|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İsrail'in 27 hapishane ve tutuklama merkezinde yaklaşık olarak 8 bin Filistinli tutuklu ve hükümli var. Uluslararası Adalet Divanı'nın tanımı ile onlar birer savaş esiri.. Çünkü İsrail kurulduğu 1948 yılından bu yana Filistin toprağını işgal etmekte ve işgal ettiği bu topraklarda yaşamakta olan Filistin halkına karşı acımasız bir savaş sürdürmektedir.. Aslında tüm Filistin toprakları ve İsrail'in işgal altında tuttuğu Suriye'nin Golan ve Lübnan'ın Şabaa bölgeleri tümüyle hapishaneden farklı değildir. Başka bir ifade ile tüm bu bölgelerde yaşamakta olan Filistinli, Suriyeli ve Lübnanlı inasanlar herkes birer tutukludur. Ama içerdekilerin durumu çok daha kötüdür.. Dün tüm Filistinli tutuklu ve hükümlüler açlık grevine başladılar.. Dışardaki aileleri de onlarla dayanışmada bulunmak için benzer bir açlık grevine başladı.. Dışardaki Filistinliler içerdeki kardeşlerine destek veriyor.. Tutukluların tek bir isteği var.. Daha insanca bir yaşam.. İsrail uluslararası insan hakları ve benzeri örgütlerin denetimini kabul etmiyor. Dolayısıyla İsrail'in, Filistinlilere yönelik ne tür işkenceler yaptığı konusunda elde hiçbir delil yok. Oysa İsrailliler, Amerikalıların Abu Gureyb'teki ustalarıdır.. Terör ve işkence konularında İsrailliler uluslararası şöhrete sahiptirler.. İsrailliler 28 Eylül 2000'de başlayan son İntifada'dan bu yana yaklaşık olarak 40 bin Filistinliyi gözaltına alarak sorguladılar. Hepsinin tek bir suçu var.. İşgale karşı direnmek.. Bunların arasında binlerce kadın ve çocuk bulunmaktadır.. Peki İsrailliler bu tutuklulara ne yapıyor? Bildik en ağır işkence yöntemlerini bir yana bırakarak İsrail psikolojik işkence yöntemleri ile Filistinlilerin direnme gücünü yok etmek istiyor. 1- Tutuklu ve hükümlü Filistinliler sık sık çıplak olarak sorgulanmakta ve bu halleri ile toplu halde tutulmaktadırlar.. 2- 16 yaşından büyük bir genç tutuklu olan babasını ya da annesini ziyaret edemez.. 3- Tutuklular sık sık cinsel taciz ve tecavüzlere maruz kalmaktadırlar.. 4- Görüş günlerinde bile tutklu ile ailesi arasında hiçbir şekilde yakın temas söz konusu olamaz.. 5- Tutuklu asla ailesi ile haberleşemez.. 6- Tutuklu hastalar nadiren doktora gönderilir. 7- Tutuklular yazın daha sıcak bir ortamda, kışın ise daha soğuk koğuşlarda tutulurlar.. Ve rahat bir uyku çekmelerine asla izin verilmez. 8- Tutuklulara kitap, gazete okuma veya radyo ve tv izleme olanağı tanınmaz.. 9- MOSSAD ile işbirliği yapmaları için tüm tutuklulara inanılmaz baskılar yapılır. Bazıların eşi ya da kız kardeşi evden alınır ve çıplak olarak tutukluya gösterilir.. Elbette bu örnekleri çoğaltabiliriz ama İsraillilerin uyguladığı en ilginç yöntem ise tutuklulara para cezası vermek.. Yani cezaevi talimatlarına uymayan bir Filistinli para cezasına çarptırılır ve ödemezse cezası uzatılır.. İşte bu yaşam koşullarını protesto etmek için Filistinli tutuklular dünden itibaren açlık grevine başladı.. İsrailliler de koğuşlardaki suları keserek açlık grevi sırasında Filistinlilerin su içmelerini engelleyecek.. İsrailli içişleri bakanı ise 'ölmek istiyorlarsa biz de onlara yardımcı oluruz' diyor.. Elbette her zaman uluslararası hukuku hiçe sayan İsrail yine kendi bildiğini yapacaktır. Yalnız son 3 yılda 4 bin Filistinliyi katleden, 50 bin Filistinliyi yaralayan, bir milyon zeytin ve narenciye ağacını yakan ve binlerce Filistinlinin evini yıkan İsrailliler kuşkusuz açlık grevine karşı acımasız olacaktır.. Ama yine de bize düşün görev Filistinlilere mücadelelerini desteklediğimizi söylemektir.. Herkes Filistin halkının dramını vicadınında ve yüreğinde duymalıdır.. Herkes kendini şu anda İsrail işkencehanelerinde bulunan Filistinlilerin yerine koymalıdır.. Asla Irak'taki Ebu Gureyb görüntülerini unutmayın. Herkes böyle bir durumda neler hisedeceğini yüksek sesle haykırmalıdır. Hepimiz Filistin elçiliğini arayarak tutuklu ve hükümlülerle dayanışmamızı bildirmeliyiz.. Yine herkes İsrail elçiliğini arayarak Filistinilere karşı yapılan insanlık dışı terör uygulamalarını lanetlemeliyiz.. Herkes kendi olanakları içinde bu davranışlara benzer tepkiler geliştirmeli ve bir insanlık dramı halini alan Filistin mücadelesine karşı sorumluluğunu kanıtlamalıdır.. Unutulmamalıdır ki; Filistin halkı ile dayanışmak haksızlığa karşı direnme ve mücadele etmenin belki de en bariz kriteridir! Böyle bir dayanışmayı tüm benliği ile hissetmeyen biri özgürlük, demokrasi, adalet ve insan hakları gibi sözcükleri asla ağzına bile almamalıdır!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |