|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 4 ARALIK 2005 PAZAR | ||
|
|
Başbakan Tayyip Erdoğan kendisine 'CIA uçakları' ile ilgili soru soranlara kızıyor. Oysa her kanaldan akan haberlere bakıp olayın Türkiye boyutunu merak edenleri aydınlatma amacıyla soruluyor sorular... Olayın bütün boyutları öğrenilene kadar da konu sıcaklığını koruyacak... Bugün çıkan sayısında, Der Spiegel dergisi, 'CIA' irtibatlı uçakların Alman hava sahasından tam 437 kez 'gizlice' geçtiğini duyuruyor. Amerikan gazeteleri de günlerdir uçuşların ayrıntılarını sunup duruyor. Duraklardan biri de İstanbul'daki Sabiha Gökçen Havaalanı'ymış... "Acaba kaç kez uğradı?" sorusu bu bilgi üzerine soruluyor işte. Kuşkunun kaynağında da, konu ilk ortaya çıktığında yapılan "Bir kez" açıklamasının doğru olmadığının anlaşılması yatıyor. İlgili bakan, şimdi de "İki kez" dedi, ama "Acaba?" kuşkusunu duymak için yeterince sebep var. 'CIA uçağı'na 'işkence uçağı' diyen de var. Uçağın işlevi, 'teröre karşı savaş' kapsamında gözaltına alınan kişileri bir yerden diğerine nakletmek... ABD yasaları, ülke içerisinde gözaltı ve tutukluluk halini 'insan hakları' ile uyumlu tutmayı gerektiriyor; bu sebeple, Amerikan vatandaşı da olsa, 'terör suçlusu' bellediğini ülke sınırları dışında tutmayı yeğliyor ABD... Bu amaçla kullanılan en meşhur cezaevi Küba'daki Guantanamo Bay üssünde; ancak bulgular başka yerlerde de benzer mekânlar bulunduğuna işaret ediyor. Bu bilgi sebebiyledir ki, 'CIA uçağı' haberi dikkat odağı oldu. Bazı Doğu Avrupa ülkelerinin, ABD'ye, gözaltına alınan terör zanlılarını doldurması için mekân tahsis ettiği anlaşılıyor. Zanlıları ülkelerden toplayıp kendisine cezaevi tahsis eden Avrupa ülkesine taşıyor 'CIA uçağı'. Bu taşıma sırasında zanlılara işkence yapıldığı için uçaklara 'işkence uçağı' da deniliyor. Uçağın o ülkeden bu ülkeye konarak gitmesinin bir sebebi, muhtemelen, değişik ülkelerdeki tutuklularla yüzleşme yaptırılması... Arka-plan bu. Böyle bir durumda, 2002 yılından buyana sürdürüldüğü anlaşılan, bütün uluslararası anlaşmalara ve anayasal yükümlülük taşıyan temel insan haklarına aykırı bu uygulamada ülkemiz havaalanlarının kullanılıp kullanılmadığının merak edilmesi herhalde yadırganamaz. Kaç 'CIA uçağı' Türkiye'ye uğradı? Sadece uğramakla mı kaldı, yoksa yolcu indirip bindirme işlemi de mi yaptı? Bu uygulama için nasıl bir izin söz konusu? Bunlar meşru sorular. Bugüne kadar bilinen, 'CIA işkence uçağı' denilen uçaklardan ikisinin değişik tarihlerde İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı'na da uğradığı. Daha ötesi bilinmiyor. Yetkililerin çelişkili açıklamaları, ayrıntıların sadece kamuoyundan değil bilmesi gerekenlerden de 'gizli' tutulduğunu akla düşürüyor... Uçakların durak olarak Sabiha Gökçen Havaalanı'nı tercih etmesi ilginç. 1 Mart tezkeresi öncesinde sürdürülen pazarlıklarda, bazı başka tesislerle birlikte, Amerikalılar ısrarla Sabiha Gökçen'den de yararlanmak istemişlerdi. Irak'a çok uzak noktada bulunan bir havaalanının hangi amaca hizmet edeceği anlaşılamamıştı. Demek ki, 'CIA uçağı' veya 'işkence uçağı' uygulaması daha en baştan planlanmış... Biraz fazla hayalci görünebilir, ama şu soruyu da sorabiliriz: 1 milyar dolara yakın bir yatırımla gerçekleştirilen Sabiha Gökçen Havaalanı gerçek bir ihtiyaca cevap vermediği için çok düşük kapasiteyle çalışıyor; NATO müteahhitlerine yaptırılan havaalanı daha en baştan bu tür uygulamalarda yararlanılmak üzere mi planlanmıştı acaba? Türkiye savaşa taraf olmadı, iyi ki de olmadı. 'CIA uçağı' türü kirli uygulamalara da Türk toprakları kullandırılmamalıdır. Bugüne kadar kullandırıldıysa, bunun hangi kapsamda gerçekleştirildiği, uçağın Sabiha Gökçen'e kaç kez uğradığı, herhangi bir indirme-bindirme işlemi yapılıp yapılmadığı bilgisi de kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Bu bilgileri yabancılardan öğrenmeden önce kendi ülkemiz yetkililerinden duymak en doğal hakkımız.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |