T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 22 ARALIK 2005 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Akif EMRE

Irak'ta BOP çöpe atıldı

Irak'taki seçimlerin sonuçları belli olmaya başladıkça ülkenin siyasi geleceği konusunda endişelerin arttığı gözleniyor. Nitekim ABD'nin Bağdat'taki büyük elçisi Zalmay Halilzad ortaya çıkan parçalanmışlık tablosunun ancak mezhepler arası işbirliği ile aşılabileceğini belirtmiş. İlk serbest seçimlerden nasıl bir siyasi yapının ortaya çıkacağı tam belli olmasa da kesin olan CIA ve İngiliz MI6 ile bağlantılı Batı yanlısı, seküler çizgideki Allawi'nin mutlak bir yenilgiye uğramış olduğudur.

Batılı basın organlarının, yorumcuların endişe ile belirttikleri husus; Irakta nasıl bir hükümetin kurulacağından çok verilen oyların yönü daha da önem kazanıyor. Şimdiden belli olan tek şey İslami kimliği öne çıkan partilerin çoğunluğu ele geçirmiş durumdalar. Özellikle Şii Araplar İslami eğilimli Birleşik Arap İttifakına oy verirken direnişi destekleyen İslamcı Sünni grupların ikinci sırayı almalarına kesin gözüyle bakılıyor.

Ortaya çıkan bu sonuç karşısında ister istemez şu soruyu soruyor batılı gözlemciler: anti laik bir yönetim kurmak için mi Irak işgal ettik?

Bu sütunları takip edenler hatırlar; işgalden çok öncesinden itibaren Irak'a müdahalenin gerçek amacının laik, demokratik bir yönetim kurmak olmadığını, temel nedenin Amerika'nın yeni stratejik konseptinde aramak gerektiğini yazmıştık. Altını çizerek yazdıklarımızı seçim sonuçlarını değerlendiren batılı yayın organları yeni dillendirmeye başladı: Irak, Saddam'ın totaliter yönetimine rağmen Arap dünyasının en seküler rejime sahip ülkesiydi. Kadınların statüsü, laiklik batılı standartlar için bir ölçü ise bu zaten Saddam döneminde (hem de acımasız) biçimde uygulanıyordu. Demokrasi sorunu ise, zaten bazıları açısından sekülerizm olduğu müddetçe fazla öneme sahip değildi. Arap dünyasının Batıya en açık yönetimini devirerek dinci bir iktidarın önü açılmış oldu. Bu sefer, sandık demokrasi gelirken laikliğin silinmesi tehlikesi baş gösterdi..

Eğer sanıldığı gibi Irak'ın işgali, bu ülkeden başlayarak ortadoğuya demokrasinin, insan haklarının ve düşünce özgürlüğünün temini gibi vaatlerin yerine getirilmesi için yapılmış olsaydı sandıktan çıkan sonuç karşısında hiç kimsenin endişe duymasına gerek kalmazdı. Benzer durum Afganistan için de geçerli. Irak seçimleriyle Afgan parlamentosunun açılışı zamanlama olarak çakıştı. Orada da seçilen isimlerin pek çoğu siyasi eğilimleri bakımından Batılılar açısından modern sayılamayacak, İslamcı arkaplana sahip isimler...

Fiili müdahale ile dizayn edilen seçimlerde bile BOP'un en önemli hedefleri tehlikeye giriyorsa bu projenin geleceği kuşkulu demektir. Uzun zamandır Büyük Ortadoğu Projesi'nden fazla bahsedenlere rastlamıyoruz. Her ne kadar iyi hazırlanmış, iddialı bir proje görüntüsü verse de BOP, pek çok projeye mezar olan Ortadoğunun proje çöplüğünde şimdiden yerini almış görünüyor.

Sorun, terörle mücadele adına dünyayı ikna etmek için Amerikanın yaptığı demokrasi, açık toplum gibi göz kamaştırıcı sözlerinin arkasında durup durmayacağıdır. Irak seçimlerinin gösterdiği 'Amerika'nın Ortadoğuda demokrasi ile imtihanı' sürecine fiilen girdiğidir.

Seçim sonuçları nedeniyle üzerinde fazla durulmayan bir başka boyut ise çok daha ürkütücü sonuçlara işaret ediyor. Eğer Amerikan yönetimi Irak'ın gerçekten parçalanmasını istiyorsa seçim sonuçları tam da bu stratejiye hizmet edecek, bu süreci meşrulaştıracak şekilde kullanılabilir. Nitekim Sünni-Şii ayrımı o kadar abartılıyor ve aralarında derin çizgiler çizilmeye çalışılıyor ki adeta seçimin bunu temin etmek için yapıldığını düşündürüyor. Parçalanmış bir Irak'a itiraz eden komşu ve Arap ülkelerine karşı ABD'nin elinde demokratik bir gerekçe oluşturuyor.

Her iki durumda da ortaya çıkması muhtemel sonucun BOP'ta çizilen pembe tablo ile alakasının olmadığı açık.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi