AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
İsrail'i sevenler!

Geçen ay 7 ilde yapılan bir kamuoyu araştırması İsrail'i haklı bulan bazı Türklerin varlığını ortaya çıkarmıştı.

Böyle bir sonucu hayretlerle karşıladığımı yazdığımda bir okuyucu tepki göstererek bana bir mesaj gönderdi.

'İsrail'in Filistin halkına yaptıklarını onaylamayan okuyucu Filistin intihar eylemlerini terör olarak tanımlıyor ve İsrail'in demokratik ve çağdaş bir ülke olarak yaşama hakkının bulunduğunu' söylüyor.

Başka bir okuyucu ise, İsrailliler ile Kürtlerin kader birliği içinde olduklarını ve Acem, Türk ve Arap beraberliğinin bu iki milleti (Kürtler ve İsrailliler) yok edemeyeceğini vurguluyor ve beni faşistlikle suçluyor..

İsraillilerin bir millet değil, dünyanın dört bir yanından toplanan Yahudilerden meydana gelen bir devşirme topluluk olduklarını hatırlatmak isterim. Onların Kürtlerle kader birliği içinde olmalarının kabul edilmesi çok acı. Hele bir Kürt okuyucu tarafından bu yanlışlığın yapılması çok daha acı. Çünkü Kürtler yüzyıllardır bu coğrafyanın insanlarıdır. Oysa yukarda belirttiğim gibi İsrailliler yüzü aşkın ülkeden gelen ve Filistin toprağında yerleşen Yahudilerdir.

Örneğin Rusyadan..

Düşünün Rusya'da ya da eski Sovyetler Birliği'nin herhangi bir yerinde yüzyıllardır yaşayan bir Yahudi (Rus, Kazak, Azeri, Ukraynalı vs) insan salt Siyonist ideolojinin etkisinde kalarak Filistin'e gidiyor ve o ülkenin gerçek sahibi Müslüman Filistinlileri öldürerek ya da göçe zorlayarak toprağına el koyuyor..

Son 15 yılda eski Sovyetler Birliği coğrafyasından Filistin topraklarına göç eden Yahudi sayısı 1,5 milyonu buldu..

Hatta propagandanın etkisinde kalan bazı Yahudi olmayan Ruslar da bu göç dalgasına katılarak Filistin'e gitti.

İsrail şimdi bunlarla ilgili olarak ciddi bir sorun yaşıyor. Bunların analarının ya da babalarının Yahudi olup olmadığı konusunda ciddi bir tartışma ve tabiî ki ırkçı bir araştırma başlatılmış durumda..

Ancak İsrail'in karşılaştığı önemli bir sorun daha var..

O da bildik deyimi ile 'Nataşa' sorunu..

Yani fuhuş sektöründe çalışmak zorunda bırakılan genç Rus kızları..

İsrail basını şimdi bu konuyu yazıyor..

İsrail'de şu anda yaklaşık olarak 16 bin 'Nataşa' bulunmaktadır.

İsrail nüfusunun 6 milyon civarında olduğunu hatırlarsak bu rakamın ne kadar büyük olduğunu görürüz. Bu kızlar 15-30 bin dolar karşılığında fuhuş çetelerine satılmakta ve sayıları 3600 olan bar ve pavyonlarda çalışmak zorunda bırakılmaktadır..

Çeteler bu kızların 'çağdaş bir ülke' olarak tanımlanan İsrail'den çıkmasına veya kaçmasına izin vermemektedir..

Elbette İsrail'in fuhuş ile ilgili olarak yalnız Rus kızlarla başı belada değil..

Yine İsrail basınına göre İsrail ordusunda çok ciddi bir sorun yaşanmaktadır. Yapılan raştırmada İsrail ordusunda cinsel taciz ve tecavüz olaylarında çok ciddi artış yaşanmaktadır. Geçen yıl bu artış oranı % 17.

Yani erkek askerler, kız ve kadın askerlere saldırmakta ve tecavüz etmektedir. Bunlar arasında eski Savunma Bakanı İsak Mordahai de var. Adam mahkemece 18 aylık hapis cezasına bile çarpıtıldı..

İşte sevgili okuyucumuzun 'çağdaş ve demokratik İsrail' dediği ülke budur.. Çok hoşuna gidiyorsa tavsiyem ona gidip orada yaşasın..

Elbette İsrail'in Filistin halkına karşı 57 yıldır işlediği cinayetleri anlatmanın anlamı yok.. AB ülkelerinin Hıristiyan halkları bile İsrail'i dünya barışı için en tehlikeli ülke olarak kabul etmektedir.

İsrail'in ne kadar laik ve demokratik bir ülke olduğuna gelince..

İsrail toplumu radikal dinci bir sistem ve idoloji ile yönetilmektedir. İsrail laik bir ülke değildir.

Bir ülkede seçimlerin yapılması ise o ülkenin demokratik olduğunu kanıtlaması için yeterli değil..

Örneğin Amerika'da seçime katılma oranı genellikle % 40-50 civarındadır.. Bunların yarısının oyunu alan kişi başkan seçiliyor. Başka bir ifade ile Başkan Bush Amerikan halkının % 25'inin oyuyla bu göreve gelmişti.

Ama diyeceksiniz ki demokrasinin kuralı bu..

Bir de Türkiye'ye bakalım..

Bugün neredeyse tüm temel maddeleri değiştirilen 12 Eylül darbecilerinin Anayasası 1982'de halkın % 92'sinin oyu ile kabul edilmişti..

İsrail'de ise durum çok farklı..

İsrail toplumu inanılmaz bir şekilde Siyonist ideolojinin şiddet, nefret ve terör öğretileri ile beslenmekte ve motive edilmektedir. İnsanları yüzyıllarca yıldır yaşadıkları topraklardan alıp İsrail'e taşıyan bu ideoloji ancak ve ancak onları başka bir insan topluluğuna düşman etmekle ayakta durabilir..

Nefretle beslenen terör ise bu ideolojinin en önemli silahı..

İsrail demokrasisi yalnız ve yalnız toplumu terörize etmeye yarayan bir demokrasidir.

Oysa demokrasi insanların mutluluğu için gerekliydi..

İsrail'i yöneten başbakanlar ve devlet başkanlarının neredeyse tümü asker ve istihbarat kökenlidir. Bunların büyük bölümü terör çeteleri yönetmiş ve fiilen insan öldürmüştür.

Bunların 'demokratik seçimlerle' seçilmeleri hiç bir şey ifade etmez.. Tam tersine İsrail toplumunun ne kadar terörize olduğunu kanıtlamaktadır..

Ayrıca unutulmamalıdır ki; Hitler de Alman halkının büyük çoğunluğunun demokratik oyu ile seçilmişti!


4 Ağustos 2004
Çarşamba
 
Dr. HÜSNÜ MAHALLİ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED