|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 24 ARALIK 2005 CUMARTESİ | ||
|
|
Nebraska Omaha'da ziyaret ettiğimiz gazetelerden biri de Omaha Star adıyla Afrikalı Amerikalılar için yayınlanan bir gazeteydi. Haftada bir çıkan 18 sayfalık küçük bir gazete Omaha Star. Ama ABD'nin 50 eyaletinde birden satışta ve 1942 yılından beri de yayında. Gazetenin başında, yaşını ısrarla saklayan ama 80'den az göstermeyen Marguerita Washington var. Washington bize gazetenin, tansiyonun yüksek, ırk ayrımcılığının hat safhada olduğu yıllarda, hem ırk hem cinsiyet ayrımcılığıyla mücadele edebilmek için teyzesi tarafından çıkarıldığını; teyzesinin tehditlere ve rüşvet tekliflerine rağmen bu işten caymadığını; gazetenin Omaha doğumlu Malcolm X başta olmak üzere siyah ırkın önderlerince de desteklendiğini anlatıyor. "Herkes bize ne yapmamız, ne yapmamamız gerektiğini söylüyor." diyor Marguerita Washington, ve ekliyor: "Biz de gazetemizde düşündüklerimizi, hissettiklerimizi anlatıyoruz. Adalet istiyoruz ama önce ciddiye alınmak istiyoruz". Siyah bir kadın olarak yükselişinden mutlu olduğu Condaliza Rice'a, Bush'un sözünden çıkmadığı, ırkının sorunlarıyla ilgilenmediği için kızdığını da yaşlılara özgü tatlı sert bir dille ifade ediyor. Michael Jackson hakkında ne düşündüklerini, onun derisinin rengini beyazlaştırmak için verdiği çabayı, ırklarına yapılmış bir hakaret olarak algılayıp algılamadıklarını sorduğumda ise, cevabına bir kahkaha eşlik ediyor: "Michael Jackson hiç durmadan derisini zımparalıyor. O bizim için bir şakadan ibaret". Broadway'de renkler siliniyor Amerika'da ilk bakışta göze çarpan kara gerçek şu: Mavi yakalıların hemen tamamının derisinin rengi siyah. 15 gün boyunca tanışıp görüştüğümüz 30'u aşkın yetkili ismin arasında bir tane bile siyah yoktu. Ama metro, otobüs ve taksi sürücüsü, tezgahtar, hizmetli, sokak müzisyeni ve dilenci olarak karşımıza çıkanlar hep onlar. Canlı müzik yapılan her yerde blues'un cazın ve hatta latin müziğinin kralı da. New York; Washington, Omaha ve Tampa'ya göre nüfusu çok daha karma bir şehir. Renklerin, caddelerin çeşidi bol kalabalığında bir önemi kalmıyor gibi görünüyor. Hele ki Broadway'in ışıltısı, tüm renkleri siliyor. Afrikalısı, Latin Amerikalısı, uzak doğulusu, Avrupalısı... yüzlerine yansıyan neon ışıkları sayesinde, eğlenceye yönelik sanatın alıcıları olarak tek millete dönüşüyor. Tiyatro salonları tıklım tıklım. Oyunlara bilet bulmak çok güç. En popüler olanı Mamma Mia müzikali ve, biletleri 63 dolarla 110 dolar arasında değişiyor. 1999'dan bu yana kapalı gişe oynayan, Londra'dan Çin'e yirmini üzerinde ülke gezen müzikal; renkleri, dilleri, dinleri ve etnisiteleri farklı, paydaları aynı olan şık hanımlar ve beyler tarafından hınca hınç doldurulmuş salonda her akşam tekrarlanıyor. Müzik, dans ve şovla harmanlanan oyun Eurovizyon Şarkı Yarışmasının 1974 galibi İsveçli grup Abba'nın şarkıları üzerine kurulu. Adını da grubun aynı adlı ünlü şarkısından alıyor zaten. Kamuflajlı Özgürlük Anıtı Washington ve New York'ta gezdiğim ona yakın müzede karşılaştığım ise şu: Dünyanın ve insanlığın geçmişi, her medeniyete ait sanat eserleri burada. Amerikanın kısacık tarihine ilişkin o kadar az şey var ki! Buna 'yağma kültürü'nün sonucu olarak da bakabilirsiniz, 'siyasi-askeri gücün kültürel getirisi' olarak da. Amerikan pop kültürünü hem üreten, hem dalgasını geçen, 'pop art'ın babası Andy Warhol'un Washington'daki sergisinde gördüğüm, kamuflaj giydirilmiş Özgürlük Anıtı resmi, bu durumu bir güzel açıklıyor aslında. İşgal sonrasında Irak müzelerinden kaybolan insanlık tarihinin ortak mirası, Amerika müzelerinde ne zaman yer alır bilemem ama şunu net olarak söyleyebilirim: Türklere ve Osmanlı'ya ait yok denecek kadar az obje var Amerikan müzelerinde. Ve bir son not: Washington'daki American Indian Museum'da, müzenin alanı bu olmasına rağmen, kıtanın gerçek sahipleri kızılderililere ait çok ama çok az obje, nesne var. Bunu da iki şekilde okumak mümkün: Ya kızılderililerden geriye nüfusları gibi kültürlerinden de bir şey kalmadı ya da 'mağlup ama onurlu' kızılderililer ancak ölü kültürlerin müzelerde sergilendiği bilinciyle -topraklarını vermiş olsalar da - ellerinde olan hiçbir şeyi 'beyazlara' vermek istemiyorlar.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |