AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Her taraf İstanbul plakası

Memleketin neresine gidersek gidelim, karşımıza çok sayıda İstanbul plakalı araç çıkıyor.

Trakya, Karadeniz, İç Anadolu, Doğu, Güneydoğu... Her taraf 34 plakalı araçlarla dolu. Okullar tatil; öğrenciler ve öğretmenler serbest.

Çoğunluk da yıllık iznini yaz döneminde kullanıyor.

Dolayısıyla İstanbul'da yaşayanların önemli bir kısmı bu aylarda şehri terkediyor.

Her bölgeden daha çok Ege ve Akdeniz kıyıları İstanbul plakalı araçlardan geçilmiyor şu sıra.

Marmara'da ise her zaman bol rastlanması normal.

Sapa yollarda bile karşımıza çıkan iki araçtan birisi İstanbullu.

Yabancılar, her araç plakasında 34 bulunmasını zorunlu sanabilir.

Biz bile dolaştığımız yörelerde çok fazla İstanbul plakalı araç gördüğümüz için "İstanbul'da kimse kalmamış herhalde" dedik.

Dönüp geldiğimizde gördük ki otoyol gişeleri tıkalı. Uzun kuyruklar oluşmuş.

Şehir içinde de yollar eskiden kalma tıkanma alışkanlıklarını sürdürüyor. "Kedi buysa, ciğer nerede" hesabı bir şaşkınlık yaşadık ister istemez.

Yaz tatili bitip okullar açıldığında, yıllık izinler sona erdiğinde, bu şehrin hali ne olacak, düşünmek bile istemiyorum.

ŞİİRİN SAHİBİ

Bilirsiniz, şairlerin şiirleri kadar anekdotları da meşhur olur, dilden dile yayılır.

Bir vakitler genç şairlerden birisi, Mehmet Ragıp Karcı'nın bilinen mısralarını sahiplenmekteymiş.

Bir dostu uyarmış Karcı'yı, bu nahoş davranış karşısında sessiz kalmamasını tavsiye etmiş.

Şair hiç kulak asmamış.

"Şiirlerimi isteyen istediği gibi kullanabilir" demiş, "kimse kendi şiirini bana maletmeye kalkmasın, yeter!"

GÜNÜN SÖZÜ

Arkadaşımız Nezir Asaroğlu, günün sözü olarak yer vermemiz ricasıyla şu cümleyi faksla göndermiş:

"Davacının ahmağı, derdini mübaşire anlatırmış."

Münasiptir. Gündeme uyan tarafını bulmak zor olmasa gerek.

SIR GİBİ

"Aşkımı bir sır gibi senelerdir sakladım / Geceleri rüyamda ismini sayıkladım" şarkısını bilirsiniz.

Eleman biraz acemi olsa gerek.
Nota bilgisi mi zayıftır, müzik kulağı mı yoktur ne!
Dikkat ettim, kulakları normal kulaktı.
Uduyla bu şarkıyı çalıp söylerken "sır" kelimesini uzatarak söylüyor.
Öyle olunca da başka bir anlam çıkıyor doğal olarak.
"Aşkımı bir sıır gibi senelerce sakladım..."
Adamın müzik kulağı yok ama, mizah yeteneği yüksek.
Aşkını saklamasaydı, sıır olmazdı zaten.

DİBACE

Kunduz yuvadan çıkınca
Uzakta bir ışık yandı / söndü
Biri dedi; gurbet
Biri dedi; cennet
Biri dedi; sıla.

Kuzgun karanlıkta uçunca
Sessizce bir gölge geldi / geçti
Biri dedi; Aslı
Biri dedi; Şirin
Biri dedi; Leyla.

Bozgun yürekte başlayınca
Bir ses parladı ve sustu
Biri dedi; hasret
Biri dedi; vuslat
Biri dedi; vâveylâ.

Birbiriyle çelişen
Bu üç tanığın ifadesi
Bütün aşk kitaplarının dibacesi.

Bahattin Karakoç, Ayışığında Seranatlar


4 Ağustos 2004
Çarşamba
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED