|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Suudi Arabistan Kralı Fehd'in ölümünün Ortadoğu'daki dengeleri nasıl etkileyeceği merak konusu. 23 yıldır ülkesini yöneten Kral Fehd, uzun zamandır rahatsızdı. Yönetimi fiilen Veliahd Prens Abdullah'a bırakmıştı. Kral Faysal'ın Batı ve Amerika Birleşik Devletleri ile mesafeli işbirliği ve İslam dünyasını uluslararası alanda etkin kılmaya yönelik politikası Merhum Fehd döneminde bazı değişiklikler geçirmişti. Fehd, Faysal'ın İslam dünyasını önceleyen politikasına fazla sempatik bakmamış ve mümkün olduğu kadar Amerika Birleşik Devletleriyle yakınlaşmaya özen göstermişti. Fehd döneminde bölgenin dengelerini alt üst eden önemli gelişmeler olmuştu. Bunlardan İran'da Şah rejiminin çökmesi ve yerine İslami yönetimin kurulması, on yıl kadar devam eden İran-Irak savaşının olması, arkasından Irak'ın Kuveyt'i işgali ve onu izleyen Körfez Savaşı. İsrail ile Filistin arasındaki bitmez tükenmez çatışmalar ve sorunun bir türlü çözüme kavuşturulamaması. Lübnan'ın İsrail tarafından işgal edilmesi, Suriye'nin Lübnan'a girmesi ve yakın dönemde geri çekilmesi. Nihayet Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri tarafından Irak'ın işgali ve bu çerçevedeki gelişmeler... Bütün bu gelişmeler Ortadoğu'daki dengeleri derinden etkilemiş bulunuyor. İşte bu mayınlı tarlada Fehd, geleneksel etkinliğini ve denge konumunu korumayı başarmıştır. Bu olaylarda güvenliğini tehlikede gören Fehd önce komşu ülkeleriyle birlikte Körfez İşbirliği Teşkilatı (GCC)'nın kurulmasında öncülük etmiş, mümkün olduğu kadar Amerika Birleşik Devletiyle yakınlaşarak ülkesinde üsler vermiş, Amerika Birleşik Devletlerinin bölgeye yönelik operasyonlarda destek vermiştir. Son yirmi yılda Ortadoğu'da büyük alt üst oluşlar yaşanırken Suudi Arabistan bundan fazla etkilenmemiştir. Fehd izlediği politika ile ülkesinin fazla etkilenmemesini sağlamıştır. Ancak bunun karşılığında büyük faturalar ödemek zorunda kalmıştır. Silahlanmaya ayırdığı büyük paralar, Amerikan operasyonlarında verdiği parasal destekler ülkesinin refahından geriye düşüşlere yol açmıştır. Son yıllarda Suudi toplumunda bazı rahatsızlıkların ortaya çıktığı gözlenmekteydi. Suudi monarşisi... Suudi Arabistan sahip olduğu geleneksel monarşisi ile bölgede tip bir sistem olarak görülmüştür. Ortadoğu'da karşımıza çıkan siyasal yapı zenginliği içerisinde Suudi Arabistan nevi şahsına ait kurumları ve yapılarıyla dikkat çekmiştir. Bölgede pek çok monarşi var, ancak Suudi monarşisi diğerlerinden daha farklı bir yapı sunuyor. Değişime ve siyasal ve sosyal kurumlarını modernleştirmeye en çok direnç gösteren ülke olarak öne çıkan Suudi Arabistan, dış politikada Batı ve Amerikan yanlısı bir profil çizmekle beraber kurumsal düzeyde Batıdan en az etkilenen bir sistem görüntüsü de vermekteydi. Ortadoğu ülkelerindeki kurumsal gelişmeye bakıldığında bir süreç içerisinde Batılı siyasal kurumların alıntılandığı ve temsil sisteminin yerleşmeye başladığı gözleniyor. Bu durum sadece bölge ülkeleri için değil Batı dışı bütün toplumlar için de söz konusudur. Mesela Ortadoğu ülkelerinin çoğunda anayasa, meclis, seçimler, seçimle gelmiş hükümetler gibi kurumlar var. Bilindiği gibi bunlar Ortadoğu'nun geleneksel yapısında olan kurumlar değil. Ortadoğu toplumlarının geleneğinde bir anayasa, bir meclis, bir seçimle gelen hükümet geleneği yok. Bütün bu kurumlar modernleşme süreciyle birlikte gündeme gelmiş ve Batıdan alıntılanarak kurulmuştur. Değişim baskısı... Bugün Ortadoğu ülkelerinde de demokratik temsil kurumları, seçimler, seçimle gelen hükümetler gibi modern siyasetin kurumları artan bir eğilimle yerleşmektedir. Hemen hemen bütün ülkelerde anayasalar, meclisler, seçimle gelen hükümetler tesis edilmiş durumda. Meclis uygulamasına bakıldığında önce atama ile oluşan meclislerin, arkasından da seçimle oluşanların gündeme geldiği gözleniyor. Bu konuda bölgede en tutucu görüntü veren ülke Suudi Arabistan idi. Bu ülkede hala anayasa yok, seçimle gelen üyelerden oluşan bir meclis, seçilmiş bir hükümet yok. Sadece atanmışlardan oluşmuş bir Danışma Meclisi var. Daha geçenlerde ilk defa Belediye Meclisi üyelerinin bir kısmını seçmek için seçimler yapılabildi. Genel eğilime bakılırsa demokratik temsil kurumlarına doğru bir yönelişin olduğu söylenebilir. Suudi Arabistan ve geleneksel rejimler üzerinde hem dışarıdan hem de kendi kamuoylarından büyük baskı var. Bu baskıya daha fazla direnmek mümkün değil. Fehd'in yerine ülkenin yönetimini ele alan yeni kralın önündeki en önemli sorun geleneksel rejimin demokratikleştirilmesi olacaktır. Bu durumun Ortadoğu'daki dengeler üzerinde değiştirici etki yapacağını şimdiden söylemek mümkün.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |