AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Etnik çatışma riski ve demokrasi

PKK'yı sıkıştıran, yeniden teröre iten görünür üç faktör var. İlki, sıkça bu köşede altını çizdiğimiz demokratikleşme hamlelerinin Güneydoğu'da PKK'nın tekelini kıracak özellikler göstermesi ve buna panzehir olarak örgüt tarafından şiddetin devreye sokulmasıdır...

İkincisi, Öcalan'ın yakalanması ve Kürtler için Kuzey Irak'ta yeni bir cazibe merkezi oluşması sonucu PKK içinde aykırı seslerin çıkması, kimi ayrışmaların yaşanmasıdır. Buna karşılık Öcalan'ın liderliğini gerek baskı ve suikastlerle gerek herkesi içine toplayacak yeni siyasi yapıların, partilerin kurulması yoluyla yeniden pekiştirme çabalarıdır...

Üçüncüsü, PKK'nın Kuzey Irak'ta Barzani ve Talabani karşısında, özellikle yeni bir düzenin tesis edilmesinden sonra yaşam şansını kaybetmeye başlaması ve tek "av alanı" olarak yeniden Türkiye'ye yönelmesi, burada milliyetçilik dozunun yükseltme gayretidir...

Sıkışan insanlar, toplumlar, kurumlar kendi rasyonellerini kaybederler.

Bu örgütler için de geçerlidir...

Bu nedenle PKK'nın sıkıştıkça işi hangi aşamaya kadar götüreceğini önceden kestirmek zordur. Bu, örgütün varoluş çabası içinde etnik çatışmayı tahrikine kadar gidebilir.

Nitekim ortada bununla ilgili kimi ipuçları var.

Trabzon'un Maçka ilçesinde bir alışveriş merkezinde polisle çatışmaya giren üç PKK'lının orada ne işi vardı? Türkiye'nin en muhafazakar, en milliyetçi bölgelerinden birinde kalaşnikof saldırı tüfekleri ve el bombalarıyla, 2,5 kilo C4 plastik patlayıcıyla ne işleri vardı? Ne yapmayı hedefliyorlardı?

Sorun geometrik büyüyor.

Türkiye'de doğan yeni milliyetçi dalga da bu ortamdan besleniyor, hatta tür değiştiriyor, aşırı grupların elinde etnik bir nitelik taşımaya başlıyor.

Şiddeti şiddet, kanı kan besler...
Şiddet şiddete, kan kana benzer...

Nitekim PKK'nın terör eylemleri ona en çok tepki duyduğunu haykıran kimi akımların, adamların, takımların işine yarıyor, işine geliyor.

Bu, sadece bizim tespitimiz değil. Siyasi meşrebi farklı gözlemciler de aynı vurguyu yapıyor, artık. Örneğin Murat Yetkin'in dün Radikal'de çıkan yazısında yaptığı şu tespitler çok yerindeydi:

"PKK'nın terör eylemleri, Türkiye'nin AB ile yakınlaşmasından rahatsız olan, konuşunca ne derlerse desinler, Avrupa'daki Türkiye karşıtı sağcı-ayrımcı hareketlerin çıkışlarından içten içe 'biz dememiş miydik' hazzı duyanların değirmenine su taşıyor. Sağdaki ve soldaki 'Kızıl Elmacılar', PKK'nın (Fransa ve Hollanda'daki AB Anayasası referandumları öncesi, Türkiye aleyhtarı çıkışların zirvede olduğu) mayıs ayından bu yana tırmandırdığı eylemleriyle kendilerine yeniden harekete geçme zemini buluyorlar. PKK'nın 1984-1999 arası kanlı eylemleriyle bile halkın sağduyusu sayesinde zemin bulamayan etnik çatışma ihtimalini kurcalıyorlar. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, olağanüstü hale gerek olmadığı ve uzak durulması gerektiğini söylerken, onlar olağanüstü hal, hatta sıkıyönetim arayışına giriyorlar..." Bilin ki etnik çatışma önümüzde ciddi bir risktir ve Türkiye'yi, bu ülkede yaşayan herkesi, Türkleri, Kürtleri dipsiz bir uçuruma sürükler...

Zor ama doğru kapı demokrasi kapısıdır...

Başbakan'ın açtığı kapıdır...
Kulaklara küpe olsun.......


26 Ağustos 2005
Cuma
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED