AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
'Medeniyetler buluşması' tiyatrosunun sonu mu?

Bu ülkede yıllardır Batı'yı bir "emperyalizim" olgusuyla birlikte tartıştık. O dönemde esas doğru tartışma kanalı da buydu. Çünkü tarihi gerçekler, Batı'nın özellikle İslam coğrafyası üzerindeki kanlı ayak izlerini gösteriyordu. Yıllar süren "Haçlı seferleri" ve 20. yüzyılın ilk yarısı boyunca süren sömürgeci Batı anlayışı, Avrupa'nın gerçekten de "emperyalist" anlayışla tanımlanması gerektiğini kanıtlıyordu. Zaten, esas itibariyle "Avrupa kimliği"ni tanımlayan da bu sömürgeci ruhtu.

Sonra Avrupa, dini temellerden ayıklandığını, "Hrıstiyan dünya fikri" yerine, Avrupa Birliği ile demokrasiyi, özgürlükleri ve insan haklarını önplana alan bir "medeniyet projesi"ni sundu. Artık emperyalist Avrupa gitmiş, "medeniyetler buluşması" temeline dayalı modern Avrupa gelmişti.

Türkiye'nin Avrupa macerasının en hareketli döneminin yaşandığı 20. yüzyılın özellikle son çeğreğinde, kültürlerin ve kimliklerin buluşmasını sağlayacağını iddia eden modern Avrupa'yı tartışır olduk.

Ancak 11 Eylül sonrasında, "İslamcı terör" imajının gösterime sunulmasıyla birlikte dengeler yeniden değişti ve Müslümanlara karşı yeni bir "küresel infaz" dönemi başladı. Amerika, insanlığın yüzyıllar süren mücadelesi sonucu elde ettiği özgürlük ve insan hakları kazanımlarını, "küresel güvenlik" anlayışıyla askıya aldı.

Avrupa ise, bir yandan Amerika'nın yeni imparatorluk hayallerine karşı, bünyesine 'Müslüman Türkiye'yi de katarak Avrupa Birliği'ni bir "dünya gücü"ne dönüştürme hesapları yaparken, bir yandan da kendi içinde Müslümanlar'a karşı yeni duvarlar oluşturmaya başladı.

İşte şimdi, Türkiye'nin üyeliği bağlamında Avrupa içinde kıran kırana süren "kimlik" tartışmalarının esas alameti farikası budur. Özellikle, Irak işgali sonrasında ABD ile AB arasındaki ayrışmanın hızlanması, Avrupa açısından Türkiye'nin "AB projesi"ne katılmasını zorunlu hale getirmiştir.

Ne var ki, Türkiye'yi içine alması ve hazmetmesi o kadar da kolay değil. Evet bir "dünya gücü" olabilmesi için Türkiye'ye ihtiyacı var, bu doğru. Ancak, 11 Eylül sonrasındaki "küresel travma" Avrupa'nın da aklını karıştırdı. Tıpkı Amerika'nın "Evangelist ruh"a dönerek başka bir Amerika'yı araması gibi, Avrupa da Türkiye üzerinden Kendi "Hrıstiyan kökleri"ni arıyor sanki...

Şu anda Türkiye'nin üyeliğine en çok karşı çıkanların başında Fransa'nın olduğu dikkate alındığında, medeniyetleri buluşturmayı hedefleyen 'modern Avrupa' ile Hrıstiyani köklere dönmeyi isteyen Haçlı Avrupası arasında yaşanan ikilemi sanıyorum daha iyi anlarız. Çünkü İslam, hem Fransız toplumunun, hem de siyasi aktörlerinin gözünde hala bir "korku" kaynağı... Ayrıca, Fransa sömürgeci refleksleri hala en canlı olan ülkelerden birisi...

Brüksel'in siyasi aktörlerinin 17 Aralık'ta Türkiye ilgili alacakları karar, hem Avrupa Birliği'nin geleceği, hem de Avrupa'nın tarihsel arkaplanı konusunda hayati bir önem taşıyor. Eğer "modern Avrupa"yı öldürüp, Hrıstiyani Avrupa'yı diriltirse dünyamız daha çatışmacı bir döneme girecek demektir. Kimbilir belki de, "medeniyetler buluşması" tiyatrosunun son gösterimlerini izliyoruzdur. Bekleyip hep birlikte göreceğiz...


10 Aralık 2004
Cuma
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED