|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün bir açıklamasını okudum. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisinde Başkan Bush'la konuşulan konuların başında geldiği bilinen bir meseleye, sınırlarımızın ötesinde mevzilenmiş ama sınırlarımızın içinde eylem yapan PKK'ya ilişkindi. "Bakın şu şehitlerimize" diyordu Dışişleri Bakanı, ABD yetkililerine hitaben... Herhalde, "Bakın şu şehitlerimize ve hâlâ Irak sınırları içindeki PKK güçlerine karşı eylem yapmama kararınızı gözden geçirin" demek istiyordu. Türkiye bunu uzun bir zamandır ABD'ye söylüyor. Hatta Türkiye ile ABD ilişkilerinde son zamanlarda ortaya çıkan soğukluğun en önemli nedeni olarak bu mesele gösteriliyor. "ABD, PKK'ya karşı bir eyleme geçse, bir gecede ABD karşıtlığı yerini ABD hayranlığına bırakacak ama..." İşte, ABD nedense bu meselede ayak diretiyor. Ama ABD "Hayır" diyor. "Benim Kuzey Irak'taki PKK güçlerine karşı bir operasyon yapma düşüncem yok. Bu, sizin çözmeniz gereken bir mesele." Neredeyse Irak'ın işgalinden beri ABD yönetimi aynı şeyi söylüyor. Buna rağmen Türkiye'yi yönetenler, bürokratıyla, siyasi kadrolarıyla hep bir ağızdan bu talebi tekrarlayıp duruyorlar. ABD'li sivil asker yetkililerin yaklaşımlarında bir değişik olmuyor. Bunun son örneğini, geçtiğimiz günlerde Türk-Amerikan Konseyi'nin yıllık konferansında yapılan bir panel vesilesiyle öğrendik. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ABD'lilere hitaben, yine PKK'nın sadece terör örgütleri listesine alınmasının yeterli olmadığını belirterek, somut eylem gerektiğini söylemiş. Panele katılan ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral Peter Pace ise, çok açık bir şekilde PKK'ya karşı bir eylem düşünmediklerini tekrarlamış. Orgeneral Başbuğ buna rağmen, ''Şu ana kadar, örgüte karşı aktif eyleme geçilmemiş olması düşündürücüdür" demiş. General Pace ise bu sözlere karşılık, teröristleri öldürmenin tek başına çözüm olmadığını belirterek,''eğitim ve ekonomik programların'' önemine işaret etmiş. Başbuğ, konuyla ilgili sorular üzerine, Irak'taki ABD güçlerinin karşı karşıya olduğu zorlukların iyi anlaşıldığını, ancak bir yandan da PKK'nın, patlayıcı maddelerle saldırılarının arttığını kaydetmiş ve, ''en etkili eylem, askeri güçleri kullanmaktır. Ancak başka seçenekler de var'' demiş. Bu seçeneklerin ne olduğunu ise söylememiş. Zaten ilk seçenek olarak askeri güç kullanmaktan söz ettikten sonra diğer seçeneklerin bir önemi olmadığı anlaşılıyor. General Başbuğ devam etmiş: ''Biz diyoruz ki, zaman daralıyor. İki yıldan fazla zamandır sabırla bekliyoruz. Bir yandan kamuoyunun görüşleri var. Sokaktaki insan, ABD'nin eyleme geçmesini bekliyor. Bunu insanlara açıklamak, 2 yıl daha sabırlı olun demek çok zor'' Orgeneral Pace de, benzer bir soru üzerine, hiçbir askeri eylem konusunda takvim vermesinin söz konusu olmadığını söylemiş. Terörizmle savaşta, ''askeri eylemden önce her türlü seçeneğin'' değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, güvenlik, eğitim ve refahın sağlandığı, işsizliğin azaltıldığı ortamlarda terörizmin gelişemeyeceğini anlatmış. Pace, PKK veya başka bir terör örgütüyle mücadelede, bazı unsurların yok edilmesi için askeri kuvvete gerek duyulacağını, ancak işi veya umudu olmayan insanların terörist hayatı seçmemesi için askeri yöntemler dışındaki seçeneklerin de kullanılması gerektiğini vurgulamış. Sanki ders veren bir üniversite hocası gibi konuşmuş. Yaklaşık bir ay önce de ABD Büyükelçiliği Politika Danışmanı John Kunstadter, aynı konuyla ilgili bir soruyu aynı şekilde yanıtlarken çarpıcı bir benzetme yapmıştı: "Bazıları Kandil Dağı'na çıkmadığımız için hüsrana uğradı. Sanırım 1997'de sizin ordunuz da Kandil'e girmeye çalıştı ama maalesef başaramadı" demişti. Bu sözleriyle, meselenin sadece niyet meselesi olmadığını, fiili ve teknik bazı konuların da söz konusu olduğunu anlatmak istemişti. Bu noktada Gül'ün sözleri önem kazanıyor. Mesele çatışmaların hızlanmış olması, ölen genç sayısının her geçen gün artıyor olması. Türkiye'nin yeniden bir çatışma hatta savaş ortamına sürükleniyor olması... Gül'ün sözleri önemli, ama çok geç söylenmiş sözler. Çatışmalar bir yıldır devam ediyor ve hükümet bu meseleyi görmezden geliyor. Şimdiye kadar hükümet kanadından çatışmalarla ve çatışmalarda ölenlerle ilgili bir tek söz çıkmış değildi. Oysa son bir yıldır yüzlerce genç bu çatışmalarda hayatını kaybetti. Şimdiye kadar bu çatışmaları ve cenazeleri görmezden gelen medya da nedense Başbakan Erdoğan'ın ABD gezisi arefesinde artan kayıpları, çatışmalarda ölen askerleri ön planda vermeye başladı. Gül de meseleyi yeni öğreniyormuş gibi, "Bakın şu şehitlere" şeklinde bir açıklama yaptı. Orgeneral Başbuğ ne demişti? "Sokaktaki insan ABD'nin eyleme geçmesini istiyor. Bunu insanlara açıklamak ve 2 yıl daha sabırlı olun demek çok zor." Medya niçin birden bire çatışmaların önemli olduğuna hükmetti? Şimdiye kadar sabır mı gösteriyordu acaba? Bütün bu gelişmeler size de garip gelmiyor mu?
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |