AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Cari açığı sorgulamak

Ekonomiyi uluslararası gelişmelere açık yönleriyle kavramak gerek. Kapalı ekonomi dönemlerini çoktan geçtik. Global ekonomik şartlar içerisinde ithal ikameci politikaların sürdürülemediği de görüldü. Öyleyse ihracata ve ithalata yönelik politikaların, genel anlamda ve hatta bireye dönük yapısı içerisinde, tüm ekonomik gelişmeleri çağrıştıran ve uyaran bir yapısının bulunduğunu kabul etmeliyiz. Eğer genel ekonomik politikalarımızla, cari açığı kontrolsüz yükselten bir ekonomi pratiği elde edebilmişsek, bundan ciddi endişe duymalıyız. Ancak Devlet Bakanı Ali BABACAN'ın ekonomik anlamda bir "büyük taarruz"dan söz etmesi, iktisadi olumsuzluklara karşı sürekli bir etkin önlemler duyarlılığının bulunduğunu düşünmemizi sağlıyor. Türkiye, cari açığın yükselişi (2004 yılının ilk yarısında 9 milyar 945 milyon dolarlık cari işlemler açığı) karşısında tedbirsiz kalmamak, tekrar krizlere girmemek ve devalüasyonlar süreci yaşamamak için, yeni programı bekliyor.

Basına yansıyan açıklamalara göre, yeni program, ekonomiyi şoklara karşı dayanıklı hale getirecek. Türkiye gerçekleriyle örtüşen, sorunlara yerli çözümler üreten, gelecek 20-30 yılı gözeten, öncelikli sorunlara odaklanan, Avrupa Birliği ile yürütülecek müzakerelere baz teşkil edecek üretimi, istihdamı, ihracatı, yatırımı artırmayı ve sürdürülebilir büyümeyi hedefleyen bir program için, BABACAN'ın öne çıkardığı, Türkiye gerçeklerine ve mali disiplinin devamına ilişkin bazı görüşleri sıralarsak;

-İktisadi sorunların çözümünde keramet, ithal programlarda aranmamalı. Keramet, bu ülkenin kendisindedir. Kaynak da çözüm de irade de kararlılık da bu topraklardadır. Nitekim 2004 yılında % 5'lik büyüme hedefinin aşılacağına ilişkin göstergeler belirginleşmiştir. İlk çeyrekte % 12,4 oranında büyüme gibi. Enflasyonda da % 12'ye düşüş olacağı beklenmektedir. 2005'ten itibaren tek haneli enflasyon oranlarının gerçekleştiğini görmeye başlayacağız. (2005'te % 8, 2006'da % 5, 2007'de % 4 oranlarına düşen enflasyon tahminleri var.)

-Petrol fiyatları, yüksek ve dalgalı bir seyir izleyecek. Ve yine bu dönemde Amerikan Merkez Bankası faizlerinin ne kadar ve ne zaman artırılacağı sürekli tartışılacak. Bu şekilde önümüzdeki iki yılda Türkiye'yi zorlu bir dış konjonktür bekliyor. Ama hazırlanan yeni program, tüm iktisadi olumsuzluklara, olası -muhtemel- dış ve iç şoklara karşı ekonomiyi korunaklı bir durumda tutacaktır.

-Önümüzdeki yıllarda piyasa beklentileriyle uyumlu çok yüksek "faiz dışı fazla", üretmeye devam edilecek. Özel sektör yatırımlarının artması için, faizlerin düşük olması gerekiyor. Bu gelişme de kamu borçlanma gereğinin düşmesiyle sağlanabilecektir. Bunun için yüksek "faiz dışı fazla"nın sağlanması şart.

-Faizler düştükçe, Yatırımları ve İstihdamı Teşvik Yasası'nın işlerliği artacak. Bu yöndeki gelişmeleri getirecek olan iktisat politikası kararları alındıkça, önümüzdeki dönemde, hem TL hem de döviz bazında faizler düşecek. Ve işadamları da teşvik uygulamasından yararlanmak için gayretli olacaklar.

-Vergi, sosyal güvenlik ve bankacılık gibi yapısal konularda mutlaka reformlar yapılacak. Türkiye, yatırımlara yeterli kaynak ayıramazken, sosyal güvenlik açığını kapatmak için 20 milyar dolar ayırmak zorunda kalıyorsa, burada ciddi bir sorun vardır. Eylül 2004 sonuna kadar emeklilik reformu stratejisi konusunda bir tercih kararı verilecek. Üç emeklilik kurumunun birleştirilmesi öngörülüyor. Emeklilik sistemi açıkları, 2007'den sonra, sürekli olarak azalan bir seyir izleyecek, uzun vadede milli gelirin % 1'i seviyesine düşürülecek.

-2004 yılı Programı'nda 7,6 milyar dolar olarak tahmin edilen cari açık, ilk yarıda görülen rekor artış nedeniyle, 10,8 milyar dolar olarak revize edilmiştir. Ve piyasalar istediği için, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yeni bir stand by anlaşması yapılması kararlaştırılmış bulunuyor. Ve IMF, iktisadi krize düşülmemesi için, doğru bir analizle, cari açığın düşürülmesini istiyor.

Kısacası, sürdürülebilir cari açığın milli gelirin % 3,3'ü oranında olması gerekiyor. Halbuki bu oran, tehlikeler içeren % 4 (yani 11,3 milyar dolar) düzeyinde. Türkiye'de ekonominin teorik ve pratik standartlara oturtulması ve olumlu göstergelerin üretimine yönelik iktisat politikalarının izlenmesi gerekmektedir.


16 Ağustos 2004
Pazartesi
 
TAHSİN SINAV


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED