AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Bahçeli'ye "geçti o günler" diyecek bir general var mı?

Onları, Annan Planı referandumu sürecinde KKTC sokaklarında görmüştük. Tıpkı, şimdi olduğu gibi o zaman da "vatan elde gidiyor, bir şeyler yapmak lazım" diyorlar ve planın reddedilmesi için ellerinden geleni yapıyorlardı. her şeyin bir yalan olduğunu, Kıbrıslı Rumların da aslında Türkleri oyuna getirmek için numaradan yere "hayır"cı göründüklerini söylüyorlardı. Türkler "evet" dedikten sonra onların da bir manevrayla planı kabul edeceklerini söylüyor; böylelikle Kıbrıs'ın elden gideceği korkusunu yayıyorlardı. Sonuçta Rumlar son dakikada "evet" demek şöyle dursun yüzde 80'e yakın bir dirençle planı reddetti; onların uyandırmak istediği Kıbrıs Türk halkı da yüzde 65'le "evet"te karar kıldı.

Peki, ortaya nasıl bir tablo çıktı? Kıbrıs elden gitmediği gibi, tarihte ilk kez bir muhatap olarak kabul edilmeye başlandı, tanınma aşamasına gelindi ve Rumlar seneler sonra ilk kez köşeye sıkıştı. Milliyetçiliği, milletin değerlerine katkı yapmayı; bütün dünyayı kendine düşman sanıp korkarak ve endişeye kapılarak kabuğuna çekilmek zanneden anlayış 3 Kasım seçimlerinden sonra, Nisan referandumunda bir kez daha Kıbrıs'ta çöktü. İflas etti, küçük düştü…

Böyle bir dar görüşlülüğe hapsolup, ülkeyi korumak adına çıktıkları Kıbrıs yolunda bu kadar büyük bir yanılgıya düştükten sonra, bir siyasi partinin hiç olmazsa biraz temkinli olması, yaptığı yanlışı unutturmak için aynı sularda gezinmemesi beklenir. Ama öyle olmuyor. MHP, kör gözün parmağına yoluna devam ediyor. Hem de bu kez, daha da abartıp askeri göreve çağırarak…

Devlet Bahçeli'nin ve yardımcısının asker dahil bütün önemli adreslere gönderdiği mektup ve kitapçık milletten umudu kesmekliğin ilanıdır. Yaptıkları şey, sizim siyasi geleneğimizde demokrasi dışı seçeneklere tekabül ettiği için büyük bir ayıp olan milli mutabakat arayışıdır. Ard arda iki seçimden büyük bir farkla galip çıkan bir partiye karşı; o seçimlerin mutlak mağlubu bir partinin siyaset dışı güçleri göreve çağırması sadece bir demokrasi ayıbı da değil, aynı zamanda bütün unsurlarıyla tamam bir Anayasa suçudur.

Mesele, yine de bu değildir… Sonuçta işler zaten, MHP'nin istediği gibi gitmeyeceği için; yani memlekette iyi kötü bir demokrasi varolduğu için, kim ne kadar aksini hayal ederse etsin neticeyi halk tayin edeceği için ve MHP'nin akıbeti de o tayine bağlı olduğu için bu partiyi sandığa havle etmek en münasibidir. Millet Anayasa suçunu da demokrasi ayıbını da isterse cezalandıracak, isterse mükafatlandıracaktır.

Mesele, Türkiye'nin bütün dışa açılma süreçlerine imza atan, destek veren, hatta katkı sağlayan Silahlı Kuvvetler'in sanki böyle bir şey hiç yokmuş gibi "göreve çağrılma"sıdır. Yani, meşru bir iktidara karşı, işler demokrasi zeminde yürümekteyken ve nihayet artık böyle yürüyeceği de besbelliyken askere yalvar yakar olunmasıdır. İktidarı durdurması için, bir şeyler yapması çağrısına muhatap bırakılmasıdır.

MHP, eski darbe literatürünü çağrıştırıp bir kurum olarak kendisi demode kalması bir yana, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni de sanki böyle bir şeye hazırmış gibi göstererek toplum önünde güç durumda bırakmıştır. Ordu'nun mevcut doğrultusunu yok saymış ve askerin kendi siyasi amaçlarına hizmet edebileceği zannına kapılmıştır.

Bu partinin idarecileri, siyasette artık askeri müdahale "töre"sinin tarihe karıştığını farkedememişlerdir.

Şimdi, hem memleketin bu "darbe, müdahale, göreve çağırma vs…" hastalığından kurtulması, hem de halktan umduğunu bulamayan partilerin son çare olarak asker zilini çalmamaları için bir adım atmanın zamanı gelmiştir.

Bu kolay ve şık bir adım olacaktır. Mektuba muhatap olan generallerden sadece birisinin, "Geçti o günler Sayın Bahçeli. Bizi unutun!" demesi Türkiye'de bir dönemi kapatmaya yetecektir.

Böylelikle, Silahlı Kuvvetler de demokratlığını ilan için benzersiz bir halkla ilişkiler imkanı bulacaktır.


4 Ağustos 2004
Çarşamba
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED