T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 24 ARALIK 2005 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Resul TOSUN

Seçim barajı sıfır olmalı

TÜSİAD gibi ekonomik güç ya da başka türden güç veya güç kaynaklarını elinde bulunduranlar, kendilerini her konuda söz sahibi görme alışkanlıklarından bir türlü vazgeçmiyorlar. Güç onlarda olduğu için daima haklıdırlar.

TÜSİAD da eskiden beri bu mantıkla hareket etmekte her alanda at oynatmakta oynattığı atın çevreye nasıl zarar verdiğine dikkat etmemektedir. TÜSİAD kendi alanıyla ilgili her konuda hem konuşmalı hem de etkin olmalıdır. Ama maalesef geçen dönemde 70 milyar dolar batarken kıyametleri koparması gereken bu sivil toplum örgütümüz ne hikmetse sesini çok da gür biçimde çıkarmamıştır!

Şimdi de seçim barajıyla ilgili gündem oluşturmakla meşgul. TÜSİAD hem seçim barajının düşürülmesini hem de seçimlerin zamanında yapılmasını isteyerek aslında kendi menfaatine de aykırı bir tavır sergilemektedir.

Erken seçim istemediklerini açıkça söylüyorlar. Neden? Çünkü ekonomi iyi gidiyor. Bu gidiş siyasi istikrarın ve AK Parti'nin eseri. Peki bu siyasi istikrarın altında yatan en önemli faktör nedir.? Tek parti iktidarı. Tek parti iktidarını sağlayan en önemli unsur nedir? Oda seçim barajı.

Seçim barajının düşürülmesi demek tek parti iktidarının dolayısıyla siyasi ve ekonomik istikrarın tehlikeye düşmesi demektir. Dolayısıyla TÜSİAD'ın buradaki baraj indirme talebi çok da tutarlı görünmüyor.

Ama TÜSİAD'ın haklı olduğu bir nokta var. O da mecliste temsil edilmeyen yüzde 50'ye yakın bir kitle. Bu sonuç katılımcı çağdaş demokrasiyle bağdaşmıyor. Bence de mecliste temsil edilmeyen bu büyük kitlenin dışarıda kalması adaletsizlik.

Bu adaletsizliği gidermek lazım. TÜSİAD seçim barajını yüzde 7-8 'lere çekelim derken bunu söylemek istiyor ama eksik ve yanlış bir teklifde bulunuyor. Barajın yüzde 7-8'i de adaletsizdir yüzde 5'i de. Yüzde 5 olduğunu düşünün. 5 partinin yüzde dörtlerle baraj altında kaldığını varsayın. O zaman da en az yüzde 20'lik bir kesime adaletsizlik yapılmış olmaz mı?

Efendim o zaman çok dağınık bir parlamento oluşur yönetimde istikrar daha da zora girer. Doğru, 82 anayasası da bunu hedefleyerek seçim sisteminin temsilde adalet yönetimde istikrar esasına dayalı olmasını öngörmüş.

Şimdi büyük patronların yönetimdeki istikrardan memnun oldukları için seçim istemediklerini biliyoruz. O zaman patronlara düşen yönetimde istikrarı ve temsilde adaleti sağlayacak bir teklif getirmeleridir.

Ben hem yönetimde istikrar hem de temsilde adaletin sağlanacağı tek yöntem biliyorum o da başkanlık sistemine geçmektir. Böylece hem kuvvetler ayrılığı gerçekleşir hem de temsilde adalet sağlanır.

Yapılacak düzenleme, başkanlık sistemine geçerek cumhurbaşkanlığı süresi tamamlandığı tarihte devlet başkanı seçimi yapmayı içermelidir. Bunun yanı sıra yapılacak düzenleme milletvekili genel seçimleri tarihinde de barajı sıfıra indirip dar bölge ve tercihli sistemi getirerek milletvekili seçimi yapmayı içermelidir.

Benim şahsi kanaatim, milletvekili yaşının oy verme yaşına indirilmesinden ve yasaların onay mercii olarak da eski senato benzeri seçilmiş uzmanlardan oluşan ikinci bir meclis kurarak anayasa mahkemesinin milli irade üzerindeki gölgesine de son verilmesinden yanadır.

Başkanlık sistemine geçilmediği dolayısıyla kuvvetler ayrılığı gerçekleşmediği sürece seçim barajının düşürülmesinin doğru olduğunu düşünmüyorum.

Evet büyük patronlar da büyük düşünmelidir. Sadece barajı indirmenin ülkeye hiçbir yararı yoktur. Çözüm başkanlık sistemi ve barajın tamamıyla ortadan kalkmasındadır. Temsilde adaletin yönetimde istikrarın anahtarı budur. Sorun barajda değil sistemin kendisindedir.

Efendim başkanlık sistemine geçmek zor iş denebilir -aslında hiç de zor değil ama birilerinin hazmetme problemi olduğu için zor görünmektedir- o zaman başbakanın önerdiği Türkiye Milletvekilliği üzerinde kafa yorulmalıdır.

Ben böyle düşünüyorum.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi