AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Kültür Bakanının işi zor

Yaşı tek renkli televizyonu hatırlayacak durumda olan kime sorsam 'Jill çorapları' reklâmını hatırladı. Binlerce insan sokaklarda yürürken, Halit Kıvanç, "Atın, atın, eskimiş çoraplarınızı atın. Atamazsanız paspas yapın. Türkiye'ye Jill geliyor..." diye sesleniyordu.

Yaşınız müsaitse sizler de hatırlamış olmalısınız o dönemin bu çok etkili reklâm filmini. Türk reklâmcılık tarihinin başarılı, ancak ticarî açıdan tam bir fiyasko sayılan kampanyasıydı 'Jill çorapları'... Kadınlar reklâma inanıp çoraplarını attılar, kapı önüne paspas yaptılar; ancak satın aldıkları Jill o kadar kötü çıktı ki, yeniden eski markalarına döndüler... Firma da battı.

Şimdi bu olayı hatırlamamın sebebine şaşıracaksınız: Pek çok protesto eyleminde 'Jill çorapları' reklâmını yapan 'başarılı' kişilerin parmağını görüyorum ben... Hatta daha açık yazayım: Bir yerde başarılı bir kampanya varsa, dilimin ucuna, "Ersin Salman yine işbaşında" cümlesi geliveriyor... Jill çorapları kampanyasını yürüten Ersin Salman'ın ortağı olduğu Ada Reklâm ajansıydı... 28 Şubat'ın o ünlü 'Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık' kampanyasında ön planda yine Ersin Salman geliyordu...

Kendisini iyi tanımak için 'Jill' reklâmına yeniden dönmem gerekiyor. İsterseniz reklâm filminin çekiliş öyküsünü Ersin Salman anlatsın: "Cihangir'de iki üç sokağı kapadık. Belediye Bandosu ya da İtfaiye Bandosu'ydu, tuttuk; giydirilmiş araçlarla, motosikletlilerle bir yürüyüş konvoyu oluşturduk. İki bin kişinin rol aldığı filmi altı kamerayla çektik. (..) İki bin kişi kullanıldı. Nasıl dersen, öğrenci yurtlarından şurdan, burdan... TİP'in gençlerinden birer soğuk kumanyayla öğle yemeği karşılığı."

Şu son "TİP'in gençleri" ifadesini herhalde fark ettiniz. Reklâm filminde çalışan bir başkası o ifadeyi şöyle açıyor: "Jill'in yapımı TİP olmasa belki de çok zorlanırdı. Partililer çalıştı ve onlar yürüttüler o kalabalığı. İnsanları yürütmek zordur. Yani, yürüyün dersin, curcuna çıkar. Fakat başlarında Parti'den disiplin sağlayan abilerimiz vardı, o abiler onları yürütüyordu."

Bir ajansın çektiği reklâm filminde Türkiye İşçi Partisi'ne mensup bir 'militan' kadronun görev alması gerçekten şaşırtıcı. Ajans Ada o günlerde Türkiye'nin en hızlı büyüyen reklâm şirketiydi; sonraları milyonlarca dolarlık bütçelere egemen oldu. Manajans, Cenajans ve ardından üçüncü Ajans Ada... Ajans ile TİP arasındaki bugünlerde açığa vurulan ilişki bir yere not edilmeyi hak ediyor...

Ersin Salman TRT'de çalışırken kendini başka bir alanda denemeye karar veriyor, biraz da askerî dönemin dayadığı zorunlulukla... Başvurduğu Manajans'ın patronu Eli Acıman, "Burası kapitalizmin mâbedidir" tanımını yaparak kendisini işe başlatıyor. Ersin Salman'ın o yolculuğu bugün büyük bir başarı öyküsü... Kemal Sezer'in Reklâmcılık Vakfı tarafından yayımlanmış 'Reklâmın Sokak Çocuğu' adlı kitabı 'Ersin Salman'ın Yaşamöyküsü' altbaşlığını da taşıyor...

Kitapta benim ilgimi çeken kendisinden 'Partili' diye söz edilen birinin reklâm sektöründen para kazanırken 'Parti' ilişkisini sürdürmesi oldu. Zorluğunu tahmin edebilirsiniz bu ilişkinin. Nitekim, "Ve bu arada parti üyesi oldum" diye başlayan cümlenin (s. 190) hemen ardından şu gerçek ifşa ediliyor: "Parti, Ersin Salman ve arkadaşlarını korumak gerekçesiyle bizi üye yapmıyordu."

Ortakları Zafer Ataylan ile Nazar Büyüm, "İkili çalışıyorsun, yarım yamalak kalıyor, sen git partide çalış" diyorlar ve Ersin Salman parti faaliyeti yürütürken maaşını ödemeye devam ediyorlar... "Bütün toplantıların organizasyonunda görev yapıyordu, partiyi bir bakma sırtında taşıyan" Ersin Salman... (s. 199). Ancak, yine kitaptan, ilişkinin 'gizli' tutulduğunu öğreniyoruz. "Parti Ersin'i dikkatle koruyor, deşifre edilmemesi için çaba harcıyordu." (s. 203).

12 Eylül sonrası siyasî hayata yeniden dönüldüğünde, 'Partili' Ersin Salman'ın başında bulunduğu reklâm ajansı Turgut Sunalp'in MDP'sinin tanıtım kampanyasını üstleniyor... "İktidar olmaya mahkum" olduğuna inanan seçimlerin favori partisiydi MDP ve herkes Turgut Sunalp'in başbakan olmasını bekliyordu. Seçim sonrası 'sol'dan gelen eleştirileri aktarırken 'gizli' tutulan gerçeği de fâş ediyor Ersin Salman: "Ve isteyen itiraz etsin, bu bir parti kararıdır." (s. 243).

Benzer bir kampanyayı Tansu Çiller için de üstleniyor Ersin Salman; "Süleyman Demirel'in cumhurbabaşkanı olmasından sonra Tansu Hanım'a DYP'nin genel başkanı ve başbakan olması konusunda yardımcı oldum" cümlesi ona ait. (s. 247). Bütün kampanyalarını "Devrimcilikten gelen bir hassasiyetle" ve "Korsan 1 Mayıs gösterisi düzenlenecekmiş gibi" yürütüyor (s. 264).

İlginç ilişkilerden biri de 'Aydınlık Grubu'nun dergilerinde yazan Turan Dursun ile olan... Dursun'un "Kur'an Ansiklopedisi" projesini destekliyor Ersin Salman'ın şirketi. Ev tutuyor yazara, bir de şirket kuruyor. "Fakat ne yazık ki derin siyasetin hışmına uğrayanlardan biri de Turan oldu; evinden çıkıp bakkala alışverişe giderken sokakta vurdular, öldürdüler" diyor. (s. 257).

Kültür Bakanının işi neden zor, anladınız mı?


31 Ağustos 2005
Çarşamba
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED