AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Başbakan'la Washington'da

İnsanların olayı neden o kadar büyüttüklerini anlamakta zorlandığım bir şaşkınlık süresi geçirdim. "Hadi, iyisin iyisin" diyordu dostlar... Daha ileri gidip yerimde olma arzusunu belli edenler de oldu. Ben ise farklı bir ruh hali içindeydim:.. Başbakan'la birlikte ANA uçağında Washington'a uçmanın büyütülecek nesi var?

Sonra aklıma geldi. Başbakan Tayyip Erdoğan epey uzun süredir uçağına kimseyi almıyor. Beraber seyahat etmek üzere eliyle seçtiği sekiz gazeteci arasında yer almak gerçekten önemli bir olay... O önemli olayı, gidiş yolunda, her ânının önemini bilerek yaşadığımı bilmelisiniz... Şimdi de sizlere yaşatmak istiyorum...

Ben uçaklardan anlamam, anlayanlar Airbus'ın bu CJ319 tipinin pek de âhım şâhım bir model olmadığını söylüyorlar. Neredeyse dizdize sıralanmış durumdaydık. Önde başbakan için daha geniş bir mekân bırakılmış, ama işte o kadar... Akla gelebilecek lükslerin tümünden mahrum göründü ANA uçağı gözüme... Her arzumuza yetişmeye çalışan, sunduğu hizmetin kalitesini ön planda tutan personeli dışında her şey sıradan bu uçakta; yani olması gerektiği gibi...

Sekiz gazeteciydik: Hasan Cemal (Milliyet), Murat Yetkin (Radikal), Aslı Aydıntaşbaş (Sabah), Nazlı Ilıcak (Tercüman), Fuat Bol (Türkiye), Bilal Çetin (Vatan), Ekrem Dumanlı (Zaman) ve Yeni Şafak'tan da ben... Hürriyet'ten kimsenin olmayışı sizin de dikkatinizi çekmiştir herhalde.

Son zamanlarda "Tayyip Erdoğan'ın danışmanları" diye bir takıntı var ya toplumda, onları 'hepsi birarada' görme fırsatını bu yolculukta buldum. Aslında o kadar da kalabalık bir kadro değil bu. En yakınında Mücahit Arslan bulunuyor; bu hiçbir işin yanlış gitmemesini üstlenmiş olma yakınlığı... Adana Milletvekili Ömer Çelik de bir başka 'yakın'; gazetecilerle ayrı ayrı görüşürken Başbakan Erdoğan, Ömer Çelik hep aynı mekândaydı. Bir de 'sözcü' sıfatıyla yeni atanan Akif Beki; o da ön bölümün süreklilerindendi... Yolda Washington'daki görüşmeler ve konuşmalar üzerinde çalışılırken Yalçın Akdoğan da ön bölüme sıkça girip çıktı...

Değişik konumlarda 'yakınlık' içerisinde başka başdanışmanlar da vardı uçakta: Prof. Ahmet Davutoğlu, Prof. Nabi Avcı, Prof. Hasan Tahsin Fendoğlu, Büyükelçi Rafet Akgünay ve tabii Cüneyt Zapsu... İstanbul Milletvekili Egemen Bağış da dış politika konularının sahiplerinden... Basınla ilişkilerin vazgeçilmezi Ahmet Tezcan bizimle ön bölüm arasında gidip geldi. 'Durum değerlendirmesi' yapmaları gerektiğinde bu kadro aramızdan kayboldu, ön tarafa geçti. Ekonomiden sorumlu devlet bakanı Ali Babacan'ın da Başbakan Erdoğan'ın yanıbaşında seyahat ettiğini düşünürseniz, hepsi birden çalışma ofisi haline getirilmiş bölüme nasıl sığabildiler, bilemem...

'Başbakanlık' veya "Başbakan'ın danışmanları" denildiğinde yalnızca yukarıdaki isimleri akla getirmek yanlış olur. Konuşma metinlerini hazırlamada büyük emekleri bulunan Mustafa Şahin de önemli bir isim. Türkiye ile sürekli bağlantı halinde bulunmayı sağlayan özel kalem görevlileri ile koruma kadrosunu da unutmamak gerekiyor... Tabii, bir de, heyetin sağlık sorunları ile ilgilenen genç Dr. Koray Gürsel...

Herkes "Gazeteciler de gezide" diye dikkatini üzerimize yoğunlaştırmış durumda, ama bir başka özellik (buna 'güzellik' de diyebiliriz) daha var bu gezide: İktidar partisi milletvekilleri yanında muhalefetin iki önemli ismi CHP'den Cevdet Selvi ile Birgen Keleş'in de konuklar arasında bulunması... Ankara Milletvekili Talat Karapınar, Çankırı Milletvekili İsmail Ericekli, İstanbul Milletvekili İnci Özdemir ve Konya Milletvekili Orhan Erdem de bu geziye katıldılar...

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül daha önce yola çıktıkları için bizden önce gelmişlerdi Washington'a. Şu sıralar Türk-Amerikan ilişkilerinin belli bir düzeyi koruması için çalışan 'American-Turkish Council' (ATC) adlı kuruluşun yıllık toplantısı var ABD başkentinde ve bakanlar toplantının önemli konuşmacıları arasındalar... Washington'a inildiği andan itibaren Başbakan Erdoğan'ın yakın çevresine bu iki bakan da katıldı.

Hani bazıları gözünde büyütüyor ya uçağı, gerçeği kulağınıza ben fısıldayayım: Kendisiyle birlikte seyahat eden sekiz gazetecinin hepsini birden Başbakan Erdoğan'la uçağın içinde medenî şartlarda buluşturmak mümkün olmadı. Bu yüzden, hepimizi ayrı ayrı kabul etti Tayyip Bey, birbirine benzeyen sorularımıza pek az değişen cevaplar vermek zorunda kaldı. Tam yedi defa, aynı sorulara muhatap kalmak ne demek, düşünün bir...

Tabii bu uygulamanın bir iyi, bir de kötü yönü var gazeteciler için: İyi yönü, hepimizi kendimizi özel bir mülâkat alıyor gibi hissettik; bu az bir his sayılmaz bir gazeteci için... Kötü yön ise, ertesi gün gazeteler ele alındığında 'kimin haberi ötekilerden daha göz alıcı' rekabetini canlı tutması; müsabaka gibi bir şey...

Uçağı gözünüzde büyütmeyesiniz diye bir küçük notum daha olacak: Bu tip uçaklarla Türkiye'den kalkıp hiçbir yere uğramadan Amerika'ya gitmek mümkün değil; ille bir başka yere daha uğrayıp yakıt ikmali yapmak gerekiyor. Giderken İzlanda'nın başkenti Reykyavik'ti o durak, dönerken de Brüksel'de kısa duruşumuz olacak...

İki gün sonra da dönüyoruz zeten.


9 Haziran 2005
Perşembe
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED