T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 24 ARALIK 2005 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Fehmi KORU

Hukuk üslubu

Türkiye'nin en önemli konusu bugün 'hukuk'. Sadece hemen hepimizin bir biçimde mahkemelere yolu düştüğü için böyle değil bu; Türkiye zincirlerini kıracak ve yarına daha güvenle bakan insanların ülkesi olacaksa, bunu sağlayacak olan da 'hukuk devleti' ilkesinin yerleşmesidir... Birkaç yeni hukukî düzenleme sonrası ülkemizin yatırım potansiyeli arttı; hukuk alanında yapılan değişiklikler bütünüyle uygulansın, göreceğiz, vatandaşların devletlerine güveni daha da pekişecek...

Bu mutlu sona ulaşabilmek için hukuku, daha doğrusu yargıyı kullanmaktan vazgeçmeliyiz...

Tayyip Erdoğan'ın önüne çıkarılan siyasî engeli hatırlayalım. Siirt'te yaptığı bir konuşmada okuduğu iki mısralık bir şiir yüzünden cezaevine düştü Tayyip Erdoğan, milletvekili seçilmesi de, ilk Ak Parti hükümetinde başbakanlık koltuğuna oturması da engellendi. Acaba o süreç, ne kadar gözü bağlı, elinde hassas terazi bulunan adalet timsalinin eseriydi? Yoksa, yargı üzerinde etkili olabilen bir mekanizma, doğuracağı siyasî sonuç açısından mı başlatmıştı o süreci?

Bugünden geriye doğru yapılacak bir değerlendirme ikinci ihtimalin daha ağır bastığına işaret ediyor. O olay yaşanmasaydı da biliyoruz: Ülkemizde adalet mekanizması gözü bağlı timsalinin akla çağrıştırdığı yansızlıkla çalışmayabiliyor...

Başta lideri olmak üzere pek çok mensubu veya mensubunun yakını, 'yargının siyasallaşması' denilen yanlışlık yüzünden sıkıntılı günler geçirmiş bir parti Ak Parti ve şimdi iktidarda... Hukuk konusunun değişik boyutlarda yeniden gündemi belirlediği bugün, geçmişte siyasallaşmış yargı yüzünden çok çekmiş Ak Parti'nin tavrı ne? Herkesin bu soru üzerinde ciddiyetle düşünmesi gerekiyor.

Başbakan Erdoğan'ın TÜSİAD'a yönelik eleştirileri yargıya ve yargı sürecine sahip çıkmak amaçlı; hiç değilse görünürde böyle. Van'da yargılanan rektörün durumunu eleştiri konusu yapmıştı TÜSİAD sözcüleri, Başbakan Erdoğan da onların bu çıkışını 'yargıya müdahale' olarak gördüğünü açıkladı. Ancak, itirazın üslubu hayli sert kaçtığı için, bir başka mahzurun kapağını da aralayıverdi. Nitekim, Erdoğan'ın eleştirilerini de 'yargıya müdahale' olarak gören kalemler çıktı. O kalemlere bunu düşündürten, Ankara Cumhuriyet Başsavcısının, Mustafa Koç'la (ve daha önce benzer çıkışlar yapmış siyasiler ve sivil toplum örgütü liderleriyle) ilgili soruşturmayı, Başbakan Erdoğan'ın uyarısından sonra harekete geçerek açması...

Hukuk, hiç kuşkusuz, hassas bir alan. Sadece bugün değil yarın da hepimizi ilgilendireceği muhakkak. Ülkeyi yöneten kadronun bunun bilincinde olması ve o bilinçle hareket etmesi beklenir. Özellikle, ülkeyi AB perspektifi içerisinde tutma gayretine sahip, bu uğurda bayağı köklü reformlar gerçekleştirmeyi başarmış bir hükümetin... Yanlış bir adım, farklı algılanmaya müsait bir davranış tarzı, kastı aşan bir üslup, manzarayı bütünüyle değiştirebilir...

Başbakan Erdoğan'ın son çıkışı yanlış algılanmaya müsait. 'Yargıya müdahale' hassasiyetini genel hatlarıyla hatırlatmakla yetinseydi sözgelimi, herkes onun bu uyarısından daha farklı etkilenirdi. Şimdi ise, geçmişte fikirleri yüzünden mağdur edilmiş bir siyasetçi olduğunu gölgeleyecek bir girişimi başlatmış gibi görünüyor. Cumhuriyet Başsavcısı CHP lideri ile ilgili açtığı soruşturmayı dâvâ konusu haline getirirse, Deniz Baykal, hakaret söz konusu olmadığına göre, hangi sebeple yargılanmış olacak? İfade ettiği fikirleri yüzünden, değil mi? Ya Mustafa Koç?

Tayyip Erdoğan'ı bu biçimde davranmaya yönlendirenin hukuka ve hukuk sürecine saygısı olduğunu tahmin edebiliyoruz; ancak yine de üslubu açısından sakıncalı bir çıkış onunki... Olayın, hükümetin iç ve dış ittifaklarını zedelemesi bakımından siyasî sakıncaları olduğunu da unutmayalım.

Şu soruya cevap aransın yeter: "Ülkeyi yönetilemez hale getirmek isteyenler ve bu durumdan çıkar sağlayacak olanlar şimdi ellerini ovuşturuyorlar mıdır?"

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi