T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 24 ARALIK 2005 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv
Yasin AKTAY

Büyük burjuvazi mağduriyete yatırım yaparsa

Mağduriyet büyük bir güçtür. İstenen bir durum değildir. Ama başa geldiğinde mücadele için çok güçlü gerekçeler, motivasyonlar sağlar. Kullanmak istendiğinde mağduriyet bir siyasi söyleme dönüşür ve iktidar talebi için en güçlü sermayeyi oluşturur.

Hele ülkemizde. Nice siyasi mücadele nice mağduriyetin ardından kazanılmıştır. Nice siyasi söylem, bir mağduriyet hikayesine dayandırılarak kitlesel bir destek bulabilmiştir. Gerçekten mağdur olanların bu mağduriyetin üzerine bir siyasal mücadele geliştirmeleri veya buna dayalı bir mücadeleyi başarmaları nadirattandır. Böyle bir mücadele gerçekleştiği, hele bir de başarıldığı zaman ilahi adalet duygusundan bir tat bırakır.

Mağduriyetin bu verimli kullanımı, çoğu kez onu cazip bir sermaye haline, neredeyse kıt bulunan bir kaynak haline getirir. Kimi mağduriyet arar, bulamaz. Kimi bulduğu mağduriyeti çok iyi değerlendiremez. Kimi azıcık bir mağduriyetten büyük tazminatlar üretebilir. Kimi de dünyanın mağduriyetine maruz kalsa bile bunu bırakın bir iktidara, bir haklılığa bile dönüştüremez. Ne yazık ki, insanlar arasındaki sınıf veya tabaka farkları, bir çok konuda olduğu gibi mağduriyetlerin kabullenilmesinde de etkilidir.

AK Parti iktidarının belki de en büyük kaynaklarından biri mağduriyet söylemi olmuştur. Sadece Başbakan Erdoğan'ın bir şiir okuduğu için hapse atılması, ömür boyu siyasi yasağa maruz bırakılması değil, partinin dayandığı toplumsal kesimlerin hepsinde de halen sürmekte olan bir sürü mağduriyet vardır. Başörtüsü veya yaşam tarzlarından kaynaklanan mağduriyetler, katsayı dolayısıyla fiilen dünyaları karartılan yüzbinlerce gencin ve ailelerinin mağduriyetleri...

Belki bu mağduriyetler bu kadar kitlesel bir hal almasa ve bir tür sınıf bilinci yaratmış olmasa bir AK Parti iktidarına dönüşemezdi. Ancak işin trajikliğine bakınız ki, bu kadar geniş bir kitlenin her biri bir dram konusu olan yüzbinlerce mağduriyet hikayesinin ve bunların üzerine kurulan hak mücadelesinin toplam sonucu, AK Parti iktidarı yoluyla, başta başbakan olmak üzere sadece birkaç kişinin, o da ancak bazı mağduriyetlerini gidermeye yetebilmiştir.

Son zamanlarda tanık olduğumuz olaylar adeta "mağduriyet öyle değil böyle kullanılır" dersi veriyor. Rektör Yücel Aşkın'ın yargılanma tarzı üzerine kurulan mağduriyet hikayesinin ardalanında rektörün fiilen ve gerçekten, fişleyerek veya üniversiteden dışlayarak mağdur ettiği yüzlerce insanın var olması yeterince manidar değil mi?

4 sene önce yayımladığı Kar romanının ardından "Bu kitapta söylediklerime İslamcılar çok kızacak" diyerek kendisi hakkında ısrarla "bağnaz İslamcı kitleler" nezdinde suç duyurusu yapan, kendini ihbar eden, buna rağmen ne ettiyse bir türlü kendisine saldırtarak mağdur olmayı başaramayan Orhan Pamuk'un, Ermeni soykırımına dokunmayı bu sonucu elde etmek için daha kestirme bulduğu açık. Ama sevsek de sevmesek de, biz bile onu bir mağdur olarak savunmak zorunda kalacağız; bir Nobel üretme potansiyeli olmadığı için bu desteğimizin Orhan Pamuk'u yeterince mutlu edeceğini hiç sanmasak da.

Mağduriyet bu kadar kârlı bir yatırım alanı olur da büyük burjuvazimiz bu alanı boş bırakır mı? TÜSİAD istişare kurulunda yaptığı konuşma dolayısıyla Başbakan'ın yargıya müdahale çerçevesinde hakkında suç duyurusu yaptığı Mustafa Koç bir anda memleketin en mağdur insanı konumuna nasıl yükseldi? Kendisine yağan destek haberleri, ifade özgürlüğü konusunda Türkiye'de bir anda uyanan bilinç açısından sizin de gözünüzü yaşartmıyor mu?

Bütün bu hikayeler, hükümete, en güçlü olduğu alanda, kullanabileceği hiçbir argüman bırakmadığı gibi, kendisini mağdur olan pozisyonundan mağdur eden pozisyonuna başarılı bir biçimde düşürmüştür. Hamle birkaç tekrarla hep iyi sonuç verdiğine göre, bu tarzın tuttuğu ve yeni mücadele alanı olarak seçildiği anlaşılıyor. Hükümetin de en ağır darbeleri bu noktadan yiyeceği görülüyor, yeter ki nerede akıl-dışı, hukuk-dışı uygulama görse devlet ciddiyeti adına sessiz kalmaya devam etsin.


Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Dizi | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi