|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 24 ARALIK 2005 CUMARTESİ | ||
|
|
Kemalist ruh canlanıyor mu? Kızıl Elmacılık, ulusalcı dalga, yeni siyasi ittifaklar bu canlanmadan mı besleniyor? Tespitimiz odur ki, cumhuriyetin kuruluş döneminde belli bir işlevi yerine getiren, son yirmi, yirmi beş yıldır bu işlevinin azalmasıyla krizden krize koşan, ülkeyi de peşinden sürükleyen kemalizm bugün tümüyle işlevsiz hale gelmek üzeredir. Kriz bile üretemez, ürettiği küçük krizlerin içinden çıkamaz hale düşmüştür. "Çağın rasyonalitesi"yle "kemalizmin rasyonalitesi" arasındaki mesafe arttıkça, bu model arkasındaki işadamı, basın, elit desteğini kaybeder noktaya gelmiştir... Bugüne kadar bu ülkede kemalizm üzerine lehte ya da aleyhte, siyasi ya da akademik çok söz söylendi. 28 Şubat günlerinde kemalizm sadece laikliğe, kimi zaman salt ulusculuğa indirgendi. Ne var ki kemalizm her şeyden önce, siyaset ve toplumsal siyaset karşıtlığı üzerine temellenen devlet ve asker merkezci bir yönetim zihniyeti ve örgütlenmesidir. Böyle olduğu oranda cumhuriyetin resmi ideolojisi kemalizm, moderleşmeci olmaktan çok modernleşmeyi engelleyen bir ideoloji olmuştur. Akademik dünyayı bile kuşatan hakim bakış açısının hilafına, kemalizm toplumun modernleşmesini, siyasetçi profilinin olgunlaşmasını siyasetin kurumlaşmasını ve toplumla bağ kurmasını engelleyici bir rol oynamıştır. Bugün de yaşadığı ağır kriz, işlevsiz ve desteksiz hale düşüşü de bu yüzdendir... Modernleşmeci model, "siyaset ve devlet arasında hiyerarşik ancak karşılıklı denetime açık kurumsal bir ağ kurar, düzenleyici rolü hukuka ve bağımsız yargıya bırakır, merkezileşen yetkilerin kurumlar ve makamlar çerçevesinde, özellikle yetki-sorumluluk silsilesi içinde dağıtılması üzerine oturur." Kemalizm ise şu dört ana ekseniyle bunun tersine işler: İlk eksen, atanmışların, özellikle askerin uhdesindeki "devlet iktidarı" ile seçilmişlerin kontrolundaki "siyasi iktidar" arasındaki "ayrışma"dır. Birinci iktidarın ikincisi üzerine kurduğu yapısal, yasal, fiili tahakkümdür. İkinci eksen, bu ayrışmayı ve tahakkümü mümkün kılan özgün ve "parçalı bir yetki sorumluluk mekanizması"dır. Başka bir deyişle, devlet iktidarının sorumluluk taşımadan siyasi yetkiyi haiz olması, siyasi iktidarın ise taşımadığı yetkilerden dolayı sorumlu olmasıdır. Bu yolla siyasetin marjinalleşmesi, toplum-siyasi karar bağının kopması, devlet iktidarının ise her yeri denetleyen, ancak kendisini denetime kapayan, bu koşullarda doğal olarak aşırı siyasi, aşırı güçlü ve rantlardan yolsuzluklara değin her tür kirliliğe zemin hazırlayan keyfi bir yapıya kavuşmasıdır. Bu durumu hem mümkün kılan hem bu durumun kaçınılmaz sonucu olan üçüncü eksen ise, "kişisel ilişkilerin kurumlara, dayanışmacılığın ve cemaatimsi dokunun kurumsallığa galebe çalması"dır. Özgürlüklerden insan haklarına ve hukuk devleti ilkelerine uzanan hatta "yasal yapı ile toplumsal ve evrensel meşruiyet kaynakları arasındaki ciddi bir kopuş yaşanması"dır. Bu çerçevede denetleyici güç olan devlet iktidarının hukuku bir araç haline getirmesi, onun kendi lojistik desteğinden ibaret olarak görmesidir. Siyaset karşıtı bu model doğal olarak siyasetten geldiğini iddia ettiği tehdit ve tehlike mantığıyla kendisini doğrulamıştır. Siyaseti ve onun üzerinden toplumsal talepleri kontrol altında tutan güvenlik ideolojileri üretmiştir, gerekirse yönetimlere el koymuştur... Bu ülke, bu nedenle, kemalizmin tahrik ettiği "saray içi çatışmalar"ı, onun aktörlerinin istediği gibi, sıkça toplumsal çatışmalar sanmıştır; bu sahte sorunlarla fakirleşmiş, özgürlüğüne kaybetmiş, baskı görmüştür. Artık hemen herkes bu sahteliğin ve sahtelikle ödenen bedelin farkındadır. Ve zaman, sahte olandan sahici olana, toplumsal siyasete geçmenin zamanıdır...
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |