|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 4 ARALIK 2005 PAZAR | ||
|
|
Türkiye'ye şeriat yönetimi gelmiş, delili ve alameti de -daha önceki yazılarda geçenlere ek olarak- havuzlarda haremlik-selamlık uygulaması ile Ak Partili bir cumhurbaşkanının seçilme ihtimali (olursa olayı) imiş. Bu tezi (korku, tehlike uyarısı görüntüsü içinde antidemokratik sınırlama ve müdahalelerin tahrikini) dillendirenlerden birinin ifadesi aynen şöyle: "Uluslarüstü irade Türkiye'de laik cumhuriyetin sona ermesini istiyor. Bize biçilen rol Ortadoğu'da, Batı çıkarlarını koruyan bir İslam ülkesi olmak. Bu rolün oynanmaya başlanacağı tarihi Nisan 2007'dir." Türkiye'de asırlardan beri hamamlar var; bunlar kadınlar ve erkekler hamamı olmak üzere ikiye ayrılır. Modern zamanlarda umumi helalar (tuvalet dedikleri) var; bunların da üzerlerinde "kadınlara", "erkeklere" diye yazıyor. Peki bu kadın ve erkek mahallerinin ayrılması ile Türkiye'ye şeriat mı geldi? Ülkede karma (kadın ve erkeklerin karışık girdikleri) havuzlar sayılamayacak kadar çok. İsteyenlerin yalnızca hemcinsleriye girebilecekleri bazı havuzlar yapmak, bazılarını buna tahsis etmek şeriat mıdır, yoksa insanların inanç ve tercihlerine saygının, kamuya hizmetin bir gereği midir? "Elin gavuru" derler ya, işte onlar, "inancım gereği ben erkeklerle aynı havuzda yüzme dersine giremem" diyenlerin "ulemasına" soruyorlar, ulema (dini otorite ve alimler), "Evet doğrudur, dinimizde bu caiz değildir" deyince o kız öğrenciyi dersten muaf tutuyorlar; bu Batı laikliğinin gereği midir, yoksa şeriat mıdır? Şeriat denirse Batı şeriata geçmiş de bizim haberimiz olmamış demektir! Diyelim ki bir Ak Partili -mesela başbakan- cumhurbaşkanı oldu; laikliğe uygunluk ve aykırılık bakımından başbakan iken yaptıklarından farklı neler yapabilir ki!? Ben cevap vereyim: "Laikliği din haline getiren ve dine karşı dayatan, devleti laiklik adına dinin karşısına koyan "radikal laiklik" anlayışı ile değil de, "laikliği din özgürlüğünün teminatı kılan, devleti bütün din ve ideolojilere eşit mesafede tutan normal laiklik anlayışı ile hareket eder. Bunun ötesine bir adım atamaz; çünkü rejimi koruyan iç ve dış -hukuki, demokratik-dinamikler vardır; padişahlık devrinde değiliz! Diyelim ki "uluslarüstü irade" (bu da neyse, kimse, neredeyse...?) Türkiye'de laik cumhuriyetin sona ermesine karar vermiş. Peki hilafet ve saltanatı mı getirecek, nasıl? Mesela Irak'ta yapılanlara bakalım; (metod ve amaç doğru ve uygun olmamakla beraber) burada diktatörlük yıkılıp yerine demokrasi gelsin diye çaba gösterilmiyor mu? "Batı çıkarlarını koruyan İslam ülkesi" ifadesi ne kadar çirkin ve rencide edici. Bunu söyleyenin İslam'ı ve Müslümanları bilmediği apaçık ortada. Milli Mücadele Kuvây-ı Milliyye hareketi ile başladı sayılır; o zaman Türkiye laik cumhuriyet miydi, yoksa İslam ülkesi miydi? Birincisini iddia edecek kadar cahil olmayacaklarına göre şunu kabul etmeleri gerekir: "İslam ve Müslümanlar Batı'yı 'velî' edinmezler, Yani onlara mukadderatlarını teslim etmezler, kendilerini yönetme ve yargılama hakkı tanımazlar ve Batı çıkarlarını korumayı asla üstlenmezler. Dindarlık arttıkça Sütçü İmamlar da artar. Bir avuç din özgürlüğünü bu millete çok görenler, onu da ellerinden almak ve daha da azaltmak maksadıyla ikide birde "şeriat geliyor" diye yaygara koparıyor ve olmadık, ilgisiz, illiyet rabıtası sıfır olayları delil olarak ileri sürüyorlar. ABD yaptığı terörü "tedbir" diyerek meşrulaştırıyor, laikçiler de asgariye inmiş din özgürlüğünü daha da sınırlamak için şeriat tehlikesini istismar ediyor ve "önleyici tedbir"den söz ediyorlar. Ben de bu teşebbüse "tedbir terörü" diyorum. Bu yazı serisini, "şeriat nedir, şeriat gelse ne, nasıl olur" konulu bir özetle noktalayacağım.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |