AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
İstanbul

Gençliğimin İstanbul'u Eyüp-Beyazıt mekiğinden ibaretti. Gündüzleri Beyazıt, geceleri Eyüp... Ve bazen Beyoğlu, yani Cadde-i Kebir, şimdiki adıyla İstiklal Caddesi... Bir ay kadar önce geldiğimde Taksim-Tünel hattı güzergâhı seyir yerimiz olmuştu. Ve birkaç saatlik Eyüp Sultan ziyareti.. orada geçirdiğimiz çarpıcı, sarsıcı dakikalar... Bu kez, her şey Eyüp'e dönüştü. Katıldığımız televizyon programı, karşılaştığımız, görüştüğümüz arkadaşlar, dostlar.. Eyüp'ün manevî atmosferinde fena buldu. Tüm İstanbul, bu kez Eyüp'e kesti.

Bu işe mutluluk demek yetmez. Mutlulukta ne de olsa bir dünyevilik kokusu bulunabilir. Onun paylaşılabileceğini de önceden kabul edebiliriz. Oysa burada yaşanan manevî atmosferin paylaşılması tabiatı icabı mümkün değildir. O paylaşılamaz olanı başkalarının da yaşamasını istemek ayrı.. Ama o yaşantı nasıl paylaşılabilir? İki kişilik bir olay değildir o. Tut ki, miraçtasın: o yaşantıyı nasıl paylaşabilirsin? O yaşantının başkasına anlatılmasından bahsetmiyorum. O yaşantıyı kendi hayatına geçirebilme kudretini öne sürmek istiyorum. Nasıl mümkün olabilir bu?

Necip Fazıl'ın Çan Sesi şiirinde geçen: "Gördüm ki, adım adım, gölge gölge keşişler/Ebedî karanlığın mahzenine inmişler" beytini hatırlayın. Ancak keşişsiz bir mahzen düşünün, salt ebedî karanlıktan ibaret bir mahzen... Ve de bir nur mahzeni tasarlayın.. öyle ki, nur, zuhurunun şiddetinden yitmiş, karanlık olmuş.. mahzenin dibine doğru, görünmez bir el, bir kudret eli sizi, mahzenin derinliklerine doğru sürüklüyor. Yüreğiniz o kudret elinin dolambacıyla mahzenin derinliklerine doğru burgaçlar yaparak döneniyor. Kulağınızda, bir dostun sohbeti.. hâtiften ve öyle bir mesafeden fısıldıyor: cezbe, kemal, fuat, rabıta, şeyh, mürit, şeyhte kaybolma, resulde kaybolma, Allah'ta kaybolma, yeniden dünyaya dönme, irşat.. gibi kelimelerin geçtiği bir kelimeler anaforu, seller gibi kelimeler.. bunları kelime kelime aldığınızda hiçbir yere ulaşmayabilir, ama topunun kastettiği bir anlam yumağı Eyüp'ün çınarından Kabe'de Hz. İbrahim'in makamına kadar yuvarlanıp gidiyor. Belki arada, İslahiye'nin oralarda. Hz. Ukkaşe'nin makamında bir namazlık bir mola veriyor. Orada beşer vaktine göre üç saniyelik bir höykürüşten sonra yoluna devam ediyor. Ne ki, oradaki o üç saniye, salt zamana nispetle sonsuzluğu beş devir dolanıyor.. Padişahın mahrem odasında eda edilen iki rekatlık kudüm namazıyla şükrünüzü eda etmeye çalışıyorsunuz.. ama nafile.. ne secdeden kalkmak istemeyen alnınız, ne kalbinizin yöneldiği kıbleniz sizi yatıştırmaya güç yetiriyor.. Ben, buna gözü açık gitmek diyorum. Hayır, bu dünya hevesine karşı gözü açıklık ve açık gözlük değil anlatmak istediğim.. doyuma ulaşmayan manevî lezzet.. belki hiçbir zaman tadamayacağınızı bildiğiniz Hz. Ukkaşe'nin mübarek eliyle hazırladığı lokmanın hayal edebileceğiniz lezzetiyle telâfi edilebilecek bir doyum söz konusu olabilir.

Ve işte orada, elinizi uzattığınızda dokunabileceğiniz sandukanın bir kulaç altında O.. kimdir O? Allah resulü'nün hicretten hemen sonra, devesinin, evinin kapısına çöktüğü zat.... Ebâ Eyyub.. ensardan.. doksan yaşında İstanbul'u fethetmeye çıkmış kişi.. onun şehadet yeri.. O'na hiç bu kadar yakınlaşmadığınızı düşünüyorsunuz.. bunu düşünür düşünmez, kalbinize ani bir heyecanın hücum ettiğini fark ediyorsunuz.. İstanbul'da yıllarca yaşadınız.. güya.. öyle mi.. oysa hiç yaşamadınız siz.. öyle bir İstanbul hiç olmadı.. İstanbul, ancak, göz pınarlarınıza dolan yaşların İstanbul semasına yayılmasıyla İstanbul haline geldi.. anlamına öyle ulaştı.. bir de, Eyüpsultan sırtlarından Haliç'i seyreden üstat Necip Fazıl'ın nazarıyla.. onun, şeyh efendisinin tekkesinin eteklerindeki kabrinden feyezan eden nur haleleriyle.. İstanbul, İstanbul olalı, ancak o zaman İstanbul oldu: hüznün ve saadetin, ayrılığın ve kavuşmanın buluştuğu o zaman, o anda...


9 Haziran 2005
Perşembe
 
RASİM ÖZDENÖREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED