|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 24 ARALIK 2005 CUMARTESİ | ||
|
|
Ailecek şömine başında oturmuşlar. Yan tarafta süslenmiş çam ağacı. Mutlu bir aile tablosu. Birden bire ortaya bir adam çıkıyor. Yanlış beklentiler içinde olduklarını söylüyor onlara. Karı koca ve çocuklar şaşkınlık içinde. Ağızlarını açıp tek kelime etmiyor, edemiyorlar. "Kırmızılar giymiş göbekli bir adam, Kuzey Kutbu'ndan gelecek, şömineden geçecek (ki o sırada şömine içinde odunlar alev alev yanıyor), sırtında çuval, size hediyeler getirecek. Al Selami diyecek... Biraz mantıklı olun yahu!.." Adamın açıklaması mantıklı.
Reklâmın başka bölümlerinde aynı adam, kalabalık alış veriş merkezinde "Hoo hooo" diye bağırarak dolaşan kırmızı kıyafetli, beyaz sakallı, kukuletalı Noel Baba'ya rastlayıp elindeki megafonu alıyor ve gelip geçenlere nutuk çekiyor. Bankadan kredi almalarını öneriyor. Ve televizyonlarda yayınlanan bu reklâmlar, bir banka reklâmından çok, Hıristiyan inanış ve geleneklerine yönelik eleştiri gibi duruyor. Hem de neredeyse doğrudan.
Öte yandan bankaların hepsi kredi verme yarışı içinde. Ev, araba için kredi verilmesi makul ve alışılmış bir şey de bankalar işi iyice abarttı. Badana için kredi.
Faiz oranları da pek düşük hani. Az daha al git, ödemesen de olur diyecekler gibi geliyor bakınca. Yüzde 1 küsur. Fakat kazın ayağını iyice kontrol etmeli. Gidin sorun, on bin yetele alsam, o düşük faizle toplamda kaç para ödeyeceğim sayın abicim? Bakalım ne diyecekler? Yüzde 1 küsur denilen oran, aslında yüzde kaç çıkacağını o zaman hesaplar ve kendi gözlerinizle görürsünüz. Başkasının gözleriyle değil. DENİZİ OLMAYAN YELKEN KULÜBÜ Harita bilgisi zayıf olan ve tarihle coğrafyaya pek ilgi duymayanlar, sondaki cik ekinden dolayı Bilecik'i küçük bir ilçe sanır, Denizli'yi de Ege Denizi'ne kıyısı olan bir şehir. Oysa Denizli'den yola çıkıp en yakın denize ulaşmak için, Nazilli'yi, Aydın'ı geçip Kuşadası veya İzmir'e gitmek gerekir. Nereden baksanız, 200 kilometre.
Arzu eden Bodrum'a yahut Antalya'ya da gidebilir ama orası daha uzun sürer.
O halde denizi olmayan bir şehre neden "Denizli" denmiş? Kurulduğunda Laodicia adı ile anılan şehir, Selçuklu kayıtlarında Lâdik olarak geçer. İbni Batuta seyahatnamesinde ise Tunguzlu adıyla anılır. Dağlarında çok tunguz bulunduğu için bu ismin seçildiği söylenir. Tunguzlu'dan Denizli'ye dönüşmesi zor değil. Üç sefer arka arkaya söylerseniz, dördüncüde Denizli'ye gelirsiniz. İsterseniz deneyin. Olmadıysa, sizin daha fazla çalışmanız gerekecek demektir.
Bugünlerde Denizli'de bir "yelken kulübü" kurulduğu haberini görünce, Denizli'ye deniz mi geldi diye şaşırmamanız için ismin nereden geldiğini belirttik. Deniz getirilecekse, önce Kayseri'ye getirilir, ondan şüpheniz olmasın. Yanlış hatırlamıyorsam, Kayseri'de belediyenin böyle bir projesi vardı. Sivas Caddesi'ne yakındaki bir barajdan su getirilmesi düşünülüyordu. Böylece şehrin içinde gondolla dolaşmak mümkün olacak. O vakit Kayseri'de de yelken kulübü kurulabilir. Hatta şimdiden harekete geçilebilir.
TEBRİK KARTLARI
Kurban Bayramı ile yılbaşının aynı günlere denk gelmesi iyi oldu. Bu sebeple resmî, yarı resmî ve gayrı resmî kurum ve kuruluşlardan gönderilen tebrik kartları yarı yarıya azaldı. (Bakınız, özel kuruluşları bile bir 'gayrı' ile 'resmî' grubuna dâhil edebiliyoruz.) Esasen basımını üstlenen matbaacılardan ve hazırlayan ajanslardan başka kimsenin işine yaramayan yeni yıl ve bayram tebrik kartları, gönderene de külfet, alana da. Bakalım bu tür gereksiz masrafların ne zaman önüne geçilecek... Bana kalsa, bir gün bile gecikmeden yasaklarım. Arabada sigara içmeye yasak getirmekten daha önce gelir bu konu. Öyle ya, millî servet denen bir kavram var.
|
![]()
| |||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |