T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 22 ARALIK 2005 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Osman AKKUŞAK

Geçmiş zaman olur ki!..

Sevgili okuyucularım; bugün size bizzat görüşüp, konuşup dinleyerek Türkçesine hayran olduğum edib şair ve bilginlerden bahsetmek isterim.. güzel Türkçemizden, doğru sözler, keskin mânâlar, âhenktar cümleler duymanın güzelliğine, neş'esine ve neşvesine doymak kaabil değildir..

Kimlerin hangi bilgelerin, hangi edebiyatçıların kelâmını dinlemek zevkine mazhar olmadık ki; şükretmeyelim.. onları dinlemek; söyledikleri sözlerin güzelliğine bereketine ortak olmamızı sağlamaz ama, güzel Türkçemizin enfes nümûnelerinden zevkalmak, istifade etmek imkanını bahşeder..

Tâa eskilerden başlamalıyım.. hem de şairler sultanından: Yahya Kemal'den.. Onu, ilk defa 1949 yılında Saraçhanebaşındaki Suphi Paşa Konağı'nda Türk Ocağı'nda şerefine tertiplenen bir toplantıda dinlemiştim.. müthiş bir sevgi tezahüratı yapılmıştı.. hem konuştu hem de istek üzerine şiirlerinden de okudu.. daha sonra büyük şairi Emirgan'da Çınaraltında dinledim: Behçet Kemal Çağlar, Sadi Irmak, İhsan Şükrü Aksel, Kâzım İsmail Gürkân gibi dostları etrafında olduğu halde.. nefis bir Türkçe, akan bir Türkçe.. ve fikir dolu, bilgi dolu, tarih dolu bir sohbet!.. Yahya Kemal toplantısı yapıldığı gün Cumhuriyet'in büyük hatibi Hamdullah Suphi Tanrıöver de konuşmuştu.. Hamdullah Bey'le daha sonraları (1960-1965) 4 ciltlik Osmanlı Tarihi Kronolojisi müellifi büyük tarihçi İsmail Hâmi Danişmend'in Şişli'deki Valide apartımanında her cumartesi yapılan şairler ve âlimler toplantısında birçok kereler görüştük.. o cümleleri nasıl îcad eder, nasıl bir mânâ ve bir ses musikîsi yaratırdı, şaşar kalırdım.. hazır bulunanlara bir münasebetini bulur, nereli olduğunu sorardı.. çoğu zaman onlar söylemeden Hamdullah Bey memleketlerini âdetâ kendisi keşfederdi.. hanımefendilere büyük saygı gösterirdi.. Cumartesi Meclisine şâir Sükûfe Nihal Başar, Lâîka Karabey, Abdülhamid'in kızı Ayşe Sultan, Abdülhak Hâmid'in hanımı Lüsyen Hanım, Münevver Ayaşlı, Ticaret Odası müdürlerinden Semih Bey ve hanımı, şâir Halide Nusret Zorlutuna, eşleriyle beraber bazı büyükelçiler devam etmişlerdir.. bir keresinde Hamdullah Bey, Semih Bey'in hanımına nereli olduğunu sormakta iken yanıbaşımda oturan Semih Bey'in canı sıkılmış, bu adamı tersleyeceğim, demişti de: "eşiniz onun evlâdıdır" biliyorsunuz, antropolojiye ve etnolojiye merakı vardır, diyerek teskin etmiştim.. Semih Bey'in eşi bir sarışın güzeliydi; kıskanmakta yerden göğe kadar haklıydı.. malumdur ki şair ve edibler, güzel insanlara ya pederâne ve kardeşane, yahut da şairane bir gözle bakarlar.. Hamdullah Bey o sıralar da epey yaşlanmıştı...

İsmail Hami Bey, Osmanlı tarihi uzmanı ya: O'na bir gün sormuştum:

"Osmanlı padişahlarından en çok hangisini takdir edersiniz? Hiç beklemeden Dördüncü Murad" demişti..

Fikir ve edebiyatın bu eski şöhretlerini yâdetmekte bir vefa ve mazi tadı olsa gerek; tekrarından kaçınmasak yeridir!...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi