|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Türkiye'de bir araştırma yapılsa ve halka Allah'a inanıp inanmadıkları, dinin kendi hayatlarında öneminin ne olduğu, din adamlarının hükümet kararlarını etkilemeye çalışmalarıyla ilgili ne düşündükleri, dini ibadetleri ne sıklıkla yaptıkları vb. sorular sorulsa alınan cevapların nasıl bir tablo oluşturacağı gerçekten merak konusudur. Hep tekrarlanan halkın yüzde 99'unun Müslümanlığı toplumun bir özelliğini ortaya koyuyor. Ancak bu Müslüman kitlenin dini konulardaki inanış, eylem ve eğilimlerinin aynı olduğunu ifade etmiyor. Tartışma dinin toplumsal alanda var olduğu biçimiyle kabul etme noktasında ortaya çıkıyor. Din var olan şekliyle mi kabul edilecek, yoksa siyasi otoritelerin tasarladıkları yerde mi olacak? Mesela modern dönemde egemen pozitivist/materyalist zihniyet, dini insanların vicdanlarında kalması gereken bir yüce duygu olarak görmüş. Bu kabulden hareketle siyasal projeler, ideolojiler ve yapılar tesis edilmiş. Modernitenin laiklik tartışmaları bu zihniyet temelinde cereyan etmiştir. Modernite dine bir yer tasarlamış ancak gelişmeler bu tasarımın başarısızlığını ortaya koymuştur. Modernitenin din konusundaki düşüncesinin ve tasarımının çöktüğünü görmek için meslekten bir uzman olmaya gerek yok. Tecessüs duyargaları açık olan herkesin bunu rahatlıkla görmesi hiç de zor değil. Hristiyan dünyada din ve siyaset… En son uluslararası kamuoyu araştırmalarıyla tanınan IPSOS adlı kuruluşun, siyaset-din ilişkileri ve kamuoyunun dini inanışla ilgili eğilimleri konusunda gerçekleştirdiği bir araştırma modernitenin din konusundaki tasarımının nasıl anlamsızlaştığını ve dinin sadece insanların vicdanlarında saklı bir duygu olarak kalmadığını ortaya koyuyor. On ayrı ülkede geçen ayın ortalarında Associated Press adına yapılmış olan araştırmanın ortaya koyduğu gerçekler siyaset-din ilişkileri ve modern dönemde dine bakışla ilgili üzerinde önemle durulması gereken bulgular sunmaktadır. Araştırmanın gerçekleştirildiği ülkeler şunlar: ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Avustralya, Kanada, Meksika ve Güney Kore. Dikkat edilirse bu ülkeler arasında Hıristiyan olmayan hiçbir ülke yok. Hatta Hristiyan dünyasına mensup Ortodoks ülkelerden hiçbir ülke yok. Bu bakımdan söz konusu araştırmanın daha çok Katolik ve Protestan ülkelerdeki siyaset-din ilişkileri ile kamuoyunun din eğilimlerini ortaya koymakta olduğunu belirtmek gerekir. Araştırmanın sonuçlarını bütün toplumlar ve dinler için genelleştirmek mümkün mü? Bu önemli bir sorudur. Muhtemelen benzer bir araştırma İslam ülkelerinde, Ortodoks toplumlarda ve diğer dinlere mensup yerlerde yapılsa bazı konularda benzer eğilimler, bazılarında ise farklı tutumlar ortaya çıkacaktır. Araştırmanın ortaya koyduğu eğilimleri tamamen geçersiz kılacak bir sonucun alınacağını sanmıyorum. Araştırmanın bulguları… Araştırmanın ortaya koyduğu bulgulara bakıldığında ülkeden ülkeye farklılıklar olduğunu görüyoruz. Bu farklılıklara burada yer vermemiz zor. Ancak bulguların ortaya koyduğu tablonun genel özellikleriyle ilgili birkaç noktanın altını çizebiliriz: - Bu ülkelerde toplumların yüzde 90 ile 60 arasındaki büyük kesimin Tanrı'ya inandıklarını ifade etmektedir. - Tanrıya kesinlikle inanmayanların oranı her ülkede farklılık göstermekte ve genel olarak yüzde 15-30 arasında değişmektedir. - Dini inanç insanlar için çok önemli görülmektedir. - Toplumların çoğunluğu din adamlarının hükümet kararlarını etkilemesine karşı çıkmaktadır. Özellikle Katolik ülkelerde din adamlarının hükümet kararlarının dışında kalmaları gerektiğine inananların oranı daha yüksektir. - Buna karşılık din adamlarının hükümet kararlarını etkilemesi gerektiğine inananların oranı küçümsenmemesi gereken bir büyüklüktedir. - Bu ülkelerde genel olarak din ve siyasetin ayrılığı ilkesi geniş bir kabul görmektedir. Bu duruma ister dinin yeniden dirilişi, isterse Tanrı'nın intikamı veya geriye dönüşü deyin dinin, insanların vicdanlarına hapsedilemeyecek bir toplumsal gerçeklik olduğunu ve insanların hayatlarını çok belirgin şekilde etkilediğini görmek gerekir. Bu durum sadece araştırmanın yapıldığı ülkelerde değil bütün dünyada böyledir…
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |