TL'deki aşırı değerlenme ithalatı patlattı ve cari açık hızla büyümeye başladı. Mayıs ayında kurdaki düzeltme hareketi dahi Merkez Bankası'nın aklının başına gelmesini sağlamadı.

Açıklamalarında Merkez Bankası, cari açığın ve nasıl finanse edileceğinin kendi yetki alanına girmediğini ve sadece fiyat istikrarı hedefine kilitlendiğini ifade ediyor. Uyguladığı kur politikasının yan etkisi olarak ortaya çıkan cari açıkla ilgili sorumluluğu üstlenmek istemiyor. Hiç kuşkunuz olmasın, yarın Merkez Bankası, cari açığın bu kadar büyümesi nedeniyle meydana gelecek herhangi bir olumsuzlukta kenara çekilip gelişmeleri seyredecektir.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, cari açığın büyümesinin en önemli sonucu, ekonomideki kırılganlığı artırmasıdır. Spekülatif işlemlerin sıklığı ve boyutu, cari açıktaki büyümeye paralel olarak büyümektedir. Ekonomideki dalgalanma sıklığı ve dalga boyu artmaktadır.

Merkez Bankası'nın bu konudaki yol göstericiliğine güvenilemez. Eğer birileri Merkez Bankası'nın kabulleri ve önerileri üzerine politika oluşturuyor veya politikalarını bu temel üzerine oturtuyor ise korkarım memnun kalınacak bir sona ulaşamaz.

Ekonomi yönetimini, sadece enflasyon istikrarı üzerine kuran ve bunun dışındaki makro göstergelerdeki değişimleri yok sayan anlayışla götürmenin istenilen sonucu vermediğine defalarca şahit olduk.

Dün çıpaya bağlı kur politikasını tek kurtuluş reçetesi olarak sunan, bugün ise aynı politikayı yerden yere vuran bir ekonomi anlayışının ve dengesizliğinin bu ülkeye sağlayacağı hiçbir katkı bulunmamaktadır.

Hükümet bir an önce cari açık sorununu çözmek zorundadır. Cari açığın hızla azaltılması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Çözümün bir an önce, gecikmeden gelmesi gerekir. Sorunun nasıl çözüleceği sorusunun cevabını ise, cari açığın bu noktaya gelmesine sebep olanlar bulmalıdır. Belki sadece şu kadarını söylemekte fayda var: Sorunun piyasa ekonomisi kuralları çerçevesinde çözüleceğini iddia etmek safdilliktir.


3 Ağustos 2004
Salı
 
NURETTİN CANİKLİ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED