|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
WASHINGTON- Türkiye dünyanın en zengin kültür hazinelerinden birinin mirasçısı... Bunu bizler biliyoruz, bir de tarihe meraklı olan yabancılar... Siyasî tarihleri birkaç nesilden ibaret ülkelerle aynı coğrafyayı paylaştığı için, çoğu yabancı, Türkiye hakkında yanlış önyargılara sahip olabiliyor... Gelsinler, görsünler, bizi tanıyıp görüşlerini değitirsinler diye yerimizden kımıldamadan bekliyoruz... Dünya bu tür pasifliği artık kaldırmıyor. Oturduğumuz yerde önyargıları yıkamıyoruz. Yapılması gereken, ne isek onu, neye sahipsek o değerleri, dünyanın ayağına kadar taşıyıp sergilemek... Birkaç zamandır daha aktif bir sergicilik anlayışına sahip olmaya başladığımız bir gerçek... Geçtiğimiz yıllarda Londra'da açılan 'Türkler' sergisi öyle bir anlayışın ürünüydü. Son girişim ise, ABD başkentindeki itibarlı bir müzede yarın açılacak olan tarihî bir sergi. 'Stil ve Statü: Osmanlı Türkiyesi'nden İmparatorluk Kostümleri' adı verilen sergide, Osmanlı, günlük yaşayışa sinen yüksek beğeni düzeyi ile takdim ediliyor... Sergi adı olarak seçilen 'Stil ve Statü' anahtar sözcükler... Birkaç asır öncesinin giyim-kuşam örnekleri modern bir kavram olan 'stil' sözcüğünü gerçekten hak ediyor. Değişik kumaşlar ve farklı dikiş tarzları hemen fark ediliyor kostümlerde; standart ve tek düze olmayan bir hayat tarzının işareti olarak... Ancak, giyim-kuşam yalnızca çıplaklığı örtmek için değil Osmanlı hayatında, özellikle saray ve çevresinde giyilen her şey bir 'statü' sembolü aynı zamanda... Olayın bir de ekonomik yönü var. Kılık-kıyafetin ana malzemesini teşkil eden ipek Bursa kentini ihya etmişti. Bursa ve İstanbul'da ipekçilik geliştiği halde, Osmanlı, şaşaalı dönemlerinde, başka coğrafyalardan da hammadde ithal etmekten geri durmuyordu. İstanbul'a getirilen malzemeler burada işlenerek görkemli kıyafetler haline getiriliyor, bunların bir bölümü yabancılara da satılıyordu. İtalya'dan ipek ve kadife alınıyor, bu arada kürk ve ermin de ithal ediliyordu. Washington'da açılan 'Stil ve Statü Sergisi' ABD başkentinde Türkiye'nin Osmanlı geçmişine ilgi uyandırabilirse, sergiyi gezenler yanında olayı öğrenen Amerikalılar da muhataplarının zengin tarihinden haberdar olacaklardır. Türk-Amerikan ilişkilerinde zaman zaman girilen darboğazların en önemli sebeplerinden biri, Amerikalı muhatapların, Türkiye'nin geçmişini fazla bilmemeleri çünkü... Kılık-kıyafete verilen önem, o görkemi sağlayan kültürel ve ekonomik ortam, Amerikalılar tarafından hemen hiç bilinmeyen bir yönümüz... Türkiye'nin bu tür kültür hamlelerine ihtiyacı büyük. Devletin, elindeki tarihî birikimi, Türkiye ile ilgilenen her coğrafyaya taşıyıp insanlar önünde görücüye çıkartması akıllıca bir hamle. Bunun devam etmesi şart. Sıkıntı daha çok maddî imkân kısıtlamalarından kaynaklanıyor; bunu biliyoruz. 'Stil ve Statü Sergisi' bu bakımdan bir model oluşturabilir: Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı gibi devlet kurumları yanında, modaya yön veren tekstil alanında çalışan şirketlerin oluşturduğu kuruluşların işbirliği bu sergi için yeterli bir başlangıç teşkil etmiş... Ülkemizin en büyük sanayi grubu olan Koç Holding'in ilgi ve desteği ise dev masrafların çoğunun altından kalkılmasına imkân sağlamış... Smithsonian'ın sergi yeri olarak seçilmesi de anlamlı. Sıradan bir sergievi veya tarihle ilgisiz bir galeride bu değerli kostümler sırıtırdı; Smithsonian gibi itibarlı bir kurumun en önemli galerinden birini (Freer and Sackler Gallery) bu sergiye tahsis etmesi, girişimin daha ilk adımdan dikkate alınmasını getiriyor. Serginin arkasındaki isim olan değerli sanat tarihçimiz Nurhan Atasoy'a ve katkılarıyla bu güzelliklerin Washington'a taşınmasını sağlayan bütün kurum ve kuruluşlara teşekkür borçluyuz...
|
|
![]() |
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon Ramazan | Arşiv | Bilişim | Dizi |
© ALL RIGHTS RESERVED |