T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 29 ARALIK 2005 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Mehmet ŞEKER

Topkapı Sarayı bu projeyle canlanacak

Saray bahsine gelmeden önce, minik bir hatırayı paylaşacağız...

Sıdıka Hanım, küçük çocuklarına incir toplamak için bahçedeki ağaca tırmanır.

Ağaç büyüktür ancak incir ağacının dalları zayıf olur.

Daha üç beş tane incir koparmıştır ki büyük bir gacırtı duyulur.

Dal kırılmış, Sıdıka Hanım yere düşmüştür.

Yerinden kıpırdayamaz.

Derhal hastaneye kaldırılır.

Birkaç yerinde kırık tespit edilir ve ameliyata alınır.

Kolundaki kırık iyileşir fakat belindeki hasar yüzünden aylarca yatağa bağlı kalmak zorundadır.

Burnundan da bir ameliyat geçirir.

Hastaneden çıkıp iyileştikten sonra uzun zamandır görmediği ve çok özlediği köyüne gider.

Aylardan şubat, günlerden pazardır, yerde iki karış kar vardır ve hava aşırı soğuktur.

* * *

"Öyle soğuk vardı ki, bir ara burnumu hissetmez oldum. Yüzümden koptu da yere düştü zannettim. Komşumuz Sabiha görmüş, uzaktan seslendi:

- Napıyon gıız, ne aranıyon, paranı mı gaybettin?

- Yok be ne parası, burnum düştü galiba.

- Hay Allah belanı vemesin! Burun düşe mi gız hiç? İşte suratının ortasında duruyo ya!

Baktım hakikaten yerinde duruyordu. Gül gül öldük. Sabiha karşımda tıkanana kadar güldü, ben sokakta direğe tutunup güldüm. Neden sonra sarıldı, kucaklaştık, hoşgeldin dedi. Ama ben ne deyim sana, işte öyle acayip bir soğuk vardı o gün."

GELELİM SARAYA

Laf lafı açtı, incirden buruna geldik.

Sıdıka Hanım o hatırasına anlattı geçen gün, yine güldük.

Hem de karnımızı tuta tuta.

Adım adıma eklenir, cümle cümleye, İncirli'den Sarayburnu'na da geliriz.

Buyurun...

Sarayburnu'nda saray var...

Sarayın da burnu...

Fakat Topkapı Sarayı ile burnunun bağlantısı yok.

Aradan hem demiryolu geçiyor, hem karayolu.

Deniz ile bağlantısı kesik.

Sanki ameliyat olmuş da, aşırı soğuktan kopmuş, düşmüş.

Ameliyat, 19. yüzyılda, trenin geçmesi.

ÜÇLÜ PROTOKOL

Dün Topkapı Sarayı'nda bir protokol imzalandı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında.

Bakan Atilla Koç, toplantıda "Topkapı Sarayı Bütünleştirme ve Sur-u Sultani Kapsamında Düzenleme Projesi" ile ilgili ayrıntılı bilgi verdi.

Bakan Koç, sarayın müze objelerinin sergilendiği bir bina olmaktan çıkıp, mimari özellikleri öne çıkan bir kültür varlığı şeklinde hak ettiği önemi kazanacağını söyledi.

Bu kapsamda Sarayburnu'ndan geçen yol yeraltına alınacak ve Saray'ın deniz ile bağlantısı sağlanacak.

GEZMEKLE BİTMEZ

İlk defa ortaokul öğrencisiyken gezmiştim Topkapı Sarayı'nı.

Bir günde apar topar dolaşmıştık.

Ve o yaşta bu kadar sürenin az geldiğini fark etmiştim.

Orayı layıkıyla görmek için, bir hafta bile az gelir.

Dolaşırken gruptan geride kalmışım.

Başımızdaki müdür yardımcısı uzaktan seslendi.

- Sen niye geride kaldın bakayım?

Azar işiteceğimi sandım.

Bazı gördüklerimle ilgili not aldığımı söyleyince, takdir edilmiştim.

Turistler de Topkapı Sarayı'nı gezmek için ancak iki-üç saat ayırıyorlar.

Bakan Atilla Koç, Vali Muammer Güler ve Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın imzaladıkları protokolden sonra gerçekleştirilecek uygulamalar sayesinde Topkapı Sarayı için turistlerin daha geniş zaman ayırmaları gerekecek.

* * *

"Her girdiğimiz depoda durumun içler acısı olduğunu görüyoruz" diyen Bakan Koç, mevcut envanter kayıtlarının yeni bir programla bilgisayara geçirileceğini, ayrıca tüm eserlerin dijital fotoğraflarının envanter kayıtlarıyla birleştirileceğini bildirdi.

MÜZELERDE ÖZELLEŞTİRME YOK

Bakan Koç'un sözleri:

Bakan Atilla Koç, Vali Muammer Güler, Büyükşehir Başkanı Kadir Topbaş ve Eminönü Başkanı Nevzat Er protokol imzalanmadan önce yaptıkları basın toplantısında bir aradaydılar.
"Bazı basın yayın organlarında ifade edildiği gibi müzelerin özelleştirilmesi hiçbir biçimde söz konusu değildir. Buradaki yöntemimiz, çağdaş dünyada uygulanan yöntemin bir benzerini ülkemize taşımaktır.

Yapılan bu düzenlemelerle Topkapı Sarayı Müzesi, sadece içerik olarak değil, mekân olarak da dünyanın sayılı kültürel alanlarından biri olacaktır. Topkapı Sarayı, Sirkeci'den başlayarak Gülhane Parkı'nın arkasındaki Milli Eğitim Basımevi, Gülhane Hastaneleri ve Arkeoloji Müzesi ele alınacak. Topkapı Sarayı, sadece içerik olarak değil, mekân olarak da dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline getirilecek."

Basımevi'nin bulunduğu mekânın konservasyon merkezi yapılacağını, araştırmalar için bir mekân hazırlanacağını ifade eden Koç, sarayın yapı birimlerinin depreme dayanıklı hale getirilmesi için çalışmalar yapılacağını da belirtti.

ÖKÜZ ALTINDA

Şehircilik anlayışımızdaki bir başka kusur daha var: Milyonların yaşadığı şehirlerimizde bariz bir şekilde hissedilen husus; meydan noksanlığı.

Sirkeci, Sultanahmet, Beyazıt, Aksaray, Taksim, Kadıköy, Üsküdar gibi önemli merkezlerde daha geniş meydanların olması gerekiyor.

Bu çerçevede Sirkeci'ye bir meydan kazandırılacağını belirten Bakan Koç, yapılan işleri doğru değerlendirmek gerektiğini ve öküz altında buzağı aramanın doğru olmadığını söyledi.

Ancak sözünü tekrarlarken, "öküz altında inek aramayın" şeklinde telaffuz etti.

TÜRK BAHÇESİ

Her milletin bir bahçe kültürü olduğunu söyleyen Bakan Koç, Japon, İngiliz, Fransız bahçe düzenlemeleri yanında Türk Bahçesi'nin de önemli bir yere sahip olduğunu, fakat bugün buna örnek gösterilecek bir bahçemizin bulunmadığını esefle belirtti.

Topkapı Sarayı bahçesinin bu anlayışla yeniden düzenleneceği ve örnek bir bahçe haline dönüştürüleceği müjdesini verdi.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi