AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Muamma

Mesut Yılmaz Başbakanlığı sırasında Susurluk olayının ancak yüzde 20'sini bilebildiğini söylemişti. Herhalde daha fazlasını öğrenemeden de Başbakanlığı sona erdi.

Bir soru:

-Acaba Başbakan Tayyip Erdoğan, Çakıcı - MİT - Yargıtay üçgeninde olup biten ve kaç zamandır Türkiye'nin gündemini oluşturan hadiselerin yüzde kaçına vakıftır?

Başka sorular da sorulabilir:

-Acaba bilmesi gerekir mi? Acaba bilmemesi Başbakanlık sorumluluğu ile bağdaşır mı? Acaba enine boyuna bilmek için bir girişimde bulunmuş mudur? Acaba, Başbakanlık tarafından da kamuoyunu aydınlatıcı bir açıklama yapılacak mıdır? Acaba Çakıcı'nın yurt dışına kaçışı ile ilgili olarak İçişleri Bakanlığı'nın söyleyeceği bir şey yok mudur?

Şu anda tartışma daha çok Yargıtay Başkanı ile MİT arasındaki ilişkilerin niteliği üzerinde kopuyor.

MİT Başkanı, MİT'in Dış Operasyonlar Daire Başkanı Kaşif Kozinoğlu'nun Çakıcı ekseninde olduğu iddia edilen görüşme girişimlerinde talebin Yargıtay Başkanı'ndan geldiğini iddia ediyor ve ortaya "Başkan doğru söylemiyor" gibi kışkırtıcı bir ifade serpiştiriyor. Burada "Acaba Yargıtay Başkanı MİT Dış Operasyonlar Daire Başkanı ile neden görüşmek istemiş olabilir?" sorusunun oluşmasına zemin hazırlayarak...

Yargıtay Başkanı'nın bir MİT Daire Başkanı ile görüşmesine, villa mütaeahhidi gibi garip adamlar aracılık ediyor.

MİT mensubu ile Yargıtay Başkanı arasında, sonuç verici olmasa da, "mafya liderleri"nin dosyası üzerinde oynanması gibi görüşmeler yapılıyor. Bu arada MİT Başkanı, Yargıtay'la, başka dosyalar etrafında sık sık görüşmeler yapıldığını açıklıyor.

Ayrıca, Çakıcı'nın farklı zamanda iki defa gerçekleşen yurt dışındaki yakalanmalarında üzerinde MİT mensuplarına ait pasaportlar çıkıyor. İlginçtir pasaport sahibi MİT mensupları bunları ya düşürmüş, ya da bilmem ne yapmış oluyor...

"Muamma" dedim. Yargıtay Başkanı ile MİT arasında yaşananların seyrine dalarsanız, tam bir bilmece ile karşılaştığınızı hissedersiniz. İlişkiler trafiği içinde neyin gerçek neyin gerçek dışı, kimin haklı kimin haksız olduğunu tesbit zorun zoru...

Ama işte bütün bu gürültü içinden çıkanlar var:

-MİT Başkanı'nın bütün yalanlamalarına rağmen Çakıcı ile zirvelerdeki bir MİT mensubunun ilgisi ve pasaport ilişkileri... En azından kaçışın önlenemeyişi... MİT'in zaaf hanesine mi yazılmalı yoksa Çakıcı'nın korunuyor olduğu iddiasına mı?

Yargı bağımsız da olsa MİT Başbakan'a bağlı...

Öyleyse Başbakan MİT Başkanı'nı çağırıp soruyordur, "Ne oluyor Başkan? Bunlar neyin nesi? En kısa zamanda bütün Çakıcı dosyasını ve Yargıtay'la ilişkileri kapsayan bir dosya istiyorum" diye...

Belki de yarın AB ile ilişkilerde Başbakan'a soracaklardır:

-Sayın Başbakan sizde bir mafya liderinin dosyası en yüksek yargı organlarınızda istihbarat örgütünüzle pazarlık konusu olur mu? Bu nasıl yargı bağımsızlığıdır?

"Pazarlık söz konusu değildir vs." dersiniz ama, dünya, her şeyin arka planını, satır aralarını da okur ve kendi yargısını bastırır.

Yargı ve akçalı ilişkiler...

Tartışılan hadisenin bir boyutu bununla ilgili idi... Yargıtay Başkanı'nın villa onarımı veya inşaatını üstlenen müteahhitin MİT Daire Başkanı için randevu alması, ortaya "Acaba vicdan ile cüzdan arasında bir şeyler mi oldu?" kuşkusunu çıkarmıştı. Sonra Yargıtay Başkanı, ödemelerinin dekontlarını gösterdi ve bu kuşkuyu giderdi. O kuşkuyu giderdi ancak, geride, MİT Daire Başkanı statüsünde bir kişinin, bir müteahhidi araya sokarak randevu alması gibi garip bir durumun izi kaldı. Nasıl oluyordu da bir müteahhit, Yargıtay Başkanı'na, MİT Daire Başkanı'ndan daha yakın olabiliyordu? Acaba MİT Daire Başkanı "yasal" olmayan bir iş için mi girişim halindeydi? Böyle durumlarda Yargıtay'a ulaşılacak "müteahhit" benzeri yollar bulunabiliyor muydu?

Alın size sorular... İster MİT açısından bakın, ister Yargıtay... hepsi kuşkuları besleyici nitelik taşıyor.

Yazıyı baştaki soruyu tekrarlayarak bitirelim:

-Acaba Sayın Başbakan, Çakıcı etrafında dönen ve gelip Yargıtay-MİT-Emniyet eksenine oturan hadisenin ne kadarına vakıftır? Ak Parti hükümeti, Susurluk'tan bu yana her zaman "muamma" çözülemeden sona eren bu hadiselere bir "neşter" atacak mıdır?


16 Ağustos 2004
Pazartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED