T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 22 ARALIK 2005 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Mehmet OCAKTAN

'İstikrara gölge' mi aklınızdan bile geçirmeyin

Toplumsal hafızayı fazlasıyla yoran, 'zoraki gündemler'in ipoteği altında günler geçiriyoruz. 2007 yaklaştıkça, siyasi iktidarın etrafını kuşatmaya yönelik acımasız bir kampanya yürütülüyor. Hedef, iktidarı erken seçime zorlamak ve cumhurbaşkanını yeni parlamentoya seçtirmek. Elbette ki, siyasetin kendi kuralları içerisinde muhalefetin siyasi atraksiyonlar yapması son derece normal. Ancak, son dönemde olduğu gibi tartışmayı siyasi zeminden kaydırarak, "istikrar ortamı"nı zedeleyecek bir manipülasyon süreci başlatırsanız, bundan Türkiye zararlı çıkar.

Nitekim, "alt kimlik-üst kimlik" tartışmalarıyla başlayıp, 'içki', 'cami' ve İmam Hatip çerçevesinde Türkiye'nin hassasiyetlerini neredeyse bir "rejim tartışması"na dönüştürme merakı, hem Türkiye'yi yormuş, hem de 'gerçek gündemi' gölgelemiştir. Oysa şu anda Türkiye için esas olan, Avrupa Birliği performansının zaafa uğratılmamasıdır.

Şu aşamada, Türkiye'ye yapılabilecek en büyük kötülük, 'siyasi istikrar'ın üzerinde hafif de olsa bulutlu bir havanın dolaştığı şeklindeki kanaatlerin yaygınlaştırılmasıdır. Çünkü, ekonomik gidiş iyi, 2006'ya ilişkin olumsuz bir kanaat yok ve yabancı sermaye girişi umut verici bir noktada.

TÜSİAD'ın Ankara'daki istişare toplantısında da, gerek Cumhurbaşkanı Sezer, gerekse patronlar kulübünün temsilcileri ekonomideki gidişatı övdüler ve 'siyasi istikrar'ın önemine dikkat çektiler. Ancak ne hikmetse, patronlar bazı takıntılarından bir türlü kurtulamıyorlar. Ekonomiden çok, siyaset ilgilerini çekiyor sanki... Mesela durup dururken, "yolsuzluk" iddiasıyla yargılanan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörü Yücel Aşkın'a arka çıkmak gibi bir hevese kapılıyorlar. Ayrıca, 'İmam -Hatip' sorunuyla uğraşmanın patronlara nasıl bir 'ekonomik vizyon' kazandıracağını da doğrusu çok merak ediyorum.

Cumhurbaşkanı Sezer'in katıldığı TÜSİAD toplantısının 'kapalı' bölümünde, bir bakıma 'erken seçim' çağrışımlarını da gündeme taşıyan 'seçim barajı' tartışmaları yapılmış. Bu yaklaşım, patronlar açısından bir zaaf görüntüsüdür. Açıkçası ben, TÜSİAD'ın hem 'istikrar' isteyip, hem de perde gerisinden erken seçime göz kırpmasını, patronların aynı zamanda kendi ayağına kurşun sıkması olarak anlıyorum.

Nitekim Başbakan Tayyip Erdoğan, ekonominin istikrar rotasına girdiği, 2006 beklentilerinin pozitif olduğu bir dönemde erken seçimi dillendirmenin 'vatana ihanet' olacağını belirterek, kimsenin aykırı hayaller kurmamasını istedi.


ÖZİNCE: BİR DAHA KOALİSYON OLMASIN DA...

Önceki gün, TÜSİAD Ankara'da iştişare toplantısı yaparken, biz de İstanbul'da Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince ile sohbet toplantısındaydık. Özince, bankanın sermaye yapısı, 2006 hedefleri, yatırımları ve Türkiye'nin ekonomik görünümüyle ilgili bilgiler verdi, önemli tesbitlerde bulundu. Sayın Genel Müdür'ün ifadesiyle, İş Bankası Bulgaristan'dan Çin'e kadar geniş bir coğrafyada şubeler, temsilcilikler ve yatırımlar planlıyor.

Ekonomik ve siyasi istikrarın, 'doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında ciddi artış' sağladığına dikkat çeken Özince, "İstikrarın oluşmasında İş Bankası olarak ciddi payımız ve katkımız var. Çünkü biz seyirci koltuğunda değiliz, istikrarın unsurlarından birisiyiz" diyor.

Sayın genel müdür, 'Sizin açınızdan 2006 için risk nedir' sorusuna ise çok net cevap veriyor: "İstikrarı bozacak iç ve dış gelişmelerin olmasını istemiyoruz." Erken seçim gibi tartışmalar ise hiç gündeminde yok Sayın Özince'nin... Türkiye'nin 'siyasi istikrarı' konusunda da çok anlamlı bir cümle söylüyor: "Bir daha koalisyon olmasın da..."

Galiba, son günlerde elbirliği ile oluşturmaya çalıştığımız 'yapay Türkiye fotoğrafı"nı değil, gerçek Türkiye fotoğrafını doğru okumakta yarar var. Açıkçası, durup dururken kendi ayağımıza kurşun sıkmanın bir alemi yok...

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi