|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hay Allah. MİT ve Yargıtay adlarının karıştığı son gelişme alışkanlıklarımı etkilemeye başladı. “Yazın gerilim romanı okunur” diye bir kenara yığıp eksiltmeye çabaladığım kitapları ihmal ediyorum. Günlük konuşmalarım da politikadan çok devlet birimleriyle ilgili ‘o dedi-bu dedi’ türü konularla dolu... Şikâyet ettiğim sanılmasın; tersine, muazzam entrika yüklü bir romandan beyaz perdeye ustaca aktarılmış heyecanlı bir film izlercesine zevk alıyorum; bütün dileğim, hepinizin de olan-biteni benim dikkatimle izlemeleri... Olaya film heyecanı katan pek çok yön var. ‘Suç örgütü lideri’ bilinen Alaattin Çakıcı’nın bir televizyon dizisini izlerken duyduğu kızgınlıkla kaleme kâğıda sarılması sözgelimi... ‘Kurtlar Vadisi’ dizisini izliyormuş; kahramanlardan ‘Çakır’ öldürülünce bundan paniklemiş ve oturup Nuriş Çetesi aleyhine, “Bunlar önemli bir politikacıyı öldürecekler” ihbarında bulunmuş... MİT de üşenmeyip ihbarın gerçeklik derecesini öğrenme derdine düşmüş... ‘Kurtlar Vadisi’ dizisi izleyicisi olmadığım için bilmiyordum; meğer dizi ‘gerçek hayat öyküleri’nden hareketle çevriliyormuş ve ‘Çakır’ adlı kahraman da dizide Alaattin Çakıcı’yı temsil ediyormuş... Polat Alemdar (Abdullah Çatlı), Arslan Akbey (Yeşil), İplikçi Nedim (Nesim Malki), Laz Ziya (Dündar Kılıç) hep ‘ünlü’ birilerine tekabül ediyormuş... Bazı isimlerle de hoş biçimde oynamış senaristler: Behçet Cantürk olmuş size Behiç Türkcan, Savaş Buldan Barış Bulmaz, Ömer Lütfi Topal da Önder Zülfü Koşal... Uğur Mumcu tipi bir de gazeteci yer alıyormuş kahramanlar arasında... İlgi alanıma girdiği halde diziyi izlemeyişim garip görünüyor, değil mi? Oysa, dizinin yıl içinde gösterildiği saatlerde benim her hafta katılmak zorunda olduğum bir tv programı vardı... Beş dakika reklâm arası verildiğinde kameramanlar ve diğer stüdyo elemanlarının ortalıktan toz olmasından ne büyük bir heyecan kaçırdığımı ben de biliyordum. Ama ne çare... Dizide hiç politikacı yok mu? Çakır’ın kumarhanesinin müdürü olarak Korkmaz Yiğit yer alıyor da, onu medya dünyasına iten bakanlar, başbakanlar neden almıyor? Alaattin Çakıcı ne kadar kızsa yeri, Çakır’ı biraz erken öldürmüşler dizide, daha perdeye yansıtılması gereken o kadar öykü var ki? Yeni yayın döneminde, artık başka isimle yeni bir karakter olarak mı, yoksa bir yolunu bulup ‘hortlatarak’ yeniden Çakır kimliğiyle mi olur, onu bir kez daha diziye kazandırmak şart... Doğan Medya Grubu’nun Hürriyet, Milliyet ve Radikal’den sürdürdüğü haber bombardımanından da dizinin yeni bölümlerine değişik ayrıntılar katma imkânı herhalde doğacaktır. Senaristler yazılıp çizilenleri benim kadar titizlikle izleyip dosyalıyorlarsa, müthiş heyecanlı sahneleri çekmeden gözlerinde canlandırdıklarına eminim. “Çakır ölmedi, yurtdışına kaçtı” diye bir trükle esas kahramanı diziye yeniden kazandırmaya karar verirlerse, kaçış ve bir Avrupa ülkesinde yakalanma için benim bazı önerilerim olabilir... MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un (dizideki Mehmet Fuat Doğu tipi için ya ‘MİT Müsteşarı’, ya da Alparslan Türkeş yakıştırmasında bulunulmuş; rahmetli Türkeş’in yakın dostu Fuat Doğu MİT’in ünlü müsteşarlarından biriydi), bir gazeteye, “Son olayda Alaattin Çakıcı’yı yakalatan biziz, eğer aksini iddia eden varsa çıksın söylesin” beyanatını verdiğini okudum... Emniyet’in adı verilmeyen bir yetkilisi ise Milliyet’e, “Yok öyle bir şey, yakalama operasyonu tamamen bize ait” demiş... Bu farklı anlatımlara bakarak dizinin ilerleyen bölümleri için benim önerim çok basit: Öldü sanılan Çakır’ı aslında iğneyle uyutup güvenlikli bir evde saklayan ve sonra da eline eski bir mensubunun ‘yeşil pasaportu’nu verip yurtdışına kaçışını sağlayan istihbarat örgütü olsun; bu durumda Emniyet’e de onu ülkeye geri getirmek kalıyor elbette. “Neden böyle?” sorusuna cevap teşkil edecek yüzlerce heyecanlı ayrıntı görsel mükemmelikte aktarılabilir ekrana. Ama bunun için de, senaryoya, daha önce bakanlık hatta başbakanlık yapmış hırslı bir politikacı tipinin katılması gerekebilir... Şöyle bir senaryoya ne dersiniz? Çakır, Mutlu Bahtiyar adlı politikacıyla ilişkisi ortaya dökülmesin diye, o politikacının iktidar döneminde devlette yükselmiş bir bürokratın yardımıyla yurtdışına kaçırılır... Buna karşılık, Beyazıt Erkorkmaz adlı yeni bir politikacının eskiyi tasfiye hareketine destek vermek isteyen başka bir devlet birimi ise Çakır’ı yurtdışında da rahat bırakmaz.... Türkiye’den kaçış ve yurtdışında Çakır’ın izini takip ile geçecek süre en az on bölümü kurtarır dizide... Bu arada senaryoya başka devlet birimlerini de katmanın zamanı geldi geçiyor. Mucit Ozanoğlu adlı yeni bir ‘kahraman’ Erkaplan Öztaş adlı bir yüksek yargıçla birkaç bölüme şöyle bir girip çıkabilir. Öyle akçalı konuları, ev inşaatı gibi basit ayrıntıları değil, yargılanması söz konusu olduğu taktirde Mutlu Bahtiyar’ın mahkumiyetten kurtarılmasını görüşürler bu ikili... Son zamanların en iyi Türk filmi olduğuna inandığım ‘Neredesin Firuze’yi çeken Ezel Akay’a, epey önce, gerilim ve heyecan yüklü bir film senaryosu üzerinde birlikte çalışma sözü vermiştim. Yoksa, ilgimi, mevcut dizilerden birine katkıda bulunmaya mı yoğunlaştırayım?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |