AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Tedavi felsefesi

"Tedavi Felsefesi" hakkında bilimsel anlamda neler söylenmiş; bir gazete yazısında elbette yeterince bilgi kaydetmek mümkün değil. Ancak mutlaka uzman olarak değil, sadece düşünen bir birey olarak bile bir tedavi felsefesi ihtiyacını dile getirmek, tıbbi ar-ge ve düşünce geliştirme faaliyetleri yanında, "insana yararlılık" yönünden de oldukça önemlidir, kanımca. Nitekim okuyucularımdan bu konuda önemli mailler alıyorum. Bu mailleri gönderen okuyucularıma da çok teşekkür ediyorum. Aşağıda bir örnek maili sizlere sunuyorum.

Gazetemizde geçen hafta Çarşamba günü yayınlanan "Kanıtlanmış Tedaviler" başlıklı yazımda da bazı açılardan tedavi felsefesi hakkındaki düşüncelerimi dile getirmiştim. Özetle tekrarlamak gerekirse:

1-Tüm hastalıkların tedavilerinin bilimsel esasları yanında bir felsefi temeli vardır. Öncelikle hastalıkları bilimsel verilerle teşhis edip tanımak gerek. Tıbbi araştırmaların vardığı aşamada, tedavi edilecek hastalığın geliştirilmiş bir veya birkaç tedavi metodu bulunabilir. Araştırmaya açık yapıların mükemmele gidişte elbette başarıları olacaktır.

2-Kanıtlandığı iddia edilen, ama risk içeren tedavileri itirazsız kabul etmemeliyiz. Yoksa bütün yeni ve güzel yaşama doğru hayal edişleri keseriz. Bilimsel araştırmaları uyaran hiçbir uygulamaya "şarlatan" sıfatıyla saldırmamalıyız.

3-Tedavi felsefesi, belki hastalıkların tedavilerini ticaret ve sömürü aracı olmaktan çıkarabilecek; herşeyden önce de insanların kanser hastalığı gibi hastalıklara yakalanmamalarının bilgi birikimi sağlanmış ve hastalıktan kurtulmak kadar, korunmanın yani hastalanmamanın da bilimsel ve pratik yollarını öğrenmek ve uygulamak mümkün olabilecektir.

"Öldürücü Tedaviler" ve "Kanıtlanmış Tedaviler" başlıklı yazılarım üzerine, Dr. Zehra ANBARCIOĞLU'ndan aşağıdaki maili aldım. "Ben, 12 yıllık pratisyen hekimim. Özellikle sağlıkla ilgili yazılarınızı takip ediyorum. Bundan 10 yıl evvel kayınvalideme safra yolları kanseri teşhisi konup Amerikan Hastanesi'ndeki ameliyatından sonra yapılabilecek birşey olmadığının görülüp sadece safra akışının sağlanıp kapatıldığını, 3 ay ancak yaşayabileceğini söyleyip taburcu ettiler. Bunun üzerine eşim, bitkisel tedavilere yönelip epey bir uyguladı. Bitkisel ilaçlara devam ettiği sürece durumu gayet iyi gitti. Ben de bu vesileyle "Yer ile gök arasındaki varlıklar, boş yere değil, bir amaç üzere yaratılmışlardır" ayetinin anlamının bu olduğunu anladım. Ama kayınvalidem bitkisel ilaçları bırakınca hızla kötüleşti ve birinci yılın sonunda vefat etti. Bu tecrübe bana gösterdi ki, bitki tedavisinin amacı, bizim uyguladığımız modern tedavi ile çok farklı. Modern tıp, direk dışarıdan verilen ilaçlarla hastalığı (tümör ya da enfeksiyon) yoketmeye çalışırken; bitki tedavisi uygulayanlar, vücut direncini artırıp vücudun hastalığı kendinin yenmesini sağlamaya çalışıyorlar ki, bu, bence yaradılışa daha uygun bir tedavi. Ama bunu uygulayanlar bilimsel çalışıp istatistik tutmuyor, kendilerini yetiştirip daha ikna edici olamıyorlar. O zamanlar ben de birgün bu hastalığa yakalanırsam bitki tedavisini seçeceğim diye düşünmüştüm. Bundan 8 ay önce de ben kendim meme kanseriyle imtihan olmaya başladım. Çok şükür daha evre 1 idi. Ama sadece yaşım genç olduğu için tümörün alınma aşamasında kan dolaşımına hücre kaçmış olabilir diye sırf koruma amaçlı klasik kanser tedavisi aldım. Yani 6 kür kemoterapi, 33 gün radyoterapi. Ama bugün arkadaşlar, yurtdışında evre 1'de kemoterapi yapılmadığını söylüyorlar. Bu tedaviyi uygulayan hocalarım da sık sık yurtdışına gitmelerine rağmen, herhalde benim öğrencileri olmam sebebiyle böyle uygun gördüler. Bugün ben bir hekim olarak modern tıp tedavilerinin seküler bir zihniyetin eseri olduğunu görüyorum. Siz, Aziz Karaoğlu gibilere aldırmayın. İnsan olgunlaştıkça yargılamamayı öğreniyor. Bazı doktorlar, zamanı iyi kavrayamadıkları için hala hem de bazen haksız olarak herşeyi kendilerinin bildiğini sanıyor. Oysa yaşayan ancak hakk'el yakin olabiliyor." (Not: Amerikan Hastanesi, açıklama gönderirse yayınlayacağım.)

"Kanser Cinayetleri" kitabının yazarı Yaşar Gören'in geçen hafta mailini yayınladığım Aziz Karaoğlu'nun mailindeki görüşler hakkındaki açıklamalarını gelecek hafta ele alacağım.



31 Ağustos 2005
Çarşamba
 
TAHSİN SINAV


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED