|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 29 ARALIK 2005 PERŞEMBE | ||
|
|
"Kıymetli Hocam, Allah razı olsun; gerçekten yazdıklarınızdan istifade etmemek mümkün değil. Arada ben de soru sorarak, en azından bir-iki bohçanın daha açılımını sağlamaya çalışıyorum.. Salı gününden itibaren kurban meselesine başlayacağınızı anons etmiştiniz; benim de size arz edeceğim bir sorum olacak; lütfederseniz. Allah rızası için yılın herhangi bir gününde kurban kesme ile Kurban Bayramı günleri içerisinde kesme arasında ne fark vardır? Kabul edelim ki, Kurban Bayramı günlerinin birinde kesmek önce Hz. İbrahim'in, sonra da Hz. Muhammed'in sünnetine uyuyor. İyi de mükelleflerin senede bir kere kesmesini gerektiren kurban ibadeti, ille o gün(ler) ile sınırlı tutulması hangi derecede şarttır? Başka bir deyişle, hacda olmayan bir Müslüman zenginin, yılın herhangi bir gününde Allah rızası için kestiği kurban ile Kurban Bayramı günlerinin birinde kestiği kurban arasında bir fark var mıdır? Neden? Selâm, sevgi ve dualarla Cenab-ı Allah'a emanet ederim." (Arif BİLGİN/eğitimci-yazar) Sorunuz, daha öncekiler gibi, gerçekten çok güzel, düşündürücü, ufuk açıcı ve ilginç. Kısaca cevaplamaya çalışayım. Kurban sözlükte, "yaklaşmak" anlamına gelir. Fıkıh ve ilmihal dilinde, bu sözlük manasına uygun olarak, "Allah'a yaklaşmak için kesilen hayvan" anlamında kullanılır. Kur'an-ı Kerim'de "mensek", "nüsük" ve "zibh" kelimeleri, bazen kurban manasına gelmektedir. Kurban kelimesi, geniş anlamda bütün kurban çeşitlerini, dar anlamda ise sadece udhiye (bayram) kurbanını içine alır. Eyyam-ı Nahir'de (Kurban Bayramı günlerinde) Allah'a yaklaşmak için, ibadet niyetiyle kesilen özel hayvanlara Udhiye denir. Kurban deyince, dilimizde, diğer türleri bir yana bırakılarak, sadece udhiye kurbanı anlaşılır. Ama hangi çeşit kurban olursa olsun, hayvan cinsleri ve kesim usulü, hepsi için aynıdır. Udhiye kurbanı, mutlaka Zilhicce ayının on, onbir ve (günbatımına kadar) onikinci (kurban bayramının ilk üç) günlerinde kesilmek zorundadır. Kurban Bayramı günlerinde kesilen kurban ile yılın diğer günlerinde kesilen "nafile kurban" arasındaki en önemli fark, yükümlülük ve lezzet açısından ortaya çıkar. Bayram kurbanını kesmek vacip, nafile kurbanı kesmek ise menduptur, iyi bir davranıştır. Nafile kurban kesmek, kişilerin imkânlarına ve tercihlerine kalmıştır. Hatta, udhiye kurbanı bile biri vacip, diğerleri zengin kişinin imkân ve tercihine bağlı istenildiği sayıda nafile olarak kesilir. Nafilenin tek sınırı, kişinin güç ve imkânlarıdır. Gerekli şartları taşıyanlara udhiye kurbanı kesmek vaciptir. Bu, sünnet-i ayn-ı müekkede (Peygamberimiz'in hiç terk etmediği sünnet) olarak ifade edilir. Bu tür sünnetler, Hanefiler tarafından, çok isabetli biçimde, kısaca "vacip" ya da "amelî farz" (uygulamada farz) terimleriyle karşılanır. Hz. Peygamber'in (s.a.) bizzat kurban kestiği nakledilir. Hatta bir hadiste, "Hali vakti müsait olup da kurban kesmeyen camimize yaklaşmasın" (İbn Mâce, edâhî, 2; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/321) şeklinde kesmeyenlere karşı sert ifadeler kullanmaktadır. Bu ifade, bayram kurbanı kesmenin ne kadar önemli olduğunu anlatan, en etkili ifadedir. İkinci farklılık, lezzet açısından kendini gösterir. Bütün kurbanların etleri, gerçekten de özel bir lezzet ve tat taşırlar. Ama özellikle udhiye kurbanının eti, bir başka lezzet ve bereket taşıyor. Bu lezzet ve bereket farkını, her Kurban Bayramı'nda büyük hayretlere düşerek yeniden yaşıyoruz. Aslında, diğer kurbanların etleri de sıradan etlerden daima farklıdır. Nafile kurban için şu hiç unutamadığım anımı paylaşmak istiyorum: Yeni araba alan bir dostum, bunun için kestiği kurbandan, birkaç parça eti bize getirmişti. Etlerin görüntüsü, hiç de iç açıcı gibi durmuyordu. Doğrusu, içimden değerli dostumu böyle et mi getirilir diyerek birazcık yadırgamıştım. Bu etlerle yemek yaptık. Hayatımda yediğim en lezzetli etlerden biri oldu. Belki de etin görünüşünü biraz beğenmezlik ettiğimizden olacak, Yüce Allah sanki bu ete özel bir tat katmıştı. Bundan sonra, hep bu anımı tazeleyerek, getirilen kurban etleriyle ilgili böylesine bir yadırgamada asla bulunmadım. Benzer tecrübeler, mutlaka başkaları için de vardır. Kurban etlerinin lezzeti, kasaptan aldığımız etlerden kesinlikle daha üstün; hatta mukayese bile edilemezler.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |