|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
OSMAN AKKUŞAK
İnsan denilen varlığın mevcut olduğu her yerde ve her devirde; musikî de, resim de, oyun da, şiir de, plastik sanat numuneleri de elbette ki mevcut olacaktır.. çünkü bu estetik tezahürler, insan denilen varlığın ayrılmaz, koparılmaz fiilleridir.. insan konuştuğu müddetçe müzik de vardır şiir de vardır. Bizim bazı şair dostlarımız, yazar arkadaşlarımız arasında bu çeşit tartışmalar oluyor, bu hususta birbirine uymayan değişik fikirler ileri sürülüyorsa; bu fikir ve kanaat ayrılıkları, zannederim hakiki şiirin ne olduğu hakkında çok farklı inançlara sahip bulunmalarından ileri geliyor... Hâaa!.. şiir nedir, yani gerçek şiir.. yüksek evsafta inşa' ve ibda' edilmiş söz nedir? Kalbe kâh bıçak gibi saplanan, kâh kişiyi alıp gökyüzüne çıkaran, bazan Mevla'ya ulaştıran, bazen de feryat figan acılar içinde bırakan söz; elbette ki yüksek dereceli, yüksek frekanslı şiirdir.. bu tariflere bir itirazımız yok.. hiç kimsenin de itiraza mecali olmaması gerekir. Şimdi bu fikir ayrılıkları, bence; mısralarda, şiirlerde mevcut olan "şi'riyet"in derecesinden kaynaklanıyor.. fazla ayrıntıya girmeden ifade ederim ki nasıl musikide: klasik Batı musikisi, klasik Türk musikisi, halk müziği, arabesk tarzı, caz müziği, oda müziği, latin müziği, tasavvuf müziği gibi çeşitler mevcutsa; şiir gibi insanoğlunun çok esasî, estetik tezahürlerinden olan bir sanat vadisinde de çeşitli tarzlar, çeşitli türler ve çeşitli şiir tiplerinin ortaya çıkmasından daha tabîi ne olabilir? Her şair kendi sevdiği veya benimsediği şiir tipini "şiir" saymaktadır. Bazılarına göre hamasî şiirler, şiir değil birer manzumedir.. binlerce milyonlarca kişinin kalbini harekete getiriyor.. heyecanları, duyguları dalgalandırıyor.. bu çeşit bir kudreti olan söze şiir değildir diyen, kimse kusura bakmasın, budalanın biridir.. Namık Kemal'e, Enis Behiç'e, Mehmet Emin Yurdakul'a, Süleyman Nazif'e, Orhan Seyfi'ye, Faruk Nafız'a şair gözüyle bakmayanın iz'an ve vicdanından şüphe ederim. Bazılarına göre de şiir, şuuraltını ifade etmeliymiş.. yani bir nevi şuur kontrolünden uzak sözler, içinizden geldiği gibi dışarıya dökülen sözler, bugünün asıl yüksek dereceli şiirini temsil etmekte bulunurmuş.. adına modern şiir, soyut şiir, postmodern şiir, yahut gerçeküstü şiir.. diyerek kendi kendilerini avutuyorlar.. ve.. maalesef birçok genç şairimizi de etkilemeye muvaffak oluyorlar. Sanatta, edebiyatta dejenerasyonu hedef alan veya akıl dışı estetik dışı bazı arayışları gaye edinen, tecrübe eden akımların tesiriyle Türk şiirinde son devirlerde görülen anlamsız, âhenksiz şiir arayışları, yozlaşma, soyutlaşma, acayip ferdileşme, sağa sola savrulma ve yalpalama hareketleri yavaş yavaş etkisini kaybediyor ve artık çok dar bir heveskâr grubuna inhisar ediyor.. büyük ölçüde itibarını yitirmiş bulunuyor!.. Kıymetlerin, eskimeyen güzelliklerin, Türk şiir geleneğinde değerini hiç yitirmediğine şüphe yoktur.. şaşkınlıklar, bocalamalar büsbütün kaybolmasa da, bunların gelip geçici olduğuna, şiirimizin asıl yatağını bulacağına inanıyorum günümüzde şiir de var şair de var.. yeter ki, görmesini, onlara değer vermesini bilelim!..
|
|
|
|
|
|
|