|
 |
ÇÖLDEKİ CEYLANLAR
Zeynüddin hacca giderken, çölde ağzında ekmek taşıyan bir karga görür, merak edip takip eder. Karga bir mağaraya girer. Karganın arkasından mağaraya giren Zeynüddin, içeride sırtüstü yatırılmış, elleri ayakları bağlı birisini görür. Karga, getirdiği ekmeği parçalayarak elleri ayakları bağlı bu kişinin ağzına vermektedir. Bir mağarada çaresiz bırakılmış bu zavallıya yardım eden karga işini tamamladıktan sonra da uçup gider. Zeynüddin: "Bu ne hal" diye sorar. O da; "Hacca gidiyordum, hırsızlar yolumu kesti ve bütün mallarımı aldılar; sonra gördüğünüz gibi ellerimi ve ayak larımı bağlayarak bu mağaraya attılar. Beş gün aç susuz bu halde kaldım. Sonra Rabbime duâ ettim. Bana bu kargayı gönderdi. Her gün yedirip içiriyordu" der. Zeynüddin ve karga tarafından beslenen adam birlikte hacc yoluna koyulurlar. Bir süre sonra çok susarlar ve yanlarında su yoktur. Çölde bir kuyu görürler. Kuyunun başında ceylanlar vardır. Bu işe çok sevinir ve hamd ederler. Kuyuya eğildiklerinde kuyunun suyu dibe çöker, ceylanlar da kuyunun başından uzaklaşırlar. Yanlarında ip ve kova yoktur. Ve niyaz ederler: "Yâ Rabbî! Ceylanlara ihsan ettin, biz ipe ve kovaya muhtacız.".. O zaman bir ses duyuldu; "Ey Mâlik! Ceylanlar bize tevekkül etmiştir. Biz onları sularız. Siz ise ipe ve kovaya tevekkül etmişsiniz. Siz de onunla su içersiniz" buyuruldu.
|
 |
|