|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Hem bireysel, hem de toplumsal düzeyde görünen ve görünmeyen yoksulluk, toplumun değişik kesimleri arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklanmaktadır. İletişimsizliğin etkileri kişiden aileye, aileden topluma, toplumdan ülkeye ve ülkeden dünyaya farklı biçimlerde yansıyor. İletişim kopukluğunun doğurduğu karmaşa, politikadan ekonomiye, kültürden sanata her alana egemen oluyor. Gözün gözü görmediği bu karmaşık yapı içinde iç ve dış dünyanın zenginlikleri sorumsuzca tüketiliyor. İletişim kanallarının sağlıklı bir biçimde çalışmadığı toplumlarda, insanların iç dünyalarıyla birlikte dış dünyaları da büyük ölçüde çoraklaşır. Çoraklaşmayla hız ve yoğunluk kazanan yoksullaşmanın önüne geçmek için, iletişim kanallarının zenginleştirilmesi gerekir. Çünkü iletişim kanallarının gelişmediği bir toplumda, ortak aklı, ortak düşünceyi ve ortak eylemi geliştirmek mümkün değildir. Ağaç için su ne ise, toplum için de iletişim odur. Bireysel ve toplumsal yoksullaşmanın önüne geçmek için, öğrenme ve öğretme çalışmalarına, geçmişte olduğundan çok daha fazla önem verilmelidir. Çünkü bilgiyi zenginleştirmeye ve zenginleştirilen bilgiyi toplumla paylaşmaya dayanmayan her eylem, insanı paslandırır. Pasın demiri yok etmesi gibi, bilgisizlik de insanı yok eder. Nasıl yuvarlanan taş yosun tutmazsa, öğrenen ya da öğreten insan da pas tutmaz. Kendini öğretme ve öğrenme çalışmalarına adayan Mustafa İslamoğlu'nun öncülüğünde "var olmak iletişim kurmaktır" diyen "Hilal Tv", Ramazan ayında Anadolu insanına yeni bir televizyon kanalı kazandırıyor. Üretmenin coşkusunu duyan Hasan Büyür, Dr. Fethi Güngör, Adnan İnanç ve Hakan Albayrak, televizyonla iletişim kurmanın ustası Engin Noyan'ın desteğiyle, üç kuşakta tekrarlanacak, yoğun sekiz saatlik bir yayın programı için, yorulma bilmez bir gayretle çalışıyorlar. Anadolu'da kanın kanla temizlenilmediğine inanılır. Bunun için, hiçbir zaman kötülüğe kötülükle cevap verilmez. Çünkü kötülüğe kötülükle cevap vermek zayıfların, kötülüğe iyilikle karşılık vermek ise, güçlülerin işidir. Toplumları dönüştürenler, kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, başkasına da öyle davrananlardır. Onlar için, başkalarının yanlışı değil, kendilerinin doğrusu önemlidir. İletişim kanallarının böylesine zenginleştiği bir ortamda, kendi doğrusunu savunamayanlar, başkalarının yanlışından korunamazlar. Nasıl kuşun yuva yapması hayatının doğal bir yanıysa, insanın iletişim kurması da, hayatının vazgeçilmez bir yüzüdür. Hayatın bütün boyutları iletişimle zenginlik kazanır. İletişimin olmadığı bir toplumda ekonomik, siyasal ve kültürel hayatın canlılığı olmaz. Farklı iletişim kanallarına kulaklarını tıkayan, kendini yanılmaktan kurtaramaz. İletişim farklı düşüncelere açık olmadan, beklenen başarıyı sağlayamaz. İletişim gerçeğe farklı açılardan bakmasını bilmektir. Toplumda sağlıklı iletişim kurmak, öğrenmesini herkesten daha hızlı ve daha etkili bir biçimde öğrenmektir. İletişimde rekabet üstünlüğü sağlamanın en etkili ve en güçlü silahı, öğrenmesini öğrenme ortamı oluşturmaktır. İletişim kanallarında amaç, düşünceleri doğru anlatmak değil, doğru düşünceleri anlatmak olmalıdır. İletişimde başarılı olmak için, eğitmeye değil, hep birlikte öğrenmeye ve öğretmeye odaklanmak zorunludur. Öğrenmesini öğrenenler, doğruları değişik yüzleriyle, bütünlük içinde tartışmasını başaranlardır.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |