|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
CHP İzmir milletvekili Bülent Baratalı, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevaplandırması istemiyle TBMM Başkanlığı'na bir "soru önergesi" sunmuş. Soru önergesi şu: "Turgut Özakman'ın 'Şu Çılgın Türkler' adlı eserinin ilk ve orta dereceli okullarımızda yardımcı ders kitabı olarak okutulması konusunda ne düşünüyorsunuz? Bakanlık olarak bu konuda bir girişiminiz olacak mı?" Konuyu haberleştiren Milliyet gazetesi "soru önergesi" ifadesini kullanmayı tercih ettiği için müdahale etmedim. Oysa, bu bir "soru önergesi" değil, olsa olsa "teklif"tir... Bir milletvekili, TBMM Başkanlığı'na, Başbakan'a, bakanlara teklif/teklifler sunabilir. Haddizatında yasama organı üyelerinin görevlerinden biri de budur. Ama "soru önergesi" dendiğinde iş değişiyor. Sanki, "Şu Çılgın Türkler"i yardımcı ders kitabı olarak okutmak yasal bir zorunlulukmuş da, ilgili bakanlık bunun gereğini yerine getirmiyormuş gibi. Bülent Baratalı ya da Milliyet gazetesi, her neyse, bence, "soru önergesi"yle "teklif" arasındaki farkı bilmiyor. Bakan Çelik, değerli milletvekilinin önerisini ciddiye alır mı, bilmiyorum. Kaldı ki, öyle yeni ve orijinal bir fikir de değil bu. Konuyu, daha önce, CHP lideri Deniz Baykal gündeme getirmişti: "Şu Çılgın Türkler ders kitabı olarak okutulsun..." Eh, okutulsun bakalım... Deniz Baykal, Bülent Ersoy vartasını atlatıp önce koltuğunu Mustafa Sarıgül'e karşı korusun, sonra iktidara gelsin, sonra da verdiği söz uyarınca "Şu Çılgın Türkler"i müfredata soksun. İsteriz. Hatta isterse kitap için özel yasa da çıkarabilir. Ben Hüseyin Çelik'in yerinde olsam, Deniz Baykal'ın başbakan olmasını beklemez, değerli tiyatro adamı ve "solcu sanatçı" Turgut Özakman'ın kitabını "yardımcı ders kitabı" olarak okuturdum. Daha önce de yazdım; Turgut Özakman'ın tarihe, özellikle yakın tarihimize bakışı rezervli; daha doğrusu ideolojik. Bununla birlikte, "Şu Çılgın Tütrkler", temiz bir Türkçe'yle yazılmış başarılı bir derleme. Ama asla iyi bir roman değil. Çünkü "solcu sanatçı" Turgut Özakman'da romancı bakışı yok. Roman, "kurgulanan" bir şey sonuçta... "Şu Çılgın Türkler"de tarihsel gerçekler (olgular), fictif ögelerin önüne geçiyor. "Solcu sanatçı" Özakman, zaten kurgulanmış şeyi, daha doğrusu hazır kalıp bilgileri "roman" formu içinde aktarıyor. İyi aktarıyor ama, bu onu "sanatçı", hele "solcu" kılmaya yetmiyor. Niçin ikide birde "solcu sanatçı" nitelemesini kullanıyorum? Özakman, Hürriyet gazetesinden Yener Süsoy'a verdiği röportajda, kendisini sola açık bir sanatçı olarak nitelemiş: "Ben sola açık bir adamım, ayrıca sağcı sanatçı olur mu, ben hiç duymadım. Necip Fazıl'ın şiirleri sağcı şiirler mi?" Süsoy, doğal olarak "Necip Fazıl'ın şiirleri sağcı şiirler mi?" sorusuna cevap vermiyor. Çünkü sorunun muhatabı Süsoy değil. O nerden bilecek! Sorunun muhatabı bizleriz. Yani kamuoyu... Özakman'ın "sol"dan ne anladığını bilmiyorum. Statükoyu korumak, resmî ideolojiyi savunmak, dogmalaştırılmış görüşlerin dışında yeni hiçbir şey söylememek solculuksa, evet Turgut Özakman iyi bir solcudur. Fakat bu sol tanımının (Özakman'ın kavramsallaştırmadığı ama eserlerinden yola çıkarak ulaştığımız sol tanımının) bilimsel ve epistemolojik değeri yok. Çünkü, Özakman'ın "sol" sandığı şey, sol filan değil. Başka bir şey. "Sağ"a daha yakın bir şey. Şimdi de Özakman'ın merakını giderelim. Evet, sağcı sanatçı olur. Attila İlhan mesela... Hem sağcıdır, hem de iyi bir sanatçıdır. Sağcı köşe yazarı da olur: Mesela İlhan Selçuk. Mesela Emin Çölaşan. Mesela Türker Alkan. Bu liste uzar gider. Sanatçıları, "sağcı-solcu" şeklinde değil de, "iyi-kötü" bağlamında değerlendirmeliyiz, bence... Doğrusu da bu! Solculuk ya da sağcılık edebiyatta geçerli "kıstas" olsaydı, Özdemir İnce'yi iyi şair, Turgut Özakman'ı da kötü oyun yazarı saymamız gerekirdi.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |