|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
* Hocam kardeşe zekât verilebildiğini biliyoruz. Ben evli bir bayanım. Anne ve babamla beraber oturan 26 yaşındaki kızkardeşime zekât verebilir miyim? Çünkü anne babaya zekât verilmiyor ve onlar da aynı evde oturup menfaat birlikleri var. Bu şekilde olmuyorsa, 'al bu parayı, eve kullanmadan kendine çeyiz eşyası al' denilse olur mu? Hayırlı günler. (Zehra Can) Yalnız sorunuzda benim bilemediğim durum, sizin zekât mükellefi olup olmadığınız ve kızkardeşinizin zekât ödenebilecek fakirler arasında yer alıp almadığıdır. Zekâtınızı ona vermeye niyetlenmenizden, sizin zekât verebilecek kadar zengin olduğunuz, kızkardeşinizin de fakirler arasında yer aldığı sonucunu çıkarıyor ve cevabımı da ona göre veriyorum. Akrabaya zekât ödenebilmesi konusunun bir özetini yaparak, sorunuzu cevaplamaya başlamayı uygun görüyorum. Zekât ödenebilmesi açısından akrabayı, iki grupta ele alabiliriz: a) Uzak Akraba: Nafakası zekât mükellefine gerekmeyecek şekilde uzak olan akrabaya, zekât ödenebilir. b) Yakın Akraba: Mükellef, zekâtını usûl ve fürûuna ödeyemez. Usûl, kişinin babası, dedesi, anası ve ninesi; fürû da oğlu, kızı, bunların çocukları ve torunlarıdır. Çünkü, bu gibi yakınlarına mükellef zaten bakmak zorundadır; ayrıca zekât ödemek gerekmez. Bunun yanında zekâtın sahih olması için gerekli olan mülkiyetin devri (temlik), bu durumda sözkonusu değildir. Fakat, onlara nafile sadaka ödemek, sadaka ve akrabaya bağlılık (sıla) sevabı kazandırır. Usûl ve füru dışındaki akrabaya zekat ödemek ise efdal(daha güzel)dir. Kızkardeş, zekât ödemenin efdal olduğu kişiler arasında, hatta -birazdan sıralayacağımız gibi- onların en başında yer alır. Zekâtı, öncelikle akrabaya ödemek efdaldir. Hz. Peygamber (s.a.), akrabaya vermeyi teşvik ederek şöyle buyurmuştur: "Yoksullara verilen sadaka, tek sadakadır. Akrabaya verilen sadaka ise, iki sadakadır. Biri sadaka, diğeri akrabaya iyilik." (Tirmizî, zekât, 26; Nesâî, zekât, 22, 82; İbn Mâce, zekât, 28) Akraba arasında gözetilecek efdaliyet ve öncelik sırası mükellefin, a) Erkek ve kız kardeşleri,
Akrabadan sonra efdaliyet sırası, fakir komşu ve meslektaşlarındır. Bunlardan itibaren, halka halka uzağa doğru gelişme gösterir. Bu açıklamalar ışığında, fakir olan kızkardeşe zekât verilebileceği ortaya çıkıyor. Zekâtın rüknü, yani farzı temliktir. Temlik, mülkiyetin, yani zekât olarak verilen şeylerin, zekât verilecek olana tam teslim edilmesidir. Bu temlik/teslim işleminden sonra, âyette yasaklanmış olan bir tür başa kakma durumu ortaya çıkmasını engellemek kaygısıyla (Bakara, 2/264), verilen zekâtın nereye harcanacağına dair şart koşulamaz. Zekât verilen, onu kendi meşru ihtiyaçlarından dilediğine harcayabilir. Kızkardeşinize ödeyeceğiniz zekâtı para olarak vermek yerine, doğrudan siz onun da görüşlerini bir şekilde alarak, ama kırılganlık ve alınganlık doğmasını engellemek için, zekât olduğunu mümkünse söylemeksizin (Bakara, 2/271), ihtiyacı olan çeyiz eşyasını alabilir ve ona teslim edebilirsiniz. Çünkü zekâtı, Hanefi mezhebine göre, zekâtın farz olduğu maldan veya onun tutarı para ya da zekât verilecek olanın ihtiyaç duyduğu şeyler olarak ödeyebiliriz.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |