|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 29 ARALIK 2005 PERŞEMBE | ||
|
|
ABD'nin Afganistan'ı darmadağın etmesinden kısa süre sonra, Afgan kadınların burkalarını açıp yüzlerini, bütün dünyanın temaşasına sunmasının üstünden çok zaman geçmedi. Irak'tan da fotoğraflar geldi, ancak onlar bir zulmü belgeledikleri için, bu kadar "kendiliğinden", böylesine "tevile muhtaç" değildi. Uluslararası ajansların her birini bir zafer müjdesi gibi modern dünyaya servis yaptığı bu "Afgan kadını dönüşüyor" fotoğrafları, her ne kadar Batı medeniyetinin "Müslüman kadını özgürleştirme" yolunda attığı dev adımın sonuçları gibi intiba uyandırmaya çalışsa da, övgü ıslıkları ve hayranlık alkışlarının bile üstünü örtemediği, insanın içinde, zoraki dahil olunmuş kötülüklerin hissettirdiklerine benzer, sızı gibi bir vicdan azabı uyandıran bir manzara sunuyordu insanlığa: Başrolü doğu kadınını, senaryosu özgürleşme arzusunu gösteriyordu göstermesine de... Kimse, güçlünün güçsüzü ezdiğinden, bütün bir değer sisteminin yerle bir edildiğinden, beter bir haksızlıktan hiç bahsetmiyordu bu filmde. Sanki küresel bir dalavereyi hasıraltı etmeye yarayışlı bir kurgusu vardı. O kadın yüzlerinde, yakından bakılmadıkça görülemeyecek bir planın habersiz izleri saklıydı. Kimi kitaplar akla sadece söz düşürür de, bazıları az kullanılır bir patikayı sürerek, zihinde bir fotoğraf kadrajına yol alır. Bu tek kare, irkiltici bir metaforlar savaşını, yakıcı bir dil gaspını, köklü bir medeniyetin bütün değerlerinin düzenbaz hileler ve başdöndürücü vaatlerle altedilmeye çalışıldığı, büyük resmi görmeye mecbur bırakabilir insanı. O yüzden bazen kitapların söz tamam ama, zihni sağlamlaştırma babından görüntü bırakması iyidir. Nazife Şişman'ın yeni kitabı Küreselleşmenin Pençesi, İslam'ın Peçesi de işte, bana vaktiyle çok sarsıcı bulduğum bu fotoğrafları hatırlattı. "Pençe" metaforunu, yırtıcı hayvanların avlarını parçalaması örneğiyle, küresel sistemin merhamet yoksunu kuvvetlilerinin zayıfların üzerine çullanmasıyla açıklayan, pençenin darbe vurduğu yerden etrafa parçalanmış çoklu kimliklerin fırladığından bahseden kitapta, "peçe"nin ise, İslam Dünyası'nın fethedilemeyişiyle sembolize edilmesi, işte böylesi bir fotoğrafa ucu ucuna denk geldi. Kitabın derdi, cinsellik üzerinden benliğin keşfi ve kimliğin cinsiyetle tanımlanması. Kadın çalışmalarından tanınan Nazife Şişman, "Müslüman kadınların 'özgürleşme"si için, kadın bakış açısından bir İslam yorumuna gerçekten ihtiyacımız olup olmadığı sorarken, modern toplumlarda kadının rolünden, cinsiyet üzerinden kimlik tesis edilmesinden, önceki gün bu sütunlarda tartıştığımız "İslamcı Feminizm" kavramına ve Batı menşeli bu kavramın Müslüman topraklardaki algısıyla uygulama biçimine kadar, birçok konuda zihin açan incelemeler yapıyor. Hem kadınların kamusal alanda yer almasını olumlu karşılayan, hem de içtihadın İslami ilim geleneği içindeki yerine istinaden pek çok konuda olduğu gibi kadınlarla ilgili konularda da yeni düzenlemeler yapılabileceğini söyleyen, buna karşın "feminist" olarak adlandırılmaktan kaçınarak güzel konuşuyor, altını çizerek söylemek gerekir, kimseden de özür dilemiyor. Feminizme karşı Müslüman kadında oluşan ikircikli duygunun uğultulu sesini bastırarak, bir adım öne çıkan tek bir fotoğraf karesinin bıraktığı hisleri, önünüze tercüme eden bir kitap bu. Yüzyıllardır kimliklerin sağlığını bekleyen peçelerin nasıl tek vuruşta paramparça edildiği, o da olmadı, hangi küresel ikna metodlarıyla inceltildiğini merak edenlere. Ayarı doğru yapılmış bir kadraj gibi.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |