|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 24 ARALIK 2005 CUMARTESİ | ||
|
|
Sofrada hep aynı yemekler oluyor. Günlerce çorba içiyorsunuz, çorbayı bitirip öbür çorbayı içiyorsunuz. Tatlı yerine bile çorba sunuyorlar size... Sonra çorbadan bıkıyorsunuz... Hergün kuru fasulye yediriyorlar.. Aylarca hergün kuru fasulye yiyen bir insanın geleceği hali siz düşün... İşte televizyonlarımız aynen böyle. Beceriksiz yönetici ve yapımcılar, rakip kanalın reyting alan yeni programını görünce, ona alternatif farklı olanını üretmek yerine, ismini değiştirerek aynısını yapıyorlar. Bu milleti ekran başında aynı programları yediriyorlar aylar ve yıllarca. Perşembe akşamı atv'de yayınlanan Teke Tek programında bu yozlaşmayı ve kirliliği tartıştık. Okan Bayülgen de vardı programda. Olayı, akademik noktaya taşıyıp, patronlara dayandırdı. Patronların el atması gerektiğini, insanları eğitici, sosyal yardımlaşmayı teşvik edici programların yapılması gerektiğini savundu. Söyledikleri doğru gibi görünüyordu... Ama hayaldi. Güzel bir hayal... Çünkü adama sorarlardı... Sevgili Okan... Sen niye yapmıyorsun bunu programlarında diye... Ve Seda Sayan ile Nihat Doğan'ın aşkını taşıyıp ekrana, sakız çiğniyorsun sen de... Çünkü günlerdir gezmedikleri kanal, program, hatta ana haber bülteni bile kalmamış. Yani Teke Tek'te akamedik, bilimsel takılıyorsun, kendi tarzındaki programlara sopayı vurup... Sonra patronların müdahalesini istiyorsun... Ardından çıkıp evine gidiyorsun... Ve sana platonik aşkını ilan etmesinin akabinde biraz belden aşağı tartışmaya girdiğin Lerzan Mutlu'yu... Hakkında 50 milyarlık dava açacağını söyleyen o kızı, nasıl programına çıkaracağını düşünüyorsun... Bu biraz garip değil mi? Savunduğun sosyal yardımlaşmayı teşvik edici format bu mu? Ama ne?...
Kurtlar Vadisi, Kanal D'ye geçtikten sonraki ilk bölümlerinde yaşanan sıkıcı havayı tamamen dağıttı Perşembe akşamı... Türkiye'nin yarısı onları izledi.. Andy Garcia'nın sonlarda çok az görünmesi bile dizinin havasını acaip değiştirdi. Sharon Stone ise yaşlanmış, çökmüştü, makyajla ve eskiyen şöhretini baston yaparak ayakta kalmaya çalıştı. Bir de Polat Amerika'ya ayak bastığında Los Angeles sokaklarında saatlerce bir jeep ile gezdi. Neredeyse şehrin köylerini, mahalle muhtarlarını bile görecektik... Acaip bir jeepti... Tır gibiydi... İyi reklamı oldu. Yakında bu araçlardan memleketim caddelerinde karşılaşacağız demektir. Hayırlı olsun vatana millete.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |