|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Ağustos ayı düğün ayı. Belediye Nihah Sarayı ile düğün Salonuna bakan evimin camları delil olarak yeter mi? Düğün Salonuna girip çıkan insanlara gözüm takıldıkça, kendimi fotoğrafçı vitrinlerine bırakıyorum. Hangi semt, hangi şehir olursa olsun. Fotoğrafçı vitrinlerindeki o çok artistik verilmiş pozlara baktıkça biri bizi gözetliyor evini,ikinci bahar şaşkınlıklarını, her yaş ve her sınıftan kadının görünmek için kendini stüdyodaki meydana atıvermesini anlamam kolaylaşıyor. "Kendin gibi olma da kim gibi olursan ol" programı yerleştirilmiş sanki insanların beyinlerine. Öyle yap, böyle dur. İnsanlar kameralar önünde, kendilerini keşfedilmemiş yetenekler olarak görmese, bu pozları, kendisini başka bir şeye dönüştüren bu pozları böylesine içten "oynamaya" razı olur muydu? Kendi halinde mazbut bir kız olarak bildiğim M'nin Küçükyalıdaki bir fotoğrafçı dükkanındaki pozuyla karşılaşıncaya kadar fotoğraf karelerinden zihniyet belirleme gibi bir dikkatim yoktu. Bendeki "M" ile fotoğrafçı vitrininin dolduran "M" arasında bir müddet gidip geldikten ve gidiş-gelişlerimin şiddetiyle yorgun düştükten sonra fotoğrafçı vitrinleri okunmamış bir kitaba dönüştü. Okunmamış kitap, okunacaktı bundan böyle. M'nin müstakbel eşini, göğsüne yasladığı bir pozu vardı ki, hakikaten fotoğrafçıyı kutlamak gerekiyordu. Müstakbel "koca" M'nin göğüs dekoltesi üzerine başını koymuş, sevilmeyi bekleyen bir kedi gibi, huzur içinde gözlerini kapamıştı. Fotoğrafçıların yükselen trendleri çok iyi takip ettiklerinin en olgun örneklerinden biri göğüs dekoltesi üzerinde uyuyan koca pozu. Çünkü bu poz kadın -erkek eşitliğinin kadın lehine bozulduğu bir durumu da imliyor. Bostancı Altıntepe arasındaki bir fotoğrafçı vitrinindeki poz ise başlı başına detaylandırmayı hak eden bir poz. Gelin, gelinliğinin en cömert dekoltesi içinde vahşi bir kedi pozu almış. Damat takım elbisesi içinde oldukça dikkat çekici. Çünkü takım elbisenin içindeki beyaz gömleğin bütün düğmeleri açık. Gömleğin uçları pantolonun dışına bırakılmış. Kravat gömleğin yakası üzerinde değil. Doğrudan damadın boynuna temas ediyor. Kravatın bir ucu gelinin elinde. Damat yularını kaptırmış bir kare içinde takılı kalmış. Pozun sahiplerinin profesyonel kişiler mi, yoksa sahiden evlenmek üzere bulunan çiftler mi olduğunu anlamak ilk bakışta kolay görünmüyor. Gelin bir şarkıcıya, damat mankenlerden birine benziyor. Ama bunda şaşırılacak ne var? Sokaktaki insanlar da benzeyebildikleri kadar şarkıcı ya da mankene benzemeye çalışmıyor mu? Bazı fotoğrafçılar muhafazakarlara hizmet verdiklerini "özenle" belirtiyorlar vitrinlerine koydukları "türbanlı" gelin fotoğraflarıyla. Yer Maltepe Trabzonspor lokolininin hemen altında bir fotoğrafçı dükkanı. Kafasını beyaz tas geçirilmiş gibi duran gelinler için daha "mazbut "pozlar uygun görülmüş. Mesela yanak yanağa gülümsemişler objektiflere. Ya da birbirlerinin gözünün içine bakmışlar ellerini birleştirip. Muhafazakar düğün pozlarında en tercih edilen ise eşlerden birinin bir koltuğa oturması, diğerinin koltuğun arkasına yaslanması. İhtimal gelinin ya da fotoğrafçının tercihine göre oturanın ve ayakta duranın cinsiyeti değişiyor. Oturan gelin olduğunda pek dikkat çekici pozlar çıkmıyor ortaya. Gelinliğin katları artistik bir harekete gerek bırakmıyor. Damat koltuğun arkasında dümdüz duruyor. Böyle pozlarda haraket fondaki resim ile sağlanıyor. Arka tarafta sonsuz bir kumsal. Ya da karlı dağlar. Ama oturan damat , ayakta duran gelin olduğunda gelinin elleri yardımcı aktöre dönüşüyor. Çenedeki el, beldeki el, boyna dolanmış el. Bu pozları verdirenler fotoğrafçılar olduğuna göre … Ve fotoğrafı çekenler de genellikle erkekler olduğuna göre. Bu el vurgusu ile ne anlatılmak isteniyor. Düşünmeye devam ediyorum.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |