AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Tatil yazısı

Günübirliğine, hafta sonu veya üç günlüğüne biryerlere gidip tatil yapmayı bir türlü kavrayamadım.

Bunu adı yorgunluk mu, dinlenme mi?

Gazetelerin yazdığına göre halkımızın %70'i tatil için "yazlık müstakil ev" istiyor.

Sebep.

Sebep çok açık. Vatandaş modern şehir hayatından bunalıyor, eski güzel günleri özlüyor. (Dut ağacı, bahçedeki serin kuyu, doğal sebzeler, meyveler ve çiçekler). Herkesin hayalinde bir bahçeli ev var zaten.

Bir kısmı -çok az bir kısmı- bütün yıl ful çalışıp, para artırıp, yazın gideceği 15 günlük ve çokluk deniz-güneş-kum ile yaz aşklarını iple çekiyor. Bunlar Avrupalı turist özentileridir. Çek kafayı, vur patlasın-çal oynasın.

Şehirdeki köylünün hayali ise (çoğu emeklidir bunların) yazı dahi beklemeden bir an önce kendini köye atmak. Eski âşinalar ile buluşmak; biçtiği tarlaları, diktiği ağaçları görmek.

Gelelim işin sağlıkla ilgili yönlerine.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre tatile çıkanların %65'i çeşitli sebeplerle bir süre kendini hasta hissediyor. %15'inde ise ciddi hastalık belirtileri ortaya çıkıyormuş.

Bu WHO turizm düşmanı mıdır nedir?

WHO ve onun raporlarını hiç bilmeyen halkımızın bu sebepten dolayı mı sadece %5'i turizme yöneliyor.

Şu işe biraz daha yakından bakalım.

Tatile gidenlerin %2'si dönüşte kendini işe gidemeyecek kadar hasta hissediyormuş, %8'i hastalık sebebi ile doktora gidiyor; %6'sı seyahat dönüşü hastaneye yatırılırken %6'sı tatilini yarıda kesiyormuş.

Yahu acaba ben de bir "tatil düşmanı"mı oldum. Bu ne olumsuz istatistiktir.

Tatil hastalarına gelince (kesin tatil düşmanıyım, başlıyorum); en sık raslanılan ishal. Bakterilerin, virüslerin, parazitlerin sebep olduğu bir hastalık. Bana sorarsanız -doktor değilim ama- sebep şudur: Yerini, yiyeceğini, havasını, suyunu, eşini, ahbabını yadırgamadır.

Uzmanlar -bilhassa yurt dışına tatil için çıkacaklara- şunları tavsiye ediyor: Sarı humma, kuduz, tetanoz, difteri, kızamık, tifo ve japon ensefaliti aşılarını yaptırın.

Gelelim tatil valizinde bulundurulacaklar listesine; haşerelere karşı aerosol, sprey, ishal ilacı, portatif su filtreleri ve iyot tabletleri (kampa gidenler için).

İlk yardım çantasında yara bandı, antiseptik solüsyon, bandaj, steril sargı bezi, göz damlası, böcek sokması için kremler, ağrı kesiciler, termometre, steril enjektör vesaire.

Bakınız tatile değil sanki savaşa gidiyoruz.

Şunları da unutmayanız: Ellerinizi sık sık su ve sabunla yıkayın. Sadece kaynatılmış veya kapalı ambalajlardaki suyu için.

Musluk suyu, doğal kaynak suyu (olsa da içsek) hangi suyla yapıldığnı bilemediğiniz buzlu içecekler ve benzerlerini sakın içmeyin.

Sadece pişirilmiş yiyecekler yiyin, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerini tüketmeyin.

Meyveleri mutlaka birkaç kez yıkayarak ve kabuklarını soyarak tüketin.

Denizin, güneşin, kumun, tatlı sulu göllerin, ne idüğü belirsiz derelerin, herkesin hep birden girdiği havuzların, kaplıcaların, derenin-tepenin; yol kıyısında raslayıp da tatmadan geçemediğiniz böğürtlenlerin, köy pazarında satılan yiyeceklerin nelere malolduğu ayrı bir yaz konusu.

Gözünüzü iyicene korkuttum sayılır.
Benden bu kadar.
İster tatile çıkın, ister çıkmayın.


4 Ağustos 2004
Çarşamba
 
MUSTAFA KUTLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED