AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Ticari markalar, patentler ve telif haklarında ölçüsüzlük dönemi

Bilgisayar kullananlar iyi bilir. Türkiye'de kimi yazılım şirketlerini temsilen BSA adlı bir kuruluş var. BSA, korsan yazılımla mücadele ediyor. Her yıl binlerce şirketle temasa geçerek bu şirketlerin kullandıkları yazılımların lisanslı olup olmadıklarını kontrol ediyor. Gerektiğinde polisiye tedbirlere başvuran BSA, kaçak yazılım kullananları hâkim karşısına da çıkarttırabiliyor. Korsan yazılım kullananları, tabii yakalanırlarsa, ciddi müeyyideler bekliyor. BSA'nın çalışmaları belli bir korku salmış olacak ki, lisanslı yazılım kullanan veya lisans gerektirmeyen açık kodlu yazılımlara geçenlerin sayısı her gün artıyor.

İşin ilginç yanı, yazılımınızı parayla almış olmanız tek başına sizi kaçak kullanımdan muaf tutmuyor. Özellikle aynı anda birçok kullanıcıya cevap veren "sunucu" yazılımların önemli bir kısmı, sadece kurulum lisansı ile yetinmeyip kendilerine bağlanan kullanıcıların adedince de ayrı birer lisansın alınmış olmasını gerektiriyor. Yani eğer 20 kullanıcı lisansı almış ve buna rağmen 40 kullanıcı ile o programı kullanıyor iseniz, bu durumda da kaçak kullanımda bulunuyorsunuz demektir. Kaçak kullanıcı olmak istemiyorsanız, yazılımların anlayamadığınız hukuki terimlerle dolu sayfalarca uzunluktaki lisans sözleşmelerini hıfz etmeniz gerekiyor.

Türkiye'de kaçak yazılım, korsan kitap ve CD gibi konularla gündemimize giren telif hakları ile tartışmalar, son yılların en netameli konularından biri oldu. Birkaç yıl önce İskoç bir kadın müteşebbis, İngiltere'nin küçük bir kasabasında bir sandviç dükkânı açıp da adını, milliyetçi gerekçelerle McMunchies koyduğunda, meşhur McDonalds'ın avukatlarınca taciz edilmişti. Meğer İskoçya'da yaygın olarak kullanılan ve bizdeki "oğlu", Almanlardaki "von" gibi aile bağlılığını gösteren "Mc" öneki, McDonalds'ın ticari mülkiyetinde imiş. McDonalds'ın adındaki öneke sahip çıkma gayretleri sadece gıda sektörü ile de sınırlı değil. Zira hamburgerci zincirin avukatları "Mc" öneki taşıyan sağlık kuruluşları, otel ve kuaförlere de dadanmışlar.

Orijinal icatları ve yeni buluşları keşfedenleri, bir anlamda ödüllendiren, keşfettikleri şeyler kullanıldıkça ve insanlığa faydalı oldukça, kâşiflerini gayretlerinden dolayı nemalandıran patent sisteminin geçmişi eskiye dayanır. Ancak burada bile bir sınır konmuştur. Sözgelimi, fizik kanunları keşfedilmemiş olsalar bile patent edilemez. Öyle olsaydı, Einstein'ın E=mc2, Newton'un F=ma denklemlerini kullanmak hayli maliyetli olacak ve muhtemelen bilimsel ilerlemenin önüne ket vurmuş olacaktı. Bu durum tüm bilimler için geçerli. Bilimsel bir araştırma, en iyi ihtimalle akademik bir dergide yayınlanarak sahibini şereflendirebilir. Patent alabilmek için teorik bir çözümlemeden öte pratik bir cihaz veya yöntem ortaya koyabilmeniz gerekir.

Bununla birlikte 20. yüzyılda, başta telif eserler, ticari markalar, laboratuarda üretilmiş virüsler ve hatta internet kitapçısı Amazon'un "tek tıklamayla alışveriş sistemi" gibi işletme teknikleri patentlenir oldu. Telif hakkı, hiç şüphesiz ki, çalışmanın gayretlerini ödüllendiren bir sistem. Özellikle kitap ve müzik eseri gibi çalışmaların sahiplerinin başlıca geliri bu şekilde oluşuyor. Keza yılların çalışmasıyla oluşmuş tanınan bir ticari markanın rast gele kullanılması da bu markayı oturtmak için uğraşmış olan şirketin zararına olacaktır.

Ancak patent ve telif haklarını savunanların öne sürdükleri diğer tezlerin öyle çok savunulacak tarafları yok. Sözgelimi, patentlerin teknolojik gelişmeyi engellediği tezi bizzat bilişim sektöründeki gelişmeler tarafından çürütülüyor. Meşhur Silikon Vadisi'nin yükselişinde şirketler arasında sıkça yer değiştiren kalifiye elemanlarca fikir ve teknolojilerin yayılması ve paylaşılmasının yatıyor olması veya bugün bedava olarak dağıtılan açık sistemlerin yaygın ve etkin bir şekilde kullanıyor olması, bu tezi yalanlayan örnekler. Keza Napster gibi internet üzerinden dosya paylaşımı sağlayan sunucuların müzik piyasasının altını oyduğu iddiası da ne piyasa verileri, ne de üretilen eser istatistikleri ile destekleniyor.

Patent ve telif hakları meselesi, mülkiyet hakları ile ilgili bir mesele. Bu mesele, ciddi hukuki, siyasi, iktisadi, ahlaki ve felsefi tutarlılıkla tartışılmadığı ve olaya sadece maddi çıkar anlamında bakıldığı sürece gündemimizden çıkmayacağa benziyor. Olaya tek yönden baktıkça da ölçüyü kaçırmaya başlıyorsunuz.


4 Ağustos 2004
Çarşamba
 
MELİKŞAH UTKU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED